Adalet, meşveret, liyakat

Malumunuz Pazar günü gerçekleşen halk oylamasında beklentilerin altında bir sonuçla yani yüzde 51,4'lük bir neticeyle millet 18 maddelik anayasa değişikliğine ‘Evet' dedi.

‘Beklentilerin altında' diyorum, çünkü gerek araştırma şirketleri gerekse de siyasilerin belirlediği en alt sınır yüzde 55 civarıydı. Hatta seçimin bir saat erken bittiği Doğu ve Güneydoğu'dan, yani Kürtlerin bölgelerindeki sandıklardan gelen sonuçlar, bu işin yüzde 70'lerle sonuçlanacağı intibaını oluşturmuştu.

Öyle ya, operasyonların yürütüldüğü, kimi şehirlerin şöyle veya böyle enkaza dönüştüğü bölgelerde seçmenler, bütün milliyetçi ve faşizan söylemlere rağmen bu yönlü bir artışla Evet'e destek sunuyorsa, batı bölgelerindeki bu destek daha yüksek olur diye hesaplanıyordu.  

Ancak öyle olmadı. Beklentilerin aksine, ‘hep hassasiyetleri ve etnik durumları övülen unsurlar', bu işe ‘Hayır' demişlerdi. Bu çok önemli bir değerlendirme konusudur. Milliyetçi ittifaklar ve ırkçı söylemler işe yaramamış hatta bir noktada oyların düşüşüne sebebiyet vermiştir. Belki de bu olmasaydı, Doğu'dan gelen oylar çok daha fazla olabilirdi.

Bence iktidar cihetinde daha doğrusu Cumhurbaşkanı ve ekibinin, yön ve yöntem belirlemeleri konusunda yeni bir resetlemenin zamanı gelmiştir.

Kürsü ve meydanlardan Türkiye'yi sadece Türkler'den ibaretmiş gibi bir havayla değerlendirenler veya öyle görenler burada bir kez daha yanılmışlardır. Çünkü çok önemsenen ve neredeyse ölüm kalım meselesiymiş gibi telakki edilen, Avrupa ve Batı'ya karşı mutlak surette bir cevap niteliğinde olan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şahsıyla ilgili bir oylamaya dönüştürülen referandumda Kürtler, önceleri verdikleri desteğin üzerine 10-15-20 puan daha ekleyerek çok önemli bir eşiğin aşılmasını sağlamışlardır.

Kim ne derse desin bir tek Evet'e destek sunan parti de HÜDA PAR olmuştur. MHP'nin güçlü bir şekilde ‘Hayır' dediği Osmaniye'den gelen sonuçlarla ortadadır. Osmaniye'deki ‘Evet' oranı yüzde 57.84 olurken, hayır oranı yüzde 42.16 olmuştur. Oysaki 2015 genel seçimlerinde AK Parti-MHP oy oranının toplamı 7 Haziran'da yüzde 80, 1 Kasım'da yüzde 81,4 olmuştu. İki seçimde sözü edilen iki partinin yüzdelikleri değişkenlik arz etmişse de, bu oylar kendi aralarında gidip gelmiş, başka bir partiye kaymamıştı. Ancak son referandumda bu oyların yüzde 23.56'lık kısmının ‘Hayır'a kaydığı gündüz gibi ortadadır.

Doğu'yla ilgili aritmetikte ise, iktidar ve HDPKK'nin çözüm sürecini başlattıkları, yani iktidarın HDPKK'yi Kürtlerin temsilcisi gibi gördüğü dönemlerdeki oy oranıyla şimdiki oy oranı yine dikkate değer bir konu olsa gerek. Bir kez daha anlaşılan, çözüm sürecinin sadece HDPKK'ye yaramış olduğu gerçeğidir.

Bütün bu sonuçlardan yola çıkarak atılması gereken adımların olacağı muhakkaktır.

Bir kere Bölge bazlı çalışmalar artık etnik söylemlerle değil, çözüm odaklı ve kucaklayıcı hamlelerle yapılmalı. Bunu yaparken ülkenin selametini düşünerek ‘Evet'e destek sunan HÜDA PAR'ın görüş, kanaat ve çözüm önerileri ehemmiyet arz etmektedir.  

HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu'nun referandum sonrası, ‘Adalet, Meşveret, Liyakat' çıkarımları, mevcut kadroların temizlenmesine yarayabileceği gibi, ülkenin yararına iş yapabilecek ‘liyakat' sahibi insanların hak ettikleri yerlere gelmelerine de kaynaklık edebilecektir. Tabi bütün bunların ‘meşveret' ile yapılabileceğinde şüphe yoktur.

‘Adalet' mefhumu ise çok daha geniş bir çerçeveye sahiptir. Bu kavram, hak edeni hak ettiği yere getirmek suretiyle ‘adil' davranmayı kapsadığı gibi, güçlü bir şekilde ‘Evet'e destek veren Bölge'nin insanlarının soğuk cezaevleri duvarları ardında çektiği çilelere dokunmak suretiyle ‘adalet' mekanizmasını çalıştırmayı da ihtiva edebilir, ediyordur.

Özellikle sadece inançları gereği, nesillerini koruma adına bölge insanının, bu uğurda gösterdiği gayretler sonucu boyladıkları hapisler, adalet mefhumuyla ilgili neşter vurulacak ilk göze çarpan konular arasında yer almaktadır.  

Sistemin yanlış dönen çarkları sonucu yıllarını içerde geçiren o insanların mağduriyetleri her geçen gün artmaktadır. Birçoğu dışarıdaki sevdiklerini bir bir kaybederken ‘adil' bir dünyada yaşadığımızı iddia etmek ne kadar gerçeği yansıtabilir.

Daha geçen gün, 23 yıldır cezaevinde bulunan Hayrettin Demir'in annesi Vehbiye(75) teyzemiz, oğlunun hasretiyle vefat edip hayata gözlerini yumdu.

Adalet mekanizmasının birçok gönül kapısını açacağı muhakkaktır. Bunu basite almak halkın gözünden ve Hakk'ın desteğinden düşmek için yeterli sebeptir.

Onun için biz de diyoruz ki, daha başka ve yeni zaferler için ‘Adalet, meşveret ve liyakat' şarttır.

Selam ve dua ile…

NOT: Yusufî oğlunun hasretiyle hayata gözlerini yuman Vehbiye Demir annemize Yüce Allah'tan rahmet, başta mahpus oğlu Hayrettin olmak üzere bütün ailesine, yakınlarına ve çocuklarına sabır diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.