1. HABERLER

  2. GAZİANTEP

  3. GAZİANTEP

  4. Mukaddesata dil uzatılmasına karşı durunca katledildi
Mukaddesata dil uzatılmasına karşı durunca katledildi

Mukaddesata dil uzatılmasına karşı durunca katledildi

Gaziantep’te bundan 20 yıl önce lise son sınıf öğrencisi olan Mustafa Çoban, mukaddesata dil uzatanlara karşı koyduğu için hain bir saldırı sonucu şehit edildi.

A+A-

6 Haziran 1996 yılında İslami hassasiyetlere sahip olan lise son sınıf öğrencisi Mustafa Çoban, mukaddesata dil uzatanlara karşı koyduğu için okul çıkışı 5 kişilik bir grup tarafından bıçaklı saldırıya uğrayarak ağır yaralandı. Kaldırıldığı hastanede 7 Haziran günü sabaha karşı şehit oldu.

20 yıl önce mukaddesata dil uzatılmasına müsaade etmediği için şehit edilen Mustafa’nın babası Mehmet ile annesi Ayşe Çoban, oğullarını şehadetinin 20’inci yıl dönümünde İLKHA’ya anlattı.

90’lı yıllarda bölgede günbegün İslam Cemaatinin fertlerinin şehit edilme haberlerini alan Mustafa Çoban’ın sürekli, ‘Bende bu dava için Antep’in ilk şehidi olmak istiyorum’ diyerek şehadeti arzuladığını anlatan ailesi, onun her şeyden fazla Kur’an-ı Kerim’e düşkün olduğunu söyledi.

“Gece yarılarına kadar namaz kılardı”

Şehit Mustafa’nın çok ahlaklı, terbiyeli ve çevresi tarafından sevilen bir karaktere sahip olduğunu belirten baba Çoban, “Şehit Mustafa’nın Allah’tan tek istediği şehitlik mertebesine ulaşmaktı ve Cenab-ı Allah şehadeti kendisine nasip etti. Bizler üzüldük ama inanıyoruz ki Allah mekânını cennet eylemiştir. Oğlumun çok güzel bir ahlakı vardı. Dışarıdan eve geldiğinde Mustafa izin almadan kesinlikle içeri girmezdi. Kapıda beklerdi. ‘Gel oğlum’ derdim ancak öyle içeri girerdi. Çok terbiyeliydi. Kur’an’a çok düşkündü. Gece yarılarına kadar namaz kılardı.” dedi.

Şehit Mustafa Çoban’ın hep ‘Bende bu dava için Antep’in ilk şehidi olmak istiyorum’ diyerek şehadeti arzuladığını belirten anne Ayşe Çoban, oğlunun bu dünyada hiç gözünün olmadığını ve sürekli olarak tek derdinin sadece Allah (c.c) yolunda şehit olmak olduğunu belirtti.

Mustafa’dan önce dört erkek çocuğunu kaybeden anne Ayşe Hanım ise şunları söyledi: “Mustafa için Allah’a dua ettim. ‘Allah’ım! Mustafa’m yedi sene kucağımda kalsın’ yeter ki çocuğum büyüyene kadar kucağımda kalsın dedim. Oğlumu herkes çok severdi. Ben oğlumu bin bir zahmetle büyüttüm. Kendisini ben camiye Kur’an’a gönderdim. Dedim oğlum Kur’an’ı öğrensin.”

“Sürekli olarak ‘Allah’ım! Antep’in ilk şehidi ben olayım’ diye dua ederdi”

Ayşe Hanım, “Bir gün bana ‘Anne sen çok acı çektin, ben nasıl sana bir hayırlı evlat olurum’ dedi. Bize karşı çok saygılıydı. Erkek çocuk olmasına rağmen ev işlerinde bana sürekli yardım ederdi. Çok hayırlı bir evlattı. Sonra oğlum Ömer dünyaya geldi. ‘ Anne ben yalnız kalmadım, bir kardeşim oldu’ diyerek sevindi. Kendisi Allah’a kavuştu. Ömer ise bana kaldı. Benim oğlum yanlış bir yolda ölseydi ben ne yapacaktım. Hamdolsun benim oğlum Allah yolunda şehit oldu. Kendisi hep bunu ister, dua ederdi. ‘Allah’ım! Antep’in ilk şehidi ben olayım’ sürekli bu şekilde dua ederdi. Ben kendisine bazen öyle deme derdim. Bana ‘Anne sen bilmiyorsun peygamberler şehitlere zem zem suyunu ikram ederler’ bana hiç üzülme derdi. Ben namazı ve duaları bilmiyordum. O bana öğretti. Bana sürekli ‘Namazını kıl’ derdi.” şeklinde konuştu.  

“Oğlumun bu dünyada hiç mi hiç gözü yoktu”

Oğlu Mustafa’nın çocukları çok sevdiğini ve okuldan geldiği gibi camiye giderek çocuklara ders vermeye başladığını aktaran Ayşe Hanım, “Okuldan gelirdi. Kitaplarını bırakır hemen camiye giderdi. ‘Ben camide çocuklara ders vereceğim’ derdi. Ben oğluma Kur’an yoluna gitme diyemem. Çocukları çok severdi. Sürekli çocukların başını okşardı. Bana ‘Anne peygamberimiz sürekli çocuklarını başını okşarmış ve çocuklar da çok sevinirmiş’ derdi. Çocuklara hediye alırdı. Onun tek derdi yeter ki çocuklar camiye gelip Kur’an’ı öğrensinler. Oğlumun bu dünyada hiç mi hiç gözü yoktu. Allah, onu bizden daha çok sevdi.” diye konuştu.

Okulda kimi öğrencilerin kutsal değerlere hakaret etmesini hazmetmeyerek karşı çıkan Mustafa Çoban, bu duruşundan dolayı okuldan çıktığı esnada bir grubun bıçaklı saldırısına uğramış ve 7 Haziran 1996’da Rabbine kavuşmuştu.  (İbrahim Koçyiğit-İLKHA)


















 

Bu haber toplam 961 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.