1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. HÜDA PAR'dan gündem değerlendirmesi
HÜDA PAR'dan gündem değerlendirmesi

HÜDA PAR'dan gündem değerlendirmesi

HÜDA PAR'ın gündem değerlendirmesinde, Türkiye'nin IKBY ile ilişkileri, ABD'nin İsmail Heniyye'yi "terör listesine" alması ve Soçi zirvesine değinildi.

A+A-

HÜDA PAR Genel Merkezi tarafından yayımlanan gündem değerlendirmesinde, Irak Kürdistan Bölgesi (IKBY) ile ilişkiler, ABD'nin İsmail Heniyye'yi "terör listesine" alması ve Soçi zirvesiyle ilgili bilgilendirmeler yapıldı.

Türkiye ile IKBY arasındaki ilişkilerin, bağımsızlık referandumu sonrasında sıkıntılı bir sürece girdiğinin belirtildiği açıklamada, bu tarihe kadar IKBY, Türkiye'nin her açıdan en iyi komşusu, siyasi, iktisadi, stratejik ileri düzeyde irtibat ve ortaklıkların kurulu olduğu bir müttefiki iken, referandumla bir anda düşmanmış gibi linçe tabi tutulduğu bildirildi.

Açıklamada, "Neredeyse hiçbir konuda bir araya gelemeyen Türkiye, İran ve Irak yönetimleri tarafından Kürdistan yönetimi, siyasi ve diplomatik ambargonun yanı sıra hava sahasının da kapatılması suretiyle çok yönlü bir kuşatmaya maruz bırakıldı. Gelinen noktada Kürdistan yönetiminin diyalog çağrıları, Tahran ve Bağdat yönetimleri tarafından olumlu karşılanarak sorunların bir kısmı aşıldı. Üst düzeyde diplomatik ziyaretler gerçekleşti. Erbil ve Bağdat yönetimleri arasında 6 maddede varılan anlaşma sonucunda Kürdistan yönetiminin memur maaşları gönderilmeye başlandı." denildi.

"IKBY'ye yönelik bu yanlış politika bölge sorunlarının çözümüne hizmet etmiyor"

Türkiye'nin, IKBY'ye yönelik bu politikasını değiştirmesinin artık zorunlu hale geldiğinin kaydedildiği açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Türkiye'nin ısrarı nedeniyle bu ambargo sadece Barzani yönetimini değil, Kürdistan Bölgesi'ndeki Kürt, Türkmen, Arap ve diğer toplumların yanı sıra Türkiye'de yaşayan halklara yönelik de toplu bir cezalandırmaya dönüşmüştür. Bölge illerinin oda başkanları, ithalat ve ihracatta yaşanan yüzde 60'lara varan düşüşler nedeniyle ciddi ekonomik sıkıntıların yaşandığını ve bölge ekonomisinin çökme ile karşı karşıya kaldığını ifade etmektedirler. Bu durumun sürdürülebilir olmadığını ilk günden beri hep ifade ettik. Kürdistan Bölgesi'ne yönelik sürdürülen bu yanlış politikanın bölge sorunlarının çözümüne hizmet etmediği açıktır. Erbil-Bağdat arasında yaşanan sorunların Irak anayasası esas alınarak çözülmesini talep eden Kürdistan yönetiminin bu iradesi önemlidir. Türkiye'nin Kürdistan yönetimine yönelik bu politikasını değiştirmesi artık zorunlu hale gelmiştir."

ABD yönetiminin, Gazze'deki Filistin hükümeti eski başbakanı ve Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'yi "küresel terör listesine" aldığını açıkladığına değinilen açıklamada, Hamas'ın, ABD tarafından daha önce de "terör listesine" alındığı hatırlatıldı.

