Papalık ve küresel sistem (1)

Avrupa Birliğinin 27 devlet ya da hükümet başkanı, birliğin 60. Yılı münasebetiyle Vatikan'da bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sert tepki gösterdi: “AB üyesi ülkeler, Vatikan'da bir araya geldiler. Papa ne zamandan beri AB üyesi oldu? Haçlı ittifakı kendini eninde sonunda gösterdi. Siz Türkiye'yi Müslüman olduğu için içeri almıyorsunuz.”

Erdoğan, Vatikan buluşmasından dolayı “Haçlı ittifakı” vurgusu yapıyor haklı olarak; ama bu çelişkileri görmemizi ve sorgulamamızı da engellememeli.

Bu 27 ülke yöneticisinin içinde Çipras gibi Marksistler, Hollande gibi sosyalistler de vardı; ama hiçbiri Vatikan'da Papa Franciskus'un başkanlığında toplanmakta bir beis görmedi.

Papa Franciscus da toplanmanın ruhuna uygun olarak “AB'nin Hıristiyan köklerine” vurgu yaptı.

Avrupa'da din-devlet ilişkilerini ve sosyal hayatta dinin rolünü düşündüğümüzde kafamız karıştı tabii.

Bu arada, İngiltere'nin AB'den ayrılması, bu konuda Amerika'nın İngiltere'ye destek vermesi sonrası “Vatikan Buluşması” daha bir ilginç geldi.

“Yaşlı Avrupa” umudunu Papalık kurumuna mı bağladı?

Peki, Papalık kurumu ve o makamda oturan kişi bu umutlar karşısında ne yapabilir?

Sorularımızı şimdilik burada bırakıp biraz geçmişe gidelim.

Kardinal Jorge Mario Bergoglio ismi üzerinde duracağız. Arjantinli Katolik din adamı…

1973'te, “İsa Tarikatı”nın Arjantin sorumlusu olarak atandı. (Bu tarikat daha çok Cizvitler diye tanınır.)

General Jorge Videla'nın askeri diktatörlüğünün hâkim olduğu dönemde (1976-1983) Arjantin'deki en üst dini makamda bulunan kişi Jorge Mario Bergoglio idi.

Bergoglio, yargısız infazlar, işkence ve kaçırmaların çokça yaşandığı dönemde askeri cuntanın en büyük destekçilerinden oldu.

Askeri darbenin en önemli destekçilerinden biri de ABD Dış İşleri Bakanı Henry Kissinger idi.

Cuntanın bağlantılarını daha iyi anlamak için kabinedeki kimi üyelere de bakmak gerekir. En dikkat çekici isim Arjantin iş dünyasının bir üyesi ve David Rockfeller'ın yakın dostu olan Ekonomi Bakanı Jose Alfredo Martinez de Hoz idi.

Bergoglio, cuntadan sonra da kariyerindeki yükselişe devam etti.

Önce Buenos Aires piskoposu sonra başpiskoposu oldu. Papa 2. John Paul, bir Cizvit olan Bergoglio'yu 2001'de kardinalliğe atadı.

Profesör Chossudovsky'den bir alıntı:

 “2005'te, insan hakları avukatı Myriam Bregman, 1976'da iki Cizvit rahibin kaçırılmasında askeri cunta ile işbirliği yapma suçlamasıyla Kardinal Jorge Bergoglio'ya karşı bir ceza davası açtı.

Yıllar sonra, “Kirli Savaştan” kurtulanlar Kardinal Jorge Bergoglio'yu rahipler Francisco Jalics ve Orlando Yorio ile birlikte sorumluluk bölgelerindeki altı kilise üyesinin kaçırılmasına karışmakla açıkça suçladılar. (El Mundo, 8 Kasım 2010).” (Global Research,  Michel Chossudovsky)

Kaçırılanların bir kısmının ağır işkencelerle öldürüldüğünü belirtelim.

Jorge Mario Bergoglio 13 Mart 2013 Vatikan'da “papa” olarak seçildi ve Franciscus adını kullanmaya başladı.

Böylece Papa Franciscus'un “Mario Bergoglio” olduğu dönemde küresel emperyalist sistemin hangi ayaklarıyla beraber olduğunu gördük.

Ama Bergoglio, Franciscus olarak da boş durmadı ve ilginç adımlar attı.

İnşallah sonraki yazıda devam edeceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.