1. YAZARLAR

  2. Hasan SABAZ

  3. Suriye politikası değişirken
Hasan SABAZ

Hasan SABAZ

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye politikası değişirken

A+A-

 Ortadoğu'da “Arap baharı” adıyla anılan halk hareketleri yaygınlaştığında Suriye halkı da taleplerde bulunmaya başlamıştı. Baskıcı Baas rejiminin halkın taleplerini silahla bastırması sonrasında lokal bazda silahlı çatışmalar olmuş, ortam uygun bir hale geldiğinde de farklı eller devreye girerek iç savaşı derinleştirmişti.

İşte o sıralarda “Suriye muhalefeti” diye bir grup görünmeye başladı. Çoğu Suriye dışında yaşayan laik, solcu ve İslamcılardan oluşan bu muhalif isimlere kısa sürede Esad'a cephe alan eski Baasçılar da katıldı. Amerika ve Avrupa'nın öncülüğünde “Suriye'nin dostları” adı altında toplantılar yapıldı ve Esad sonrası için hesaplar yapılmaya başlandı.

Ama alanda durum farklıydı. Vitrindeki kişiler ile alandaki kişilerin ideolojik kimlikleri uyuşmuyordu. Alanda Amerika ve Avrupa desteğindeki Cemal Maruf'un grubu vardı; ama bu grup kısa sürede tasfiye edildi. El Kaide bağlantılı grubun yanı sıra irili ufaklı ve sayıları yirmiden fazla olan İslami grup vardı Baas rejimine karşı savaşan. Kürt bölgelerinde ise Baas'ın desteğiyle silahlanıp diğer grupları tasfiye eden Pyd kontrolü ele almıştı.

SAVAŞIN KESKİNLEŞTİRDİKLERİ

Kimi Arap ülkeleri ve Türkiye Esad karşıtlarına destek verirken, İran ve Hizbullah ise Esad'a destek verdi. Böylece farklı ülkelerin Suriye coğrafyasında bir vekâlet savaşı yaşanmaya başladı. Savaş, tanımlama ve üslupta keskinleşmeye sebep oldu. Bir taraf Işid üzerinden Suriye muhalefetini “Tekfirci”likle, Cemal Maruf gibi isimler üzerinden de Amerikancılıkla suçlamaya başladı. Diğer taraf da meseleyi İran-Hizbullahın “Zalim Suriye rejimine desteği” olarak okumaktansa selefi grupların etkisi ile mezhep bağlamında değerlendirmeye başladılar. Buna İran-Şii kaynakları da zemin hazırladı. Eskiden İran kaynaklarında bile Nusayrilik “Gulatı Şia” olarak tarif edilirken savaş süreciyle birlikte “Alevi islamı” kategorisinde değerlendirildi. Tabii bu arada Alevi kültürden gelen ve Marksizmin farklı tonlarıyla kendilerini ifade eden grupların Alevi-sol ortak paydasından dolayı Esad'a destek vermeleri yeni savrulmalara sebep oldu. Alevileri “islami şuura” yaklaştırma gayretinde olduklarını söyleyenlerin adım adım “sol”a savrulması ittifakları stratejik olmaktan çıkardı ve tümüyle mezhebi-ideolojik bir zemine oturttu.

KÜRESEL DÖNÜŞÜM

Suriye politikasında küresel çapta bir dönüşüme doğru gidiliyor.

İran-Rusya yerlerinde sabit kalarak Esad'a olan desteklerini yineliyorlar; ama bu arada Rusya fiili olarak savaşın içine giriyor.

Alanda aradıklarını bulamayan Amerika ve Avrupa “Esad'sız çözüm”den “Esad ile çözüm” noktasına gelmiş bulunuyorlar. Amerika, Esad'ın müttefiki olan Pyd-Pkk ile ittifak kurarak “Işid ile mücadele” adı altında Suriye muhalefetini vurmaya başladı. Meselenin Işid olmadığı, Esad'ın canını sıkan İslami grupların hedef alındığı bir süre sonra net olarak ortaya çıktı.

Amerika her ne kadar itiraz ediyor gözükse de “Esad ile çözüm” fikrine çok uzak değil. Avrupa'da İngiltere'nin farklı, Almanya'nın farklı hesapları olmakla birlikte Esad ve Pkk konusunda Amerika ile aynı yerde bulunuyorlar. Ortak olarak Körfez Ülkelerini de ikna ederek Türkiye'yi “Geçiş süreci”ne zorlamak istiyorlar. Esad'lı olmazsa da “Baas'lı çözüm”ün Türkiye tarafından kabul göreceğini düşünüyorlar.

Peki süreç beraberinde neler getirebilir?

Türkiye'nin yalnız bırakılması “iyi çalışılmış” bir planlamadan söz etmemizi gerektiriyor. Halihazırda Pkk ile yaşanan kaotik durum göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin kısa süreli de olsa bu kadar gücü karşısına alması beklenmiyor. Türkiye'nin Suriye coğrafyasından çekilmesi ile islami muhalif unsurların terörize edilerek koalisyonun hava gücü, Baas ve Pkk'nin kara gücüyle imha edilmesi tasarlanıyor. Buna karşılık Türkiye'ninse boş durmadığı biliniyor. El Kaide bağlantılı Nusra hareketini lider kadrosunun Suriye'yi terk etmesi, alt birimlerdeki askeri unsurların ise diğer islami muhalif gruplarla beraber ÖSO bünyesine alınması ve bu şekