"Özgür" Olmaya Mahkum Muyuz?

Rabbim bizleri “sadece kendisine kulluk yapalım”(iyyake na’budu) diye yaratmıştır. Ancak O(cc)’na ortaklık iddia edenlerin buna itirazları vardır. Onlar sadece O’na kulluk edilmemesi için ısrarla Müslümanları kulluktan azad etmek adına “özgürleştirme” çabası içerisindedirler. Şeytani düzenin belirgin vasıflarından biri de budur. Şeytan neyi emretmiş ise onu emretmek, neden nehyetmiş ise ondan nehyetmek.


Hatırlayınız, minik yavrularımız okullarına şeytanın neyhettiği başörtüleri ile gittiklerinde mikrofon uzatılan muhterem büyüklerin muhterem eşleri bu davranışları “provokatörlükle” tavsif etmişlerdi. Kendileri de başörtülü oldukları halde bir MKYK üyesi hanım efendi de benzer şeyleri söylemişti. Ancak aynı zevat Diyarbakır’da şeytanın emrettiği çıplaklığın teşhiri, teşyii eylemine hiç seslerini çıkartmamışlardır. Minik meleklere itirazı olanların kraliçelere(!) söyleyecek bir sözleri yok mudur? Yüksek rakımlı tepelerde oturmanın bedeli böyle mi ödenmektedir. Maalesef 47 STK’nın sesi yüksek rakımlı tepelerden çıkan bir ses kadar yankı bulmuyor. 


Son zamanlarda gelişen “özür diletme ve silah bıraktırma” işlerinde bit yeniği arayanları tahkir edenler bu işlere ne derler acaba. Türkiye’nin gücünü görememek, küçük düşünmek ve ABD’yi gözünde büyütmekle suçlananlar gerçekten bu işlere bir anlam veremiyorlar. Ortadoğu’ya şekil vermeye muktedir olanların ve israil’in adeta bacaklarını kıranların, bu kraliçe(!) bozuntularının bacaklarını Diyarbakır’da teşhirine neden itiraz edemediklerini anlayamıyorlar.


Şeytanın emrettiklerini “işittik ve itaat ettik” diyerek yerine getirenlere özgürlükçü ve hoşgörülü yaklaşımlar sergileyenler, aynı hoşgörüyü Aczimendilerden neden esirgerler? Aczimendilere hakarete varan saldırılarda bulunmayı üstlerine vazife gören Müslümanlar, şeytanın pisliklerinden olan “çıplaklığa” neden ses çıkaramazlar?


Diktatörlere Ateş püsküren büyüklerimiz “Azerbaycan’daki hicab direnişi liderlerinden mücadeleci İslam âlimi Hacı Tale Bağırov’un rejim karşıtı konuşmalarından dolayı tutuklanmasının ardından, şimdi de camilerin kapatılmaya başlandığı belirtildi.
Azerbaycan’ın Maştağa kasabasındaki Hz. Ebul Efezl Ağa camisinin kapatıldığı, caminin kapatılmasının Azerbaycan Din İşleri Devlet Komitesi ile başkanlığını Allahşükür Paşazade’nin yaptığı Kafkas Müslümanlı İdaresi tarafından alındığı belirtildi.” haberine bir açıklamada bulunurlar mı? Diktatörlüğün kriterlerini sorgulamamızın zamanı gelmedi mi? Mesela Aliyev’e diktatör diyebilmemizin şartları nelerdir? Cami kapatmak, bunun için yeterli değilse daha ne yapılması gerekiyor. Yoksa diktatörlüğün tek kriteri ABD düşmanlığı mıdır?


“Özür diletme ve silah bıraktırma” işlerini Osmanlının ayak sesleri olarak niteleyenlere bir hatırlatma:  “Ben ki kırk sekiz krallığın hakanı Kanuni Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım rapora göre memleketinizde dans namı altında kadın erkek birbirine sarılmak suretiyle alameleinnas icra-i luğbiyat yapılmakta olduğu mesmu-u şahanem olmuştur. Hemhudut olmaklığımız dolayısiyle, iş bu rezaletin memleketime de sirayeti ihtimali müvacehesinde Name-i Hümayunum yedinize vusülünden itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Ordu-yu Hümayunumla gelip men’e muktedirim!”


Şimdi bu makama aday gösterilenler, Diyarbakır Valisine bir talimat göndererek bu rezaleti durdurabilirler mi?

Gönderemezlerse neden, kimden korkarlar? Hak’tan mı? Halktan mı? Yoksa Şeytan aleyhillanenin yeryüzündeki kılıcı olan ABD ve AB’den mi? Çok daha vahimi yoksa bunu “rezalet” olarak görmezler mi?
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.