Kanlarını İslam Uğruna Akıtan Şehidlerimizi Rahmetle Anıyoruz

Kanlarını İslam Uğruna Akıtan Şehidlerimizi Rahmetle Anıyoruz

İslam davası uğruna mücadele ettiler. Maddi-manevi yardımlarıyla birlikte tüm vakitlerini İslam’ın izzetini korumaya ayırdılar. Bu da yetmedi canlarını bu uğurda feda ettiler. Şehadetlerinin yıldönümünde Şehid Şeyhmus Durgun, Şehit Bilal Yaldızcı ve Şehit

ŞEHİD ŞEYHMUS DURGUN

1954 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk ve orta tahsilini Diyarbakır’da tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Genel Makine Bölümü’nü bitirdi.Yüksek tahsili sırasında, o yılların İslâmcı öğrencilerinden biri olarak İslami faaliyetlerde bulundu. İdarecilik yaptı ve birçok konuda yazılar yazdı. Kaleme aldığı yazılardan birisi olan 15 Nisan 1978 tarihli ‘Bu Böyle Biline’ başlıklı yazısından dolayı 163. maddeden, ‘devletin temel nizamını İslâm’a uydurmak ve Türkiye’de İslâm devleti kurmak istediği’ gerekçesiyle yargılandı ve 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bundan dolayı tutuklanarak önce Bayrampaşa Cezaevi’nde, daha sonra da Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde hapsedildi. Çanakkale Kapalı Cezaevi’nde cezasını tamamlarken baskıcı rejimin zorba gardiyanları tarafından işkenceyle 23 Ekim 1985 Çarşamba günü şehid edildi. Şehidin naaşı 27 Ekim 1985 Pazar günü, çok sayıda arkadaşı ve ailesi tarafından Çanakkale Kapalı Cezaevi yetkililerinden alınarak 29 Ekim 1985 Salı günü, Diyarbakır’da Et Balık Kurumu Camii’nde kılınan namazdan sonra Diyarbakır Mardinkapı Asrî Mezarlığı’na defnedilir.

 

 

ŞEHİD BİLAL YALDIZCI

12 Eylül 1980 darbesi, İran devrimi ve Afganistan’ın Sovyet Rusya tarafından işgal edilmesi 80’li yılların en önemli üç olayıydı. Bu üç olay, gençliği oldukça etkilemişti. Özellikle Afgan cihadı, gençliğin birinci gündem maddesiydi. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’den de Afganistan cihadına maddi-manevi yardımlar yapılıyor bununla birlikte bir çok kişi cepheye giderek Sovyet Rusya’ya karşı savaşıyordu. Türkiye’den Afganistan’a gidenler arasında ilk şehid, Bilal Yaldızcı(Yıldız)’dır. 1967’de İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya gelen Bilal Yaldızcı, ailenin tek erkek çocuğuydu. İki de kız kardeşi vardı. Ailesi, tek erkek çocuk olması sebebiyle üzerine çok düşüyordu. Lise yıllarında Afganistan cihadıyla yakından ilgilenen her genç gibi Bilal’ın de yüreğinde fırtınalar kopuyordu. Kafasına koymuştu, Afganistan’a gidip mücahitlerin yanında Ruslara karşı savaşacaktı. Lise yılları hep mücadele ile geçti. Yaptıklarıyla, arkadaş çevresini ve ailesini oldukça şaşırtıyordu. Bu konuda kardeşi Zuhal Yaldızcı, “Bir gün eve gece yarısı geldi. Hepimiz merak içinde onu bekliyorduk. O ise gayet rahatlıkla içeriye girdi. Zaten meraktan iyice yorgun düşen annem, ağabeyimi sorularla boğdu. Biz, başına bir şey gelmesinden korkuyorduk. Fakat hiç ummadığımız bir cevapla karşılaştık. Diyor ki: ‘Anneciğim şu anda kabristandan geliyorum. Bu yaptığım şeyi, altı aydır sürekli yapıyorum. Amacım içimdeki ölüm korkusunu yenebilmektir. Gördüm ki doktoru, avukatı, zengini, fakiri hepsi orada ses çıkarmadan yatıyor.’ Ağabeyimin şehid olduğu haberi geldikten sonra, müdürlük yaptığı kursun masasında küçük bir not bulundu: ‘Allah’a şükür ölüm korkusunu yendim’ diye…” ifadelerini kullanıyordu.

