​Cunta, Mursi'yi yavaş bir süreçle öldürdü

​Cunta, Mursi'yi yavaş bir süreçle öldürdü

Bitlis'teki basın açıklamasında Şehid Mursi’yi idam cezasıyla yargılayan Mısır cuntasının, karar çıksa bile bir cumhurbaşkanını idam etmenin siyasi sonuçlarına katlanamayacaklarını bildikleri için onu yavaş bir süreçte katlettiklerine vurgu yapıldı.

Bitlis Sivil Toplum Kuruluşları, Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin cuntanın mahkeme salonunda şehadete kavuşmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Kentte ayrıca Mursi için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Merkez Ulu Camii’nde Bitlis il Müftüsü M. Feysal Geylani’nin kıldırdığı gıyabi cenaze namazının ardında basın açıklaması düzenlendi.

HÜDA PAR’ın da destek verdiği basın açıklamasında darbeci Sisi ve ikiyüzlü Avrupa’ya tepki gösterildi. Sık sık tekbirlerin getirildiği basın açıklamasında, "Hiç değişmedin Mısır, zindanlarında hâlâ Yusuflar var.", "Ya Müntakim, bizi intikamına memur kıl.", "Ey Şehit, ardından nesiller kıyama duracak, şehadetin bize ‘diriliş’ olsun.", " Firavunlar ülkesinde ‘Mahkeme-i Kübra’ya kalan bir dava daha…" yazılı pankartlar açıldı.

Diyanet-Sen Bitlis Şube Başkanı Behzat Durak’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan basın açıklamasını, Medeniyet Platformu adına Cengiz Şahin okudu.

Şahin, Muhammed Mursi’nin 17 Haziran’daki duruşmada, haksız suçlamalara karşı hem kendini hem de davasını savunurken şehid olduğunu vurguladı.

Şahin, "Mursi’nin şehadet haberini dünyaya büyük bir neşeyle bildiren cuntanın dikkatlerden kaçırmaya çalıştığı gerçekler, cinayet ardından daha net ortaya çıkmıştır. Şehit Mursi, yıllardır böbrek, karaciğer ve şeker hastalıklarından muzdarip olduğu halde, tedavileri keyfi biçimde engellenmiş, olumsuz hapishane koşullarında durumunun kötüleşmesi beklenmiştir. Günün 23 saatini tek başına hücre hapsinde geçiren Mursi, hayatının ciddi tehdit altında olduğunu daha bir kaç ay önce bizzat kendisi mahkemede açıklamıştı. Şehit Mursi’yi idam cezasıyla yargılayan Mısır cuntası, karar çıksa bile bir cumhurbaşkanını idam etmenin siyasi sonuçlarına katlanamayacağını bildiği için onu yavaş bir süreçte öldürmeyi tercih etmiştir. 6 yıldır hapiste bulunan şehit Mursi, bu süre zarfında sadece 3 defa ailesi ile görüşebilmişti. Avukatları ile görüşmesi de çok sıkı ve keyfi şartlara bağlanmıştı. Bu görüşmelerin hepsinde özgürlüğü kameralar önünde ve kişi mahremiyetine saygısız bir biçimde kısıtlanmıştı." dedi.

Mursi’nin şehadeti sadece ailesini ve dava arkadaşlarını değil, tüm İslam dünyasını yasa boğduğuna vurgu yapan Şahin, Mısır’da unutulmaya yüz tutmuş zulmü de bir kez daha gündeme getirdiğini belirtti.

Şahin, "Mursi’nin 6 yıllık tavizsiz mücadelesi ve şehadeti bir kez daha göstermiştir ki, Mısır’da direniş ve mücadele devam etmektedir. Son bir asırdır zalimlere ve emperyalistlere karşı savaşan Mısır halkı, tüm sinmiş görüntüsüne rağmen şehitler vermeye ve hala ayakta olduğunu haykırmaya devam etmektedir. Mursi, Mısır’da Hasan El-Benna’dan itibaren devam eden lider kadrolarının hayatını ve mücadelesini şehadetle taçlandırma geleneğinin son halkası olmuştur." diye belirtti.

"Cunta yönetimi, fiziki delilleri yok etmiştir"

"Cunta yönetimi, olayın ilk anlarından itibaren Mursi’nin naaşını gizli bir yerde tutup, üzerinde kendilerine karşı suç delili olabilecek fiziki delilleri yok etmiştir." diyen Şahin, şu an en büyük beklentilerden birinin, Mursi’nin sistematik olarak ölümünü seyreden Birleşmiş Milletler’in en azından uluslararası bir soruşturma için harekete geçmesi olduğunu ifade etti.

