1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Diyetisyenlerden Ramazan'da beslenme uyarıları
Diyetisyenlerden Ramazan'da beslenme uyarıları

Diyetisyenlerden Ramazan'da beslenme uyarıları

Uzmanlar, Ramazan ayında oruçluyken sıvı kaybını önleyecek besinlerin tüketilmesini sahurda, yavaş sindirilen, gün boyu besleyici özelliğini sürdüren tam buğday ürünlerin tüketilmesini önerdi.

A+A-

Ramazan ayı ile ilgili İLKHA muhabirine açıklamalarda bulunan Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisyeni Hakan Toğuç, sahurdan sonra hemen uyumamaya, hurmayla oruç açmanın faydalarını, oruçluyken sıvı kaybını önleyecek besinlerin tüketilmesini, yemek çeşitlerinde çok aşırıya gidilmemesini ve Ramazan’da ekmek seçimi gibi birçok önemli konuda bilgi verdi.

Ramazan'da yaklaşık17 saat olan oruç süresince kişiyi sağlıklı tutacak en uygun beslenme düzenini sağlamak gerektiği ifade eden Diyetisyen Toğuç, “Oruç bizim için ibadet olan bir süreçtir. Bunun için sürecin değerlendirilmesinde asıl olan ibadettir.” diyerek, önemli açıklamalarda bulundu.

İftar ve sahurda beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğini ve burada nelere dikkat edilmesi hususunda bilgi veren Toğuç, “Günün 3 öğün tüketimlerimizin olduğu bir durumda, aniden Ramazan sürecine girmemizle beraber tükettiğimiz besinlerin dağılımları değişiklik göstermektedir. Günde üç ana, üç ara öğünü önerirken, bir anda oruç tutan bireyin 17 saat aç kalması sonucu, günü iki ana, iki ara şeklinde düzenleyebiliriz. Var olan üç ana, üç ara öğünü Ramazan ayı boyunca sağlıklı beslenme adına iki ana öğün, yani iftar ve sahur olarak iki ara öğünü de iftar sonrası ve sahur öncesi olarak da değerlendirebiliriz.” dedi.

Sahurdan sonra hemen uyumamaya dikkat!

Sahurdan hemen sonra uyumamaya gayret gösterilmesi noktasında uyaran Toğuç, “Sahur öncesi ve sonrası uyku durumu olduğu için sahurda öncelikle hafif besinlerin tüketilmesi gerekir. Örnek olarak süt,  yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmek, sebze ve karpuz gibi su içeren, kan şekerini belli bir seviyede tutan meyveleri öneriyoruz. Sahur yapıldıktan sonra hemen uyku durumunun olmaması önemli. Çünkü tüketilen besinlerden hemen sonra uyumak reflü durumunu arttırıyor. Bu da sindirim sıkıntılarını ve  mide rahatsızlıklarını oluşturabiliyor. Bunun için sahurdan hemen sonra yarım saatlik bir dinlenme, ev içi hafif yürüyüş veyahut sabah namazı kılındıktan sonra uyumaya geçilmesi gerekir. " diye konuştu.

İftarda hurma ve su ile başlama tavsiyesi

İftarda gastrit ve reflü gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşmamak için, ön öğün olarak iftara hurma veyahut su ile başlanması gerektiğini öneren Toğuç, “Öncelikle iftar vaktinde uzun süredir besin tüketmeyen midemiz, bir anda yoğun yağlı, yoğun acılı, yoğun baharatlı ve tuzlu besinlerle karşılaşırsa bu midemizde gastrit, reflü gibi rahatsızlıklara neden olacaktır. Bundan dolayı ön öğün olarak öncelikle hurma ve su ile başlanmalı. Hemen peşinden bir kâse çorba, bir dilim tam tahıllı ekmekle devam edebiliriz. Bunları tükettikten sonra da asıl öğüne geçebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Sıvı kaybını nasıl önleriz?

Yaklaşık 17 saat boyunca tutulan oruçla sıvı kaybını önlemek için, oruç öncesi en az 2 buçuk litre su tüketilmesini öneren Toğuç, “Yoğun yağlı, yoğun baharatlı, yoğun acılı besinler gün içerisinde susuzluğumuzu arttırıyor. Bununla beraber sahurda bunları tükettiğimizde aşırı su kaybı yaşadığımız için gün içerisinde yoğun susama, yoğun halsizlik yaşayabiliriz. İftar zamanında da henüz bu besinlere hazır olmadığımız için, aniden bunları tüketmemiz bir takım sindirim sistemi bozukluğuna yani reflü, gastrit ve kabızlık gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşabiliriz. Pişirme yöntemleri olarak da kızartma ve kavurmaların yerine haşlama, fırında pişirme ve ızgara usulü ile yemeklerimizi pişirebiliriz. Öncelikle sıvı alımına dikkat edilmeli, gün içerisinde 2 buçuk litre önerdiğimiz sıvı alma durumu olmalıdır. 17 saatlik bir süreçten sonra iftar ile sahur arası 7 saat kalıyor. Bu 7 saat içerisinde iftara ilk başlarken, çok yoğun sıvı tüketimi olmaması gerekir. Giriş aşamasında bir veya iki bardak su tüketimi olabilir, bunun ise çok soğuk ve çok sıcak olmamasına dikkat edilmelidir. Suyu daha çok yemekten yarım saat sonrası ile başlayan ve sahura kadar süren zamana yaymalıyız. Ayrıca tuzlu ayran, taze sıkılmış meyve suları ve taze sıkılmış sebze suları da bunun yanında tüketilebilir.” şeklinde belirtti.

