Derin devletin eliyle cezaevinden çıkarılan itirafçılar tarafından katledildi

Derin devletin eliyle cezaevinden çıkarılan itirafçılar tarafından katledildi

Bitlis'in Tatvan ilçesinde derin devletin cezaevinden çıkardığı itirafçılar eliyle katlettiği Molla Gıyaseddin Barlak, geride bıraktığı veciz sözleriyle hem şehadete olan özlemini dile getiriyor hem de önemli dersler veriyor.

Hayatı boyunca İslami dava uğruna mücadele eden, verdiği mücadelesini genç yaşta şahadetle taçlandıran Şehit Molla Gıyaseddin Barlak,  şahadetinden önce yazdığı veciz sözleri önemli dersler veriyor.

 

Molla Ahmet Barlak’ın oğlu olan Molla Gıyaseddin, 1966 yılında Batman’ın Gercüş ilçesi Yünkuşak köyünde dünyaya geldi. Çocukluğunu köyde geçiren Molla Gıyaseddin, beyaz tenli; saçı, sakalı, kirpikleri ve vücudu bembeyaz olduğundan gözleri iyi görmezdi.

 

Eğitim öğretim hayatına Gercüş’te başlayan Molla Gıyaseddin, okuldaki başarısı ve güzel ahlakı nedeni ile okul öğrencileri arasında sevilip sayılan biriydi. Okulundaki başarısı ile birlikte kendini İslami öğrenime adayan Molla Gıyaseddin, Kur'an-ı Kerim dersini alabilmek için camileri kendine mesken edinmişti. Kürdistan’ın birçok medresesindeki müderrislerden eğitim alan Molla Gıyaseddin, Cami kitabına kadar okudu. İmam hatip okulunu dışarıdan bitiren Molla Gıyaseddin, genç yaşına rağmen kısa sürede Kürdistan coğrafyasında dostların sevgisini, düşmanların da nefretini kazandı.

 

Zeki ve akıllı olan Molla Gıyaseddin, doktorluk, öğretmenlik, mühendislik, avukatlık gibi cazip meslekleri kazanacak konumundayken, o temiz ve imanlı bir neslin yetişmesi için imamlığı tercih etti.

 

1993 yılında girdiği imamlık sınavını kazanarak, imam oldu. Görev yaptığı Bitlis’in Tatvan ilçesindeki merkez camiinde, onlarca talebe yetiştirdi. Yaklaşık bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde Tatvanlıların yüreğinde taht kuran Molla Gıyaseddin, güzel ahlakı, İslami çalışmaları, cehd ve gayretleri nedeniyle İslam düşmanlığı yapan karanlık odakların hedefi haline geldi.

 

Cezaevinden çıkarılan itirafçılar tarafından katledildi

Molla Giyaseddin Tatvan’da İslami çalışmalarına bu şekilde devam ederken devletin içindeki derinler de boş durmuyordu. Onun bu çalışmaları onların da dikkatini çekmişti. Müslüman Kürt halkı üzerinde oynamak istedikleri oyunu Tatvan’da da sahneye koydular. Bunun için de Molla Giyaseddin’i hedef olarak seçtiler. Onu katledip, bölgede birçok Müslümanın kanına girmiş PKK'nin üstüne atarak, böylece burada da Müslümanlar ile PKK arasında yeni bir çatışma bölgesi oluşturmak istediler. Bu planlarını gerçekleştirmek üzere Bitlis Cezaevinde yatmakta olan bir itirafçıyı cezaevinden çıkarıp başka bir PKK itirafçısı ile birlikte ellerine silah vererek kendilerinden Molla Gıyasettin’i katletmelerini istediler.

 

Tarih 23.02.1994’ü göstermektedir. Aylardan mübarek Ramazan Ayı’dır. Molla Gıyasettin camide teravih namazını kıldıktan sonra hain pusudan habersiz olarak evine doğru yol alır. Molla Gıyasettin cami ile evi arasında derin odakların piyonları olan itirafçılar tarafından silahlı saldırıya uğrar, tekbir sedalarıyla ruhunu Rabbine teslim eder.

 

Molla Gıyasettin'in cenazesi Tatvan’dan Gercüş’e götürüldü. Orada büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. Naşını defnetmek için bölgenin birçok yerinden sevenleri gelmişti. Molla Gıyasettin, tekbir ve salâvat eşliğinde gözyaşları içerisinde Gercüş Mezarlığına defnedildi.

 

Molla Gıyasettin'in devlet içindeki derin yapılara bağlı polisler tarafından cezaevinden çıkarılan itirafçılar tarafından katledildiği, Hizbullah Cemaati'nin arşivinde ortaya çıkmış ve basında geniş yer bulmuştu.

 

Şehidin şehadetinden önce kaleme aldığı veciz sözler

“Hedefinde şeytan ve şeytaniler olmazsa attığın ok ya havaya gider ya da suya düşer. Âlim kişi, kendisine hürmet beklemez; ilmiyle amil olursa ne kendine xulam arar, ne de boş vakti olur.

 

Çaresizlikten dolayı girmedik ki bu aziz davaya, mecburiyetten dolayı da yürüyelim. Düşünüp de girdiğimizden candan severek yaşarız. Biz diriliş için Hz Hasan gibi hassas çalışıp da sabretmeli, Hz Hüseyin gibi de direnişin meşalesini yakmak içinde feda olmalıyız. Allah’ı bilmemin kaynağı, Kudretullah’ı tefekkür etmek. Allah’a (c.c.) inanmanın kaynağı da Hududullah’ı gözeterek Hükmullah’ı yaşamak demektir.

 

Yüce Allah’a kulluk eden kimseler ne bolluğa kanar ne de yokluğa yanar. Düşünmeden bilmek, inanmadan anmak, sevmeden yaşamak, tatmadan tapmak olmaz. Arınmak için çalışan kimse üzülmez. Adanmak için yaşayan kimse de bükülmez. Aziz İslam davası uğrunda yolumuzu aydınlatanlar, muhaceret ve zindan ehli olduğu gibi, bu aziz davanın bereketi olanlar da bu dava uğrunda canını candan canana kurban eden şehitlerdir.

 

Hüseyni demek; Hüseynin taptığına tapınılsın mücadelesini vermek demektir. Hüseyni demek; arınmak için çalışmak, adanmak için yaşamak demektir. Hüseyni demek; Mücadele süresi ayet 22 ile yaşamak, Ahzap süresi ayet 23 ile göçmek demektir. Hüseyni demek; sevilirken nazlanmamak, başarı elde ederken de şımarmamak demektir. Hüseyni demek; haddi aşmamak ve haktan çıkmamak demektir. Hüseyni demek; yapmış olduklarına karşı minnet etmemek olduğu gibi, yapıyor olduğuna karşı hizmet beklememek demektir.

 

Hüseyni demek; dününden pişman olmayan, bugünün meşakkatlerinden şüphe duymayan, yarından da endişe duymayan demektir. Hüseyni demek; hak bildiğini haktan uzak despotların arzusuna feda etmemek demektir. Hüseyni demek; cefada kasılmamak, sefada da mayışmamak demektir. Hüseyni demek; fedai olduğu yolda yürürken o uğurda feda olmak demektir.” gibi sözleriyle şehadete olan aşk ve özlemini dile getirmiş.   (Menderes Beysulen - İLKHA)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.