Mirali YILDIRIM

Mirali YILDIRIM

Evet Kürtlerden bahsediyorum!

Vahyin topraklarında bir keşmekeş; emperyalist Haçlılar; Rus ve ABD hatta AB ülkeleri.. kalıcı olarak Vahyin Toprakları’ndayken; “bunun da sırası mı” yaftasını göze alarak Kürtlerden bahsedeceğim!

Yani bir teferruattan; ötekilerden; ümmet pazarlarındaki en ucuz belki de atıl bir şeyden bahsedeceğim!

Küçümseyenlere, ayıplayanlara aldırış etmeden diyeceğim; dememiz lazım. Çünkü Rabbimiz; kainatın esprisini bir sinekle idrakimize sunuyor! Dilsizler, körler ve belki de sağırlarımız için… İşte:  

“Allah, bir sivri sineği, hatta ondan daha küçük bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bu örneğin Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise, “Allah bu örnekle ne demek istedi?” derler. “Allah bu örnekle birçoğunu saptırır, birçoğunu da doğruya yöneltir” (Bakara/26) Tamam mı? Amennâ ve sadaknâ!

Kardeş sofralarda, iman dairesinde, iz’an ve hakikat terazisinde konuşalım. Kürt halkı nedir, neden konuşulmalı?

El-cevap: Kürt halkı, Ortadoğu’daki mukim milletlerdendir. Asayiş ve istikrarın anahtarıdır. Dört tarafı Acem, Arap ve Türk kardeşleriyle çevrili ama bu kardeşlerinin yaptıkları gibi Batı’nın karanlıklarına yönelmiş; küresel istihbaratların da istikrarsızlık ve bitmeyecek savaşlar için yakasından düşmediği/düşmeyeceği tükenmez bir hazinedir(!)

Görünürde kaderine terk edilmiş; hakikatte ise te’dip, tenkil, soykırım daha da kötüsü red/inkarlara uğramış tanımı zor bir millet.

“Li ser herba Sehaban mekin qal u qîl/ Cenetî ne hem qatîl u hem qetîl” (Sahabelerin savaşlarını konuşmayın/ Vuran da vurulanı da tümü cennetliktir) ifadesi gibi kilitli bir durum ama tersinden; kutsanma yerine linç yani..

Mazide böyle miydi? Hayır!

İslami Fetihler döneminde Kürtlerin bölgesi, Kürdistan’dı. Cumhuriyetin I. Meclisine kadar da durum aynı. İslami fetihler; maddi’den ziyade manevi fetih olarak zuhur ettiğinden; “fetih, fütuh, fütuhat, cihad, mücahid” kavramları da “güven ve kurtuluşun” adresleriydi. Bu yüzden; Fatih’in yöneldiği Konstantiniye, “Osmanlı sarığını..” arzulamış; İslambol olmuştu.

Konu için; Fetih sûresi tefsirleri, İbn Cerîr et-Taberî (310/923), Belâzürî(279/892-93) Fütûḥu'l-büldân eserleri incelenebilir.   

Fethedilen yerlerde zimmî statüsüne giren çeşitli inançlara mensup her sınıf, cins, renk ve ırktan gayri Müslimler dahi "Sizin dininiz size, benimki bana" (Kâfirûn-6) ayeti uyarınca can, mal, ırz ve namusları; kültür, ibadet ve mabetlerine hürmet edilmiştir. İslam; red ve inkarla değil; sulh ve selametini bütün dünyaya yaymaya ve uygulamaya çalışarak cihanşümul bir iktidar kurmuştur.  Esasen "Dinde zorlama yoktur" (Bakara-256).

Fetih; İslam mesajının önündeki engelleri kaldırmak, insanın kalbine ve aklına ulaşmayı mümkün kılacak ortamı hazırlamak anlamına gelir. İşgaldeyse korsanlık, inkar ve dayatma vardır. İslam ise tezini teklif eder; red ve inkarla tehdit etmez!

Peygamber(SAV)'e sorarlar: "Allah yolunda olan kimdir? Ganimet için harp eden mi, cesaretiyle şöhret arayan mı, ırkı için savaşan mı?" Resulullah: "Hiçbiri... Sadece Allah'ın adını yüceltmek için savaşan kimse Allah yolundadır" demiştir.

Emperyalist Haçlı;  engizisyon mahkemelerinde, Endülüs’te, Rumeli ve Balkan Müslümanlarına uyguladıkları “red-inkar, soykırım ve katliamların bedelini” ağır ödemiştir.  Yüzyıl, Otuz Yıl Savaşları ve iki tane Dünya savaşı gibi..

Bunu mu istiyoruz? Ümmet bu yükü kaldırabilir mi?

Bütün bunların ışığında baktığımızda hakikat şu: Müslüman(!) ülkelerde Batının mazide denediği acı ve ağır deneyimlerin tümü mevcut. Müslüman ülkelerdeki istikrarsızlık ve terörün kaynağı yine bu ülkelerdeki maziyi reddeden, değerlerle çatışan seküler eğitim, kültür ve rejimlerdir. Kürt Sorunu, bu halkın zapt edilemeyen temayülleri ve sair meseleler de bu muzırratların sonucudur.

Acem, Arap ve özellikle de -Sayın Cumhurbaşkanının şahsında- sorunların çözümü için yeterli birikim ve imkana sahip Türkiye; “baraj sorunu yaşayan zihniyetlerin” kem aklıyla değil; kafi kadim aklıyla bir davranmalı.

Fetih ve kardeşlik nazarıyla; materyalist işbirlikçisi halk nazarıyla veya komünist, kapitalist, liberal, İslam ya da her hangi bir din veya zihniyetle bakılsın Kürt bölgesinde yapılan yanlışlar var.

Bırakın köylerin adı; Kurikan, Hamikan, Qelemzin, Golan, Zexelan olarak kalsın. Kobani’nin, Efrin’in adına dahi tahammül edemeyen bir akıl tevhide ve istikrara götüremez.

Birlik ve kardeşlik adına mazlumların feryadıdır! Duyulması iz’andan; dinlenmesi imandandır!

“Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:/Elemim bir yüreğin kârı değil paylaşalım:

Beşiğinden alınıp parçalanan mahlûkât;/Sonra nâmusuna kurban edilen bunca hayat!

Müslümanlıkları bîçârelerin öyle büyük/Bir cinâyet ki: Cezâlar ona nisbetle küçük!

Sanmayın: Şevk-ı şehâdetle coşan bir kan var/Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!

Tükürün cebhe-i lâkaydına Şark'ın, tükürün!/Kuşkulansın, görelim, gayreti halkın, tükürün!

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!/Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!/Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayasız yüzüne!

Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!/Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:

Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün!/O da ALLAH’ı bırakmakla olur herzesini,

Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini/Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün

Bana Vahdet gibi bir yar-ı musaid lazım/Artık ey yolcu bırak, ben yanlız ağlayayım”(Akif) Wesselam!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.