KANINI AFGAN TOPRAKLARINA AKITTI

Bilal arkadaşlarıyla birlikte sürekli Bozdağ’a tırmanır. Bunu yapmasındaki amacı, Afganistan’a gittiğinde Hindikuş dağlarında zorluk çekmemek içindi. Liseden sonra Afganistan’a gitmeye karar veren Bilal, evden ayrılırken ailesine Pakistan’a üniversite okumaya gidiyorum, demişti. Bilal önce Pakistan’a, oradan da cepheye katılmak için Afganistan’a geçti. Pençir Vadisi’nde Ahmet Şah Mesut’un birliklerine dahil oldu. Ahmet Şah Mesut, kendisini çok sever ve ‘Abdullah misafir’ diye hitap ederdi. Hindikuş dağlarında Ruslara karşı yürütülen amansız mücadelenin her safhasında yer aldı. Dönüş vakti gelip çattığında takvimler 24 Ekim 1987’i gösteriyordu. Bilal hazırlığını yapmış, silahını teslim etmiş, arkadaşlarıyla vedalaşmaya hazırlanıyordu. Ahmet Şah Mesut’tan haber geldi. Bütün mücahit gruplar, Pakistan sınırına yirmi beş kilometre mesafedeki Rus garnizonunu kuşatacaktı. Bilal’ın içi bir tuhaf oldu. Bir türlü dönmek istemiyordu ve o kuşatmada ben de olmalıyım diyerek mücahit grupların arasına karıştı. 29 Ekim 1987 sabahı Bilal, Hz. Bilal’den muştu almışçasına sabah ezanını okudu. Bilal’ın yanık sesi Pençir Vadisi’nde dalga dalga yayıldı. Sabah namazı eda edildikten sonra harekete geçildi. İkindiye doğru Rus garnizonu kuşatıldı. Yoğun çatışmalar başladı. Silah sesleri, tekbirler birbirine karıştı. Kendinden geçen mücahitler, şehadete koşmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Bunların arasında Bozdağ’ın heybetli delikanlısı Bilal de vardı. Birkaç saat süren çatışmada Rus garnizonu ele geçirilmişti. Pakistan’la Afganistan arasındaki en büyük engel de ortadan kaldırılmıştı. Şehit Bilal, Afgan toprağına kanını akıtarak bu başarının mimarlarından biri olmuştu.

ŞEHİD RECEP GÜNEŞ

1972 yılında Bingöl’ün Yamaç Köyü’nde doğan Şehid Recep, küçük yaştayken taşındıkları Diyarbakır’da tahsil hayatını sürdürdü. Daha sonra burada Eğitim Fakültesine kaydını yaptırır. Lise yıllarında İslami camia ile tanışarak tüm vaktini İslam’a hizmete ayırır. Şehid Recep, İslam’a hakareti asla kabullenemez ve bu sebeple sıkça okulda kavgalara karışır. Bu kavgalarda hep ön sırada yer alır. Aktif ve durmak bilmeyen çalışmalarıyla nifakın inine çomak sokmuş ve İslam düşmanlarının hedefi haline gelmişti. Artık münafıkların tek amaçları gerçek yüzlerini ortaya koyarak onu şehid etmek olmuştu. Bir süre sonra 5-6 kişilik bir nifak grubu sopa ve satırlarla saldırarak onu ağır şekilde yaralar. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Şehit Recep, vücudunun her yerine işleyen yaralar ve beynine ulaşan darbeler sonucu 1 gün hastanede kaldıktan sonra, Rabbimizin, “Mü’minler gerçekten felah bulmuşlardır.” (Mü’minun: 1) müjdesine mazhar olarak arzuladığı şehadet makamına ulaşır. Ve onun şehadeti tarih boyunca yüzlerini saklamayı beceren nifakın çirkin yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmıştı. “Gerçekten münafıklar ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı da bulamazsın.”(Nisa: 145)
Allah ona ve tüm şehitlerimize rahmetiyle muamele etsin!

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum