1. YAZARLAR

  2. Hasan SABAZ

  3. Solun Mantığı
Hasan SABAZ

Hasan SABAZ

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Solun Mantığı

A+A-

“Devrim romanları”nın yazarları, uzun bir süre Marksist ideolojinin kaba materyalizminin doğurduğu soğukluğun etkisini kırmak için çaba sarf etmek zorunda kaldılar. Bu konuda belli alanlarda nicelik açısından güçlü olduklarından dolayı da “Romantik devrimci” türünden söylemler geliştirdiler ve birçok genci “Aşk, devrim, macera” diyerek eylem alanlarına çekmeyi başardılar. Kendi medyalarında kendi eleştirmenlerinin “objektif” değerlendirmeleri ile “kendin pişir kendin ye” tadında kıymetli sanat eserleri ve etkinliklerle gündemleri meşgul etmeyi başardılar.

Ernesto Che Guevera ismini yücelttiler, saç sakal ve giyimini “devrimci tarz” bir modaya bile dönüştürdüler. Che için filmler çektiler, kitaplar yazdılar.

Arjantinli Evita (Eva Peron) için müzikaller hazırladılar, materyalist dünya görüşüne uymasa da ona bir “azize” muamelesi yaptılar.

Neredeyse artık “Romantik devrimciler” isimlendirmesi ile tanınan Zapatistaları da burada anmak gerekecek.

Venezüella'da da ilginç şeyler yaşandı. İyi bir Marksist olan Hugo Chavez için bizdeki kimi beyinsizler gibi “Kozmos” saçmalıklarından değil de cennetten söz ettiler.

Bir haberde şu ilginç bilgiye yer verildi:

“Venezuela devlet televizyonu, vefat eden liderleri Hugo Chavez'in cennete gittiğini gösteren bir animasyon yayınladı.

Elli saniyelik animasyonda, cennete giden Chavez; Simón Bolívar ve Che Guevara'nın yanı sıra eski Şili lideri Salvador Allende, eski Nikaragua lideri Augusto Cesar Sandino, Arjantinli Eva Peron ve büyükannesi Rosa Inés ile buluşuyor.”

Bu garipliklerin Güney Amerika komünistlerine has bir durum olduğunu söyleyebilirsiniz ki, büyük oranda haklısınız. Orada Allah'ı inkâr etmeyen komünistler bulunduğu gibi, komünistlerle beraber savaşan papazlar bile vardı.

En azından ateistleri büyük oranda “antiteist” özellikler taşımıyorlardı.

Her şeye rağmen garip davrandıklarını kimse inkâr edemez.

Ama bizde de çok sayıda gariplik vardır.

Deniz Gezmiş ve arkadaşları hakkında anlatılanlar bazen romantizmin dibine vuracak ölçüde. İdam edilenler üç kişiydi; ama nedense Deniz'in dışındakiler hep “arkadaş” olarak zikredildi.

İdamda hazır bulunan imam S. Çiftçi'nin iddiasına göre üç kişiden Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan idamdan önce kelime-i şehadet getirdi ve abdest aldı; ama Deniz Gezmiş bunu reddetti.

Dine karşı bu direnişinden dolayı mı acaba sol kesim Deniz'i daha fazla yüceltti?

Türk solunu ve mantalitesini düşündüğümüzde buna inanmamamız için bir neden yok!

Ve diğer ünlü örnekler.

Yılmaz Güney'in sinemasından, Fakir Baykurt'un romanlarından söz etmeye bile gerek duymuyoruz.

Bizdekilerin hastalığı gerçeği tersyüz etmek, ardından da bu üretilmiş yalana inanmak. Hatta bir de inanmayanları anlaşılması zor kavramlarla tanımlayıp tehdit etme hastalığı var.

Türk solunun “özgürlük”, Pkk ve siyasi uzantılarının “Barış ve demokrasi” söylemini kullanırken uygulamada faşist bir eylem biçimine ve davranış tarzına sahip oldukları gerçeği mesela…

Bazen yalanlar öyle belirgin bir şekilde sırıtır ki, insan yorum yapmakta zorlanır. Sadece acı acı gülümsersin.

Mesela Pkk yöneticilerinden Murat Karayılan

Karayılan'ın açıklamasını bir haber sitesinden naklediyorum (nerinaazad.com):

“Türk ordusunun PKK'ye yenik düştüğü için darbe yapamadığını, PKK'ye karşı başarılı olması durumunda darbeyi de başaracaklarını iddia eden Karayılan, PKK'nin yenilmezliğinin Cizre, Sur, Nusaybin, Şırnak gibi illerde kanıtlandığını savundu. Karayılan PKK olarak sorunları savaşla değil diyalogla çözmek istediklerini de sözlerine ekledi.”

Solun mantığını anlamak gerçekten çok zor!

Allah'a ve ahirete inanmıyor ki, “asıl kazanç”tan söz ediyor diyesin.

Sakin olun ve baştan başlayalım.

Cizre, Sur, Şırnak ve Nusaybin'de ne kanıtlanmış?

TSK, kuşatmış, saldırmış, çok sayıda kayıp vermiş ve giremeden geri dönmüş, öyle mi?

Ortada “özyönetim” denilen bir rezalet, Kürt çocuklarının kanı üzerinden siyaset yapma iğrençliği, tahrip olmuş yerleşim yerleri, kullanılamayacak durumda evler varken “zafer kazandık” iddiası…

Kandil'in havası mı adamı böyle gerçeklerden koparıyor, yoksa Lice'nin hasılatının bir kısmı oraya mı gidiyor, bilemiyorum.

Aklı başında bir adam bu lafları etmez.

Bu yazı toplam 514 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.