"Hamas'ın ortaya koyduğu irade, siyonizmin ve ABD'nin hesaplarını bozmuştur"

Bunun yeni bir durum olmadığına dikkati çekilen açıklamada, "Terör listesinde yer alan bir hareketin liderleri de doğal olarak onlara göre teröristtir. Hamas'ın Gazze'deki yönetimini feshedip, Filistin Uzlaşı Hükümeti'ni göreve davet ederek ortaya koyduğu irade, siyonizmin ve ABD'nin hesaplarını bozmuştur. Hamas'ın bu önemli hamlesi sonrasında ABD'nin Kudüs'ü siyonist işgal rejiminin başkenti olarak kabul etmesi ve İsmail Heniyye hakkındaki bu ilan, Hamas'ın bu adımını boşa çıkarmaya, El-Fetih ile birleşmesine mani olmaya ve meşru Filistin direnişini bitirmeye yönelik bir adımdır. Bu adım, aynı zamanda El-Fetih’e de bir gözdağı, birleşmenin vaki olması durumunda El-Fetih'in de terör listesine alınacağı tehdididir." ifadelerine yer verildi.

"Filistin'de vahdetin sağlanamaması, Filistin davasının en önemli açmazıdır"

Filistin'de vahdetin sağlanamamasının, yıllardan beri Filistin davasının en önemli açmazı olduğunun vurgulandığı açıklamada, "İki devletli bir çözümden ziyade siyonist işgal rejimi, Filistin'i federatif bir yapı olarak bünyesinde bulunduracak israil devletine doğru adım adım ilerlerken, Hamas'ın El-Fetih ile birleşme iradesini ortaya koyması, onları büyük bir tedirginliğe sevk etmiştir. Filistin'de vahdetin sağlanamaması, yıllardan beri Filistin davasının en önemli açmazıdır. ABD ile işgalci rejimin bu oyununun bozulması öncelikle Hamas ile El-Fetih'in duruşuna bağlıdır. İslam ülkelerini, İslam düşmanı ABD'nin aldığı bu ve benzer kararlara karşı Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya ve ABD'ye karşı ortak hareket etmeye davet ediyoruz." şeklinde bildirildi.

Rusya'nın Soçi kentinde Suriye Ulusal Diyalog Kongresi düzenlendiğinin belirtildiği açıklamada, burada, Suriye'nin geleceğini ilgilendiren kararların alındığı kaydedildi.

"Yeni anayasanın yapılması amacıyla bir konseyin oluşturulması kararı, toplantının en önemli sonucudur"

"BM yetkilileri, arabulucu ve garantör ülke temsilcileri ile yoğunluklu olarak Suriye’den rejime yakın temsilcilerin katıldığı zirveye, Rusya’nın sivillere yönelik bombardımanlarının devam etmesi ve Suriye bayrağının, kongrenin logosunda yer almasını protesto eden rejim muhalifleri katılmadı." denilen açıklamada, "Zirveye, Suriye toplumunun temsilcilerinin ve sahadaki aktörlerin hepsi katılmasa da Suriye'nin geleceğini ilgilendiren kararlar alındı. Sonuç bildirgesinde yeni anayasanın yapılması amacıyla 150 kişilik bir konseyin oluşturulması kararının ilan edilmesi, toplantının en önemli sonucu olmuştur." ifadeleri kullanıldı.

"Yerli unsurların tümünün uzlaşması ile bir anayasa yapılmalıdır"

Henüz uygulama alanı bulmamış olsa da yeni bir anayasa yazılması iradesinin, önemli ve desteklenmesi gereken bir karar olduğuna vurgu yapılan açıklamada, şöyle denildi: "Bununla beraber yeni anayasayı yazacak kurulun kimlerden oluşacağı hususu daha çok önem arz etmektedir. Bu kurulda tüm inanç ve etnik grupların temsil edilmesi gereklidir. Ülkedeki sorunları kökten çözecek, askeri yöntemleri tamamen devre dışı bırakacak, geniş tabanlı katılımcı bir siyasi yapının oluşması; adil, dengeli, sivil; tüm inanç ve etnik gruplarının haklarının korunduğu, uygulanabilir bir anayasa oluşturulmasına bağlıdır. Bu nedenle yerli unsurların tümünün uzlaşması ile bir anayasa yapılmalıdır. Garantör ülkelerin de bir dayatmada bulunmadan bu sürece katkıda bulunmaları hususu, bundan sonrası için belki de en önemli adım olacaktır."

İLKHA

Bu haber toplam 4415 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.