1. YAZARLAR

  2. Mustafa CANAN

  3. Şizofrenlerin mabeyninde, büyüyen çile
Mustafa CANAN

Mustafa CANAN

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şizofrenlerin mabeyninde, büyüyen çile

A+A-

 Şizofren, içe kapanma, içinde bulunduğu olumsuz hali mümkün mertebe sadece kendisine arz etmek demektir. Malum hali kendisine arz etmesi gerçeklerle barışık olduğu anlamına gelse de, gerçeklere ilgi gösterdiği anlamına gelmiyor. Belki de arzu etmediği ve beğenmediği gerçeklerin iç dünyasında kopardığı fırtınalardan dolayı kendi dünyasında mahpus kalıyor. İşte,  gerçekler ve hayaller, yok oluş ve varoluşun mabeyninde gelgitler yaşayan ruhun sessiz çığlığıdır resmettiğimiz. Ne yaptığını bilmeyen, eylem ve operasyonlarının getirileri ve götürülerinden bihaber olan şaşkın adam misalidir. Dününden yeterince ders çıkarmayan, bu gününü berhava eden ve yarınına kast eden müflis adam misalidir.

Ne demek mi istiyorum. Bu haleti ruhiye içinde divaneden öte divane olan, aklını pazara çıkarıp tekrar aklını parayla alan zevatlardır, mevzu bahis olan.

Bireylerin şizofrenliği alışılagelmiş, bilinen, tedbiri alınabilinen, tedavisi yapılabilinen bir durumdur. Fakat grupların, örgütlerin ve kurumların şizofrenliği çok da rastlanan, kabul edilebilecek, yeterince tedbiri alınabilinecek bir durum değildir.

Aklını pazara çıkarıp tekrar aklını alanlar, aldıkları akıllarında kazdıkları hendekler sayesinde ucubeye döndü. Anlaşılmaz, güvenilmez, saldırgan, tahammülsüz ve “dediğim dedik” portrelerini biraz daha pekiştirdiler.

Sahi bu hendekler, Kürtler ve Kürdistan namına, barış ve demokrasi, gelecek ve insan hakları namına hangi artıları iktiza ediyor.

Eğri otursak da doğru konuşmaktan vazgeçmeyelim. Kürdistan'ın bağrında açılan bu hendekler kimin hayat şartlarını zorlaştırıyor, kimi bunaltıyor, kimi sınırlıyor, kimin ulaşımının altına dinamit koyuyor. Bu gerçeği görmek, söylemek çok mu zor? Mahallelere ulaşımı adeta bir patikaya dönüştüren hendekler ve barikatlar, hendeklere ve boşaltılmış evlere konulan onlarca kiloluk patlayıcılar aklın ürünü, insaf, vicdan ve iz'anın ürünü olabilir mi? Kendisine güvenmeyen, uğrunda savaştığını iddia ettiği halka güvenmeyen, bundan dolayı hayatı onlara zehir eden örgüt bir düşünün. Örgütün şiddete meyilli, hendeklerin ve barikatların Kürt halkını çile ve perişanlığa sürüklediği realitesine gözü kapalı veya bu manada içine kapanık olması, şizofrenlik değil de nedir?

Diğer bir şizofren, süreç adı altında safiyane bir yaklaşımla kargayı besleyen, karganın saldırıları karşısında kargayla beraber başkalarını da mağdur eden devlettir, söz konusu olan.

Süreç boyunca her tür haksızlığa, suikasta, anarşiye, sindirmeye göz yuman; hendekler kazılırken ve barikatlar kurulurken gevşek davranan, iş işten geçtikten sonra celallenen hakim otoriter güç olan devlettir, bu hastalığın belirtilerini üzerinde taşıyan.

Ha bu arada, sosyal olan devlet neleri gerektirir; örgütün baskısından ve sokağa çıkma yasağından dolayı günlerce okula gidemeyen, belki de gidemeyecek olan öğrencilerin derslerden geri kalınışını yetkililer nasıl telafi etmeyi düşünüyor. Bunların kâr ve zararı, getirisi ve götürüsü ne kadar masaya yatırıldı. Yoksa yetkililer yaşanan mağduriyetlere kayıtsız mı kalacak, “duymadım, görmedim ve bilmiyorum” u oynayacaklar.

Hadi anladık, şizofrenik davranış sergileyenlerden normal davranış beklemek kabahatimiz, peki hani nerde bunların (a)akilleri?

Her ne şekilde olursa olsun halkın ekonomi ve eğitim başta olmak üzere maddi, manevi kaybını asgariye indirecek bir plan, proje yok mu?

Mesela eğitimi aksayan, eğitim ve öğretim yapılmayan okulların öğrenci ve öğretmenlerinin başka okullara, gerekirse başka ilçe veya illere alınmasıyla ilgili bir çalışma neden yapılmıyor? Kısmen bu yapılmış, fakat neden bu durumdaki tüm okullar için yapılmıyor?

Neyse, bu hamur çok su götürür. Biz sözün burasında dünya ve ahirette herkesin ektiğini biçtiği hakikatını bir kez daha yaşıyoruz. Öyleyse bundan sonra hayat tarlasını öyle bir ekelim ki, zalimlerin perişan, mazlumların azad  ve serfiraz olacağı günde Allah'ın rızasını ve cenneti biçelim. “En güzel akibet muttakilerindir.” Vesselam.

Bu yazı toplam 294 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.