"Mısır cuntasının hapishanelerinde 60 binden fazla mazlum insan daha bulunmaktadır"

Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye yapılan darbenin amaç ve sürecine değinen Şahin, şunları söyledi:

"Kısa süren iktidarı boyunca, sadece Mısır içindeki derin devlet ve hainlerle mücadele değil, uluslararası siyonist entrikalarla da mücadele etmek zorunda kalan Mursi, iş yapmasına izin verilmeden bir yıl içinde önce sokak gösterileri ile yıpratılmış ardından askeri cuntanın ellerine teslim edilmişti. 3 Temmuz 2013 tarihinde Abdülfettah Sisi, askeri darbeyle iktidara el koyduğunda, israil ve ABD desteğiyle, ilk günlerden itibaren kanlı bir baskı siyaseti uygulamış, her türlü yasa dışılık görmezden gelinmiştir. Rabia ve Nahda meydanlarında 2 bini aşkın insan katledildiği gibi,  alınan kararla, sivilleri katleden kişilerin ve bu ölümlerin soruşturulmasının önü tamamen kapatılmıştır. Binlerce insan gözaltına alınırken, bunların tamamı sistematik işkenceye uğramış ve yüzlercesi hapiste şehit olmuştur. Hali hazırda Mısır cuntasının hapishanelerinde 60 binden fazla mazlum insan daha bulunmaktadır. Batılıların desteğindeki cunta idaresinden son 6 yılda 2 bin 500’den fazla idam kararı çıkmış, bunlardan 165 tanesi infaz edilmiştir. Bunların tümü sessiz sedasız bir şekilde yürütülürken, geçtiğimiz şubat ayında 9 gencin idamı gizlenememişti. Hali hazırda 10 binden fazla muhaliften haber alınamamakta ve büyük ihtimalle yasa dışı infaza kurban gittikleri düşünülmektedir."

"Mursi’nin bu şehadeti, siyonistlerin Filistin ve bölge planlarından bağımsız değildir"

Darbecilerin dışarıda en büyük destekçilerinin ABD ve Avrupa Birliği; bölgedeki en önemli finansörlerinin ise Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri olduğunun altını çizen Şahin, "Siyonizmin bekçiliğini yapan Mısır cuntası, Batıdan ve özellikle Trump yönetiminden aldığı destekle ülke içinde her türlü hukuksuzluğu ve cinayeti işlerken, Mursi’nin şehadeti bu hukuksuz rejimin ve dış destekçilerinin bölgesel projelerinde yeni bir aşamaya geçtiklerinin işaretidir. Hapiste bile olsa meşru bir liderin varlığı, dengelerin her an değişebileceği Ortadoğu’da emperyalistlerin planlarını bozabilecek bir riski barındırmaktaydı. Yaşananlar göstermiştir ki, içeriden çıkma konusunda küçük bir ihtimal olsa bile, cunta ve onun destekçileri Mursi’nin ve onun liderlik ettiği Müslüman kadroların potansiyeli ile yüzleşmekten hala korkmaktadır. Mısır’dan gelen ekonomik ve siyasi göstergeler bu yozlaşmış rejimin ömrünün fazla uzun sürmeyeceğini göstermektedir. Sisi cuntasının ortadan kalkması halinde Mısır’da hapiste bile olsa Batı ve Siyonizm karşıtı bir alternatifin bulunması emperyalistleri huzursuz etmiştir. Darbecilerin dışarıda en büyük destekçileri ABD ve Avrupa Birliği olsa da, bölgedeki en önemli finansörleri Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Şu ana kadar Batılı ülkeler Mısır’a 30 milyar dolarlık silah ve teçhizat vermişler, Suud ve Emirlik yönetimleri de 14 milyar dolarlık yardım yapmışlardır."

Son olarak Mursi’nin bu şehadeti, Siyonistlerin Filistin ve bölge planlarından bağımsız olmadığına dikkat çeken Şahin, Mısır cuntasını bu kadar değerli kılan ise Siyonist rejimin korunmasında oynadığı rol olduğunu kaydetti.

Basın açıklaması, İTTİHADUL ULEMA Üyesi Emrullah Uysal’ın konuşmasının ardında yaptığı duayla sona erdi.

İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.