1. YAZARLAR

  2. Sait ŞAHİN

  3. Ağlamak, neyin ölçüsüdür?
Sait ŞAHİN

Sait ŞAHİN

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ağlamak, neyin ölçüsüdür?

A+A-

Genelkurmay Başkanı’nın asker cenaze töreninde ağlaması, yeni bir gündem konusu oluşturdu. Kimi yazar ve siyasiler bu ağlayışı eleştirdi. Ağlayan ordu komutanı olunca, ağlamayı devam eden bir savaş açısından yenilgi olarak değerlendirenler oldu. Dolayısıyla “komutan ağlamaz” tezini ortaya koydular.

Komutan ağlamaz menfi yaklaşımını, Fetullah Gülen Amerika’daki sohbet konusunda ele aldı. “Vatan evladını kaybetme hadisesi karşısında bir komutanın ağlamasının doğal olduğunu, asıl zemmedilmesi gerekenin ağlamamak olması gerektiği” düşüncesiyle Genelkurmay Başkanı’na sahip çıktı.

Komutan ağlar mı, ağlamaz mı?      

Her insan ağlar, komutanlar da birer insan olduğuna göre onlar da gayet doğal ağlayabilir. Çünkü ağlamak insani bir durumdur. Ancak insanların ağlamalarına sebep olan şeyler farklılık arz eder. Kimi aşırı sinirden ağlar, kimi sevinçten ağlar, kimi üzüntüden ağlar, kimi elim bir olay karşısında rahmet duygusu ile ağlar, kimi manevi duygu yoğunluğundan ağlar…

Ağlamaların her türlüsü övülecek türden olmadığı gibi, hepsi yerilecek türden de değildir. Ağlamaya dair takdir, ağlama sebebine göre değişir. Ağlama, şahısların konumlarına göre değerlendirilecekse eğer, idare makamında olan şahıslar daha çok ağlamalıdırlar. Fakat ağlayışları rahmetten, merhametten ve idarelerinden dolayı Allah’a verecekleri hesap korkusundan olmalı.

Hatırlar mısınız, bir kız çocuğunun hayat hikayesini kendi dili ile anlatırken merhum Erbakan Hoca’nın ekranlara yansıyan bir ağlaması vardı:   

"Saadet Partisi Ankara hanımlar komisyonu, Ankara`daki varoşları ziyaret ediyor. Bu ziyaretler esnasında fakir, fukarayı yokluyor. Ben bunları gözyaşlarıyla dinliyorum geldikleri zaman. Bir tanesini anlatayım size. Ankara`nın Mamak semtine Güneydoğu Anadolu`dan 6 kişiyle beraber gelen bir aile... Duvar örecek imkânları yok, naylondan perde çevirmiş. İçine pılı pırtı koymuş, 6 kişiyle buraya yerleşmiş, kendisi de dahil. Bu adam 65 yaşında ve hasta, bu insanları beslemesi lazım. Partimizden gidiyorlar ve yardım ediyorlar bu aileye. Orada 8 yaşında bir kızla karşılaşıyorlar. Çocuğun halini hatırını soruyorlar. Kız çocuğu babası vefat ettiği için amcasının yanında kaldığını anlatıyor. Okula da gidiyor. Ama okulu iki kilometre uzakta. Okulun minibüsü var ama parası olmadığı için yürüyerek gidip geliyor. Amcam hasta olduğu için para kazanamıyor. O nedenle de ben sabahları bir tane zeytin yiyorum. Akşam üzeri de iki kilometreyi yine yürüyerek geliyorum. (Erbakan`ın dudakları titriyor, sesi buğulanıyor ve başlıyor ağlamaya)... Amcamın onuruna dokunmasın diye de mektepte yemek yedim diyorum. Halbuki param olmadığı için yemek yiyemiyorum` diyor"

Siyasi hayatının değerlendirmesi bir tarafa, merhum Erbakan Hoca’nın ekranlara yansıyan dudak titremesi ve boğaz düğümlenmesi şeklindeki bu ağlaması, benim gibi çoklarını da ekranları başında ağlatmış ve kendisine rahmet okutturmuştu. (Tekrar Allah rahmet etsin)

Aynı şekilde Ak Parti grup toplantısında Gazzeli çocukların dramını anlatan Başbakanın aktardıklarından etkilenen Bülent Arınç’ın ağlaması da idarecilerin ağlayabileceği ve de ağlaması gerektiğine dair bir örnek olarak hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Bahusus idareciler ağlamalı ki, insanları ağlatmasın ve onları şefkatle, merhametle idare etsinler. İdare ettikleri toplumların ahvali karşısında ağlamayan idareciler, hep toplumlarını ağlatmış ve onları zulümle idare etmişlerdir. Zulüm tarihi, kalbi katılaşmış ve ağlamasını unutmuş idarecilerin tarihidir.

İslam nazarında ağlamak, beşerin insanlığına delalet etse de hakkın ölçüsü olamaz. İnsani özellikler gibi ağlamanın da ölçüsü tevhittir, yani Kur’an ve sünnetin belirlediği ölçüdür. Sayısız Filistinli çocuk siyonist bombaları ile can verip, sakat doğarken bunlara ağlamamak ve kazara Yahudi çocuklara isabet eden bir bombanın kalbinde patlamasını hissedip ağlamak, tevhit ölçüsünce batıldır.

Her ağlama insanidir ve her ağlayan insandır. Ancak her ağlama hakkın ölçüsü olmadığı gibi, her ağlayan da hak değildir.

Köşemiz yeter gelmediği için ağlama hakkındaki Kur’ani ve Nebevi yaklaşımı başka bir yazıya bırakarak, tevhit ölçüsünce ağlamak duası ile…

Doğruhaber Gazetesi

 

Bu yazı toplam 796 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.