1. YAZARLAR

  2. İbrahim DAĞILMA

  3. KİM BU HİZBUŞŞEYTAN, GÖRENİNİZ VAR MI?
İbrahim DAĞILMA

İbrahim DAĞILMA

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

KİM BU HİZBUŞŞEYTAN, GÖRENİNİZ VAR MI?

A+A-
“Bu son günlerde ümmetin olaylara bakışındaki sıhhat ya da sakat halini ayrıştıran imtihanı hangisidir?” diye sorulursa rahatlıkla “Suriye’dir” derim.

Bu öyle bir imtihandır ki nerede yer alacağı noktasında şaşırıyor insan! Çünkü söylenecek her söz, yapılacak her yorum derhal senin gruplaşan bir tarafın tarafı olmana yetiyor. Bu sebeple en doğru söz kanaatimce şudur:
Suriye halkı mazlum ve mağdur olup bir yönüyle Esed zaliminin zulmü altında inim inim inlerken bir yandan da kendisi üzerinden projelerini icra etmeye çalışan bilumum iç ve dış güçlerin, muhaliflerin deneme tahtası haline gelmiştir.

Bu konuda söylenecek söz muhakkak olmalıdır. Sözü söyleyen de iyice düşünüp tartmalı; birilerinin kendisini nerede gördüklerine, ne gibi etiketlerle ötekileştirdiğine aldırmadan bu konuda Allah`ın razı olacağı bir sorumluluk edasıyla hareket etmeli ve cümlelerini bu minval üzere seçmelidir.

Esed zaliminin yanında ne amaçla ve şekilde olursa olsun yer almak bir hata olduğu gibi resmen bir çözümsüzlük sarmalına doğru giden bu cephede ABD ve yavuklusu israil’in büyük planlarını görmeyip konuya Don Kişot misali bir kör dövüşle gitmek de onulmaz bir hatadır.
Hizbullah lideri Nasrallah`ın;
"Biz şu an Lübnan’ı, Filistin’i ve Suriye’yi savunuyoruz.

Suriye; ABD, tekfirciler ve ABD’nin bölgedeki unsurları tarafından devrilirse direniş kuşatma altına alınacak ve israil, şartlarını dayatmak için yeniden Lübnan’a girecektir. Şu an yaşanmakta olan bu savaşın iki tarafı söz konusudur. Birincisi ABD ve Batı eksenidir ki şu an geçmişi, bugünü ve geleceği yok etmekte olan tekfirci gruplara umut bağlamıştır. Diğer taraf ise direnişi destekleyen ve müzakereye çağıran devlettir.

Hizbullah; Amerika’nın, israil’in, mezar soyguncularının, göğüs parçalayanların yer aldığı cephede olamaz."
Sözlerinin söyler misiniz Allah aşkına neresi sıkıntılı ki Bekir Bozdağ, kendisinin ve hükümetinin iç ve dış politikada aynada görünen sorunlu ve bağımlı yüzünü görmeden veya görmek istemeden şu sözleri sarf edebiliyor:

"Çok açık, çok net buradan bir kez daha söylüyorum. Adını da Hizbullah`ın değiştirmesi lazım, hizbüşşeytan yapması lazım. Hem adınıza Hizbullah diyeceksiniz hem de tanımadığınız, bilmediğiniz masum kadınları, çocukları, yaşlıları öldürmek için harp ilan edeceksiniz. Böyle saçmalık olabilir mi? Böyle bir anlayış olabilir mi?"
Acaba şunu söylesek daha doğru olmaz mı?

Bekir Bozdağ “ABD ve israil ile aynı cephedeyiz.” diyemedi ve Hizbullah`ı hedef aldı. Çünkü bu ara İran ve Hizbullah, şer cephesinin yoğun propagandaları sebebiyle "tu kaka" edilip ötekileştirildi ya, artık amiyane tabirle `ağzıyla kuş tutsa da!` Sünni Müslümanlara yaranamazlar. O halde, “Şiilere ölüm!” mü dersiniz, "Üç Şii öldüren cennete girer!" mi dersiniz, kim tutar sizi?!

Yeter ki kimse ABD’nin koca bir İslam coğrafyasında yaptığı katliamlardan bahsetmesin, israil`in adım adım "arz-ı mev`ud" idealine yaklaştığını konuşmasın. Gerisi, atış serbest!

Peki, Hizbullah`a karşı böylesine şecaat arz eden Bekir Bozdağ, merd-i Kıpti gibi sirkatin de söyleyecek mi?
Örneğin, Esed`e aleni bir şekilde destek veren Rusya veya Çin`e de `hizbuşşeytan` diyecek mi?
Kenar-ı Dicle`de bir koyunu kurt kapsa endişesini sık sık dile getiren başbakanına Türkiye Hizbullah`ından tutuklu/hükümlü olanların haksız sürgünlerini ve evladını görememenin hasretiyle ölen anneleri hatırlatıp `hizbuşşeytan`lara keyif çattırmamak için elinden geleni yapacak mı?

Çözüm ve barış süreci denip de doğrudan ya da dolaylı ülkenin son otuz yıllık bilançosunda yetmiş bin kişinin kanına bulaşmış biriyle gönül rahatlığıyla masa başı muhabbetleri yapıp da acaba HÜDA PAR ve İslami STK yöneticilerine “Allah Taraftarı(!)” edası sergileyen biri olarak bu süreçte eften püften sebeplerle niçin astronomik cezalar verildiğini de yiğitçe bir edayla haykıracak mı?

Reyhanlı`da feci bir patlama sonucu ölenler dışında görgü tanıklarının da ifadesiyle kin ve öfkeyle linç edilen Suriyeli sığınmacılara `güven` zedelenmesinden dolayı özür dileyip gönüllerini alma yolunda gerçekten alicenaplık örneği sergileyecek mi?

Her karışı ABD üssü haline gelen şu gariban Anadolu`nun üzerinde iştahla dolaşan emperyal leş kargalarını deşifre edip “şeytan tarafından” fersah fersah uzaklaşacak mı?
Delili olan ve Allah`a karşı alnı açık ve gönlü rahat olan varsa beri gelip konuşsun. Yani, bir kadını fahişelikle suçlayıp onu cezalandırmasını isteyen İsrailoğullarına Hz. İsa`nın "İlk taşı içinizde hiç günah işlememiş olanınız atsın!" dediği gibi diyoruz. Sanki bir adım geri çekildiniz gibi...
Allah`a emanetsiniz!
 
 

 

Bu yazı toplam 643 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.