1. YAZARLAR

  2. Mustafa AYDIN

  3. O benim resmi görüşümdü!
Mustafa AYDIN

Mustafa AYDIN

Çınar'ın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

O benim resmi görüşümdü!

A+A-

12 Eylül 1982 askeri darbesinin en sıkı günlerinde Ankara’dan Diyarbakır’a takım elbiseli, kravatlı bir adam gelir. Esrarengiz ziyaretçi kendisini havaalanından oteline götüren taksi şoförüne Diyarbakır’da hayatın nasıl olduğunu sormuş. Şoför de herkesin yeni askeri yönetimden çok memnun olduğunu, Türk bayrağından başka bayrak tanımadıklarını, teröristlerin hapse atılmasından sonra halkın çok mutlu olduğunu söylemiş. ‘Ben avukatım,’ demiş Ankara’dan gelen ziyaretçi. ‘Cezaevinde tutuklu müvekkillerim var. Mahkemeleri olduğu için onları savunmaya geldim.’ Bunun üzerine şoför ilk sözlerinin tam tersi bir havaya girmiş, büyük bir baskı olduğunu, can güvenliklerinin olmadığını, hapishanede işkence yapıldığını, insanların canlı canlı lağımlara atıldığını, dövüle dövüle öldürüldüklerini sayıp dökmüş. Ankara’dan gelen avukat dayanamayıp şoförün sözünü kesmiş. ‘Ama az önce tam tersini söylüyordun,’ demiş. Şoför de ‘Avukat bey, haklısınız,’ demiş. ‘o benim resmi görüşümdü. İkinci söylediğim de şahsi görüşümdür.”

 

Bu olay insanı güldürse de düşündürmesi gereken acı tarafları vardır. Çünkü bu ülkede yaşanmış haksızlıklar ve zulümler, insanları bu şekilde farklı kişiliklere bürünmeye sevk etmektedir.

 

Bu ülkede bir çok insanın, özellikle de Kürtlerin daima iki görüşü olmuştur. Bir resmi, bir de şahsi görüşü! İnsanlar bazen devletten korktukları için, bazen de toplumun baskısından çekindikleri için, sahip oldukları fikirlerini dile getirmekten çekinmişlerdir. Bu sadece fikir planında da değil, İnsanların mensup olduğu mezhep ve meşrep açısından da böyledir. Resmi kemalist ideolojinin dayattığı tekçilik, zamanla bazı insanların zihniyetinde de makes bulmuş, kendi mezhep, meşrep ve milliyetlerine mensup olmayanlara karşı bir tahammülsüzlük meydana getirmiştir.

 

Yıllar yılı Kemalist despotluk, bu ülkede insanların inanç ve kimlikleri üzerinden büyük baskılar kurmuş, düşünceler üzerine deyim yerindeyse prangalar vurulmuş, insanların kendilerini ifade etmelerine yönelik yasaklar koymuştur.

 

 

Tek devlet, tek ırk, tek dil vb. her şeyi tekliğe indirgeyerek, çoğulculuk anlayışı neredeyse suç olarak görülmeye başlanmıştır. Farklı dillerin, renklerin, kültürlerin Allah tarafından yaratılması ve dilemesiyle meydana gelmesine ve teklik sadece Allah’a mahsus olmasına rağmen, birilerinin yasaklarla bunları yok sayıp ortadan kaldırmaya çalışması, aslında Allah’ın iradesine karşı gelmek demektir. Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O'nun ayetlerindendir. Bilenler için bunda işaretler vardır. Rum-22 “…(Ey ümmetler!) Her birinize bir şerîat ve bir yol verdik. Allah dileseydi sizleri bir tek ümmet yapardı; fakat size verdiğinde (yol ve şerîatlerde) sizi denemek için (böyle yaptı)…”  Maide-48

 

Sünnetullaha aykırı bu tekçilik anlayışı, yukarıda da ifade edildiği gibi, daha sonra tek mezhep, tek tarikat veya tek cemaat gibi, dindar insanların zihniyetine de yansımış, kendi mezhep, tarikat veya cemaatine mensup olmayanları neredeyse düşman olarak görmeye başlamıştır.

 

 

Batıdaki bir şehirde yaşayıp Diyarbakır’a akraba ziyaretine gelen tanıdık birisinin, Şafii Mezhebine mensup olduğu halde, namazda Hanefi mezhebinin bazı hareketlerini taklit ettiğini fark ettim. Sebebini sorduğumda, “orada Şafii mezhebine göre ellerimizi rükudan önce ve sonra kaldırdığımızda ve tahiyyat okurken sağ elimizin işaret parmağını uzatıp diğer parmaklarımızı kapattığımızda cemaatten bazı kimseler “bu da ne mezheptir” diye tepki gösteriyor? Bundan dolayı bende bu konularda Hanefi mezhebini taklit ediyorum” dedi. Hala batı illerinde bir çok kişi Şafi mezhebine mensup olanları Müslüman bilmiyor!

 

Bir diğer hususta, İmanın 6 şartına alternatif olmak üzere ortaya konan Kemalizmin 6 ilkesidir. Kemalist inancın İslam dinine alternatif yeni bir din olarak tasarlanmasına rağmen, zamanla bir çok dindar insanın nezdinde bile bu ilkeler kabul edilebilir, tolere edilebilir hale gelmeye başlanmıştır. Hatta bazı ilkelerini savunur hale bile gelmişlerdir. Örneğin milliyetçilik ilkesi, Türkler dışındaki diğer etnik unsurları yok sayıp, dilleri dahil onların varlığını anımsatacak her şeyi yasaklamayı ve asimile etmeyi amaçlayan bir ilke olmasına rağmen, bu gün dindar bildiğimiz bir çok kesim tarafından milliyetçilik hararetle savunulmaktadır. Bu tip insanların bir kısmı Kürtçe konuşulduğu zaman, sanki suç işleniyor gibi tepki vermektedirler.

 

Kemalizm bu ülkede bir çok insanın zihniyetini dumura uğratmış ve sağlıklı düşünmelerine engel olmuştur. Zamanında Kürtlere olduğu gibi, dindar ve muhalif Türklere de bir çok zulmü reva gören bu proje ideoloji, zamanla özellikle dindar Türkler içinde itibar bulması, daha doğrusu bu tekçilik saçmalığının din kılıfı altında sahiplenilmesi düşündürücüdür. İnsanlar inandıkları gibi yaşamadıkları zaman, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar. Bununla da yetinmeyip kendilerini haklı gösterme adına, bu yanlışlarını başkalarına da dayatmaya başlarlar.

 

Osmanlı İmparatorluğu gibi çok uluslu, çok inanç ve kültürlü gelenekten gelen bir toplumun, bu şekilde bağnaz ve kendinden başkasına karşı tahammülsüz bir halet-i ruhiye içine girmesi, esasında Kemalist projenin toplumu dönüştürme politikasının başarılı olduğunu göstermektedir.

 

Sonuç olarak çoğunluk insanlar devletin, toplumun veya başka bir gücün baskısı ve zulmü karşısında, kendi düşüncelerini ifade edemediği zaman, bu sefer iki yüzlülüğe veya başka bir ifadeyle takiyeye başvurma yoluna giderler. Yani kendilerini olduğu gibi göstermekten kaçınırlar.

 

Elbette bunların istisnası vardır ve bu herkes için geçerli değildir. Peygamberler ve onların yolunu sürdürenler, daima haksızlığa, zulme açık olarak cephe almış ve gerçeği söylemekten çekinmemişlerdir. Çünkü onlar Allah’ın emriyle hareket etmişlerdir. Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.” Hicr-94

 

 Ancak bu seçkin insanların sayıları da maalesef daima az olmuştur.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 6887 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.