1. YAZARLAR

  2. Mehmet İkbal ATAK

  3. Arap Baharı’nın Yeni “TOP MODELİ” Mursi mi?
Mehmet İkbal ATAK

Mehmet İkbal ATAK

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Arap Baharı’nın Yeni “TOP MODELİ” Mursi mi?

A+A-

Arap aleminde esen “Bahar” rüzgarları üzerine çok şey söylendi. Ancak geleceğe damga vuracak stratejik perspektifler ortaya koyan derinlikli analizler ya çok az yapıldı, ya da görmezden gelinerek medya üzerinden girişilen “Toplum mühendisliği”ne kurban edildi.

 

“Bahar”la esen rüzgara yön tayin eden başlıca iki önemli etkenden biri, Suriye’de beynelmilel hesaplaşmalara dönüşmek suretiyle çıkmaza giren kanlı süreç; diğeri ise İhvan’ın adayı olarak Mübarek’ten boşalan koltuğa Muhammed Mursi’nin oturmuş olması oldu.

 

Bahar’ın başlamasıyla beraber “Model ülke Türkiye!”, kahraman olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ın “Top Model” olarak öne çıkarıldığı gümbürtülü bir süreç, Mursi’nin gelişiyle birlikte gündemden düşmeye başladı.

 

AKP modeli ve Erdoğan’ın Arap ve Batı basınında “Devrim fırtınalarına” dönüştüğü bir konumdan yine aynı mahfillerce indirilerek, “Mursi modeli”nin canlanmasıyla eş güdümlü bir şekilde yürürlüğe konulması, hiç de süren sürecin doğallığıyla bağdaşmış gibi görünmemektedir.

 

AKP modelinin baş tacı edildiği bir durum sürerken Mursi’nin işbaşına gelmesinden sonra AKP/Erdoğan’ın modellik erozyonuna uğraması, bir yönüyle Şam’ı devirme ihalesinin altından kalkamaması ile açıklanabilecekse de, bu arada ve eş zamanlı olarak Mursi’nin yıldızının da rekora koşması, kendi içerisinde cereyan eden doğallıkla açıklanabilir mi acaba?

 

Mursi’nin zor şartlarda göreve başladığı, cuntanın tehdit ve tahditleri arasında iş başına geçtiği, bilahare tehdit ve tahditleri bertaraf etme yolunda “iyi” denilebilecek ilk adımlar attığı, bu yolla da cüretkar denebilecek bir pozisyon elde ettiği, cüretkarlığının popülaritesine doping etkisi yaptığı doğrudur. Amerika’nın etki alanında, yine Amerikan hibeleriyle pozisyon icra eden bir askeri vesayete İhvan kökenli Mursi’nin had bildirme girişimi, tıpkı ABD vesayetinde pozisyon icra eden Türk generallerine had bildiren Tayyip Erdoğan rolünü çağrıştırdığı gibi ilginç bir rastlantı gözden kaçmamaktadır.

 

Türk generallere had bildirme safhasında Tayyip Erdoğan’a dizilen methiyeler, bugün için aynı yolda emin adımlarla ilerleyen Mursi için dizilmekte, bu da belki yeni “Top Modellik” için bir gereklilik olabilir, ancak bir rastlantı teşkil etmemektedir.

 

Mursi’nin Filistin meselesine karşı hassasiyeti, İhvan geleneğinin bir devamı olsa da, bunun ne derece Tayyip Erdoğan’ın Arap halklarının kahramanlığına giden sürecin benzerliğiyle doğrudan ilintili olabileceğini zaman gösterecektir.

 

Ama yine de HAMAS Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Marzuk’un Şark-el Awsat gazetesine verdiği demeç, Mursi’nin Filistin hassasiyetinin Tayyip Erdoğan’ın tribünlere hitap eden Filistin hassasiyetiyle çok da farklılık teşkil etmediği gibi bir sonuca işaret etmektedir.

 

Mesela Gazze’nin hayat damarlarından olan tünellerin Mursi’nin idaresindeki Mısır tarafından büyük oranda kapatılması, Mübarek döneminde kapatılan daha az sayıdaki tünel kapatmalara verilen tepkilere yol açmaması hayli düşündürücüydü.

 

Tünellerle ilgili Ebu Marzuk, “Mursi'nin cumhurbaşkanlığına gelmesinden sonra Hamas-Mısır ilişkileri iyileşti mi?" şeklindeki soruya "Mursi, Mısır’ın ulusal çıkarlarından hareketle çalışmaktadır. Son dönemde kapatılan tünellerin sayısının Mübarek döneminde kapatılanlardan daha fazla olduğunu düşünüyorum. Bu durum, net bir şekilde insanlara zarar verdi.

Cumhurbaşkanı Mursi, gece gündüz ülkesine hizmet ediyor ve Mısır'ın ulusal güvenliği için çalışıyor. Mursi'nin Filistin davasına itibar gösterdiği doğru; fakat şu anda önem verdiği temel husus, Mısır'ın karşı karşıya bulunduğu iç sorunları çözmektir

 

Tıpkı Erdoğan gibi… Filistin davasına vurgu yapmakla beraber, kendi ülkesinin çıkarını öncelemektedir.

 

Burada vurgulamak istediğim şey, ikisinin de parlamasına, hatta “kahramanlaşmasına” giden sürecin bir tür kopyala-yapıştır metodunun ürünü olduğudur. Düne kadar Erdoğan’ın bölgesel bazdaki her açıklamasını “Manifesto” tadında veren aynı ulusal-bölgesel medyanın bugün için Mursi’nin her adımını “keramete” bağlamanın heyecanını yaşaması ise varsın tesadüfler zincirinin son halkasını teşkil etsin!

 

Peki ama neden Erdoğan’ın kahramanlığına/popülaritesine çizik çeken irade, dikkatleri Mursi’ye çevirsin?

 

Evvela Erdoğan, “laik tavanlı – dindar tabanlı” bir model güzellemesinde ısrarcı olmasıyla “kahramanlık” servetini tüketme yoluna koyuldu veya koyduruldu. Oysa Bahar’la beraber kaynamaya başlayan bölge halkına laik-dindar ikileminden oluşturulmak istenen “siyasi aşure”nin çare olamayacağı, sosyal medyanın kahramanlığına adanan halk hareketlenmelerinin İslami hassasiyete daha fazla meyilli olduğu gerçeği, bölge mühendislerinin dikkatlerinden kaçmadı.

 

Laiklik tavsiyeleriyle kirlenen/kirletilen Erdoğan modelinin de bu meyanda AKP modelini yıpratıcı bir sonuca götürdüğü gerçeği gözlerden kaçmadı. Suriye’ye dönük politik açılım ise AKP modelinin aslında söylendiği gibi bölgesel bazda “Kün fe yekün” kudretinde olmadığı sonucunu deşifre etmeye yetti. 

 

Artan İslami eğilimleri kanalize etme, halk uyanışını uyuşukluğa evirme politikalarının en dip dalgalarla değişimin yaşandığı ülkelere etkide bulunma çabası, artık “laiklik tavsiyesi” ile tükenen değil, daha İslami görünümlü yeni bir “Top model” ihtiyacını gerektirdiğini iddia etmek herhalde absürt bir yaklaşım olmasa gerek.

 

Mısır gibi kaybedilmesi ABD-Batı ve israil için tahammülü mümkün olmayan bir ülkede Mursi’nin generalleri terbiye etmeye başlaması, tıpkı Ergenekon süreciyle başlayan generalleri terbiye metodunu akıllara getirmekte, bu da dışarıda daha iyi modellik yapması gereken “Eski modelin” içerde rahata kavuşması gibi Kahire’ye kaydırılan yeni model stratejisini akıllara getirmektedir.

 

Hiç kuşkunuz olmasın ki, bundan sonra ne AKP modelinin, ne de Erdoğan kahramanlığının artık esamesi bile okunmayacaktır.

 

Bundan sonra tüm siyasal ve medyatik şükranlar Mursi’ye amade kılınacaktır, kılınmaktadır da!

 

Şu ayırımı da zikretmeden geçmeyelim:

 

Mursi’ye biçilen rol ile Mursi’nin kendi “özgün” ajandası farklı olabilir. Denize düşen Amerika, son bir umutla Mursi’ye sarılmak mecburiyetinde kalmış olabilir. Buna karşın Mursi politikalarına getirilecek her eleştiri ya da şüphenin fırtınalar koparacağı da muhakkaktır.

 

Bir zamanlar Erdoğan modelliğine getirilen eleştiri ya da dile getirilen her şüphe de zaten debdebeli fırtınalara yol açmıyor muydu?!

 

Amerika’nın, “Siyahi Obama” stratejisini Erdoğan üzerinden yürüttüğü sürecin ortasında bölgesel bazda “AKP modeli” karaya oturmuş görünüyor. Bu da, Erdoğan’a bel bağlayan bölgesel potansiyelin şansızlığı olsa gerek. Umarız Mursi üzerinden yeniden sahnelenen ve daha fazla İslami enstantanelerle bezenmiş değişmeyen “Siyahi Obama” stratejisi bu kez netice verici bir tarzda iflas eder de Mursi’ye bağlanan ümitler boşa çıkmış olmaz.

 

Bu yazı toplam 1167 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
7 Yorum