Hurma ile oruç açmanın faydaları

Gazlı içecekler yerine, Peygamber Efendimizin de (sav) sünneti olan hurma ile oruç açmanın faydalı olacağına dikkat çeken Toğuç, “Öncelikle gazlı içecekleri  bizde hissettiren iki temel etken var. Birincisi, gün içerisinde kaybettiğimiz sıvı miktarı ve ikincisi ise gün içerisinde kaybettiğimiz şeker oranımız yani kan şekerimizin düşmesinden kaynaklanmaktadır.  Sıvı miktarımızın azalmasıyla beraber vücudun ihtiyacı olan sıvı ve şeker ihtiyacını karşılamak için de hızlı bir şekilde gazlı içecekler, yoğun şekerli yiyeceklere bir meyil vardır. Ama bizler hem usulümüz üzere, hem de sünnet gereği giriş aşaması için önce hurma öneriyoruz. Hurmayla beraber bir veya iki bardak su tüketimiyle beraber, vücut sıvı ihtiyacını ilk etapta karşılamış oluyor. Ayrıca hurmayla beraber bir sıvının tüketilmesi kan şekerini belli oranda yükselmesini yani ideal bir seviyeye gelmesini sağlıyor.” ifadelerini kullandı.

“Yemek çeşitlerinde çok aşırıya gidilmemeli”

Ramazan ayında yemek kültürü gereği iftar yemeklerinin çok çeşitli olmasının zararlarına değinen Toğuç, “Kan şekeri düşen bir birey hızlı tüketime meyledebiliyor ya da alışkanlığımız üzere çok hızlı tüketiyor olabiliriz. Ancak yeterli sindirim ihtiyacını karşılamadan hızlı bir şekilde besini mideye gönderirsek mide bunu sindirmede zorlanır. Tekrar bahsettiğimiz mide rahatsızlıkları meydana gelecektir. Öncelikle besin iyice çiğnenmeli sonra yutulmalıdır. Çok çeşitli yemek demek, aslında çok tüketim demektir. Çok tüketim demek de,  17 saat boyunca hiçbir şey almayan mideye aniden yüklenmek, yine aynı sindirim sıkıntılarını oluşturacaktır. Bunun için halkımız, Ramazan süresi içerisinde yemek çeşit sayılarını belli oranda tutturmalı ve çok aşırıya kaçmamalıdır. Misafirliğe gittiklerinde ise çeşit sayısı çok fazlaysa o zaman kendilerine çeşitlerden azar azar alarak orta tabak oluşturarak tüketmelidirler.” dedi.

Ekmek seçimi nasıl olmalıdır?

Kan şekerini dengede tutan tam tahıllı ekmeği tercih eden Toğuç, “Öncelikle şöyle bir tercihimiz olabilir; kendi çöreklerimizi, kendi evimizde yapabiliriz. Böylelikle yağ oranını kendimiz ayarlayabiliriz ki bu da daha sağlıklı olmuş olur. Bunun yanında beyaz unla yapılmış somun ekmekten biraz daha kaçınılmalıdır. Çünkü somun ekmek, kan şekerini hızlıca yükseltir ve gün içerisinde de kan şekerini hızlıca düşürecektir. Bundan dolayı biz bu süreçte buna dikkat etmemiz gerekiyor. Tükettiğimiz ekmekler tam tahıllı olmalı, pirinç yerine bulgur pilavı  tercih edilmelidir. Bunlar bizim gün içerisindeki kan şekeri seviyelerimizi belli oranda tutacaktır.” şeklinde açıkladı.

“Asıl olan ibadettir”

Son olarak, önemli konulara dikkat çeken Toğuç, “Bu oruç bizim için ibadet olan bir süreçtir. Bunun için sürecin değerlendirilmesinde asıl olan ibadettir. Asıl olan Ramazan yemeği ya da Ramazan'daki çeşitlilik kültür değildir. Bizler de var olan durumu kendi kendimize kontrol etmeliyiz. Gün içerisinde caddelerde, sokaklarda birçok besin çeşidi görüyoruz ve eve geldiğimizde iftarı açtıktan sonra bütün çeşitlerin tadına bakma ihtiyacımız olabiliyor. Burada öncelikle kendi kontrolümüzü sağlamalıyız. Bu besinleri istiyorsak bile bunların az yağlı olanlarını, az şekerli olanlarını, tuz ve baharat oranlarının düşük olanlarını tercih etmeliyiz. Doğal ürünler bizim için daha önemlidir. Kola ve gazoz gibi besinleri ise  arka plana atabilir veya tüketmeyebiliriz.” diye konuştu. (Yılmaz Sönmez-İLKHA)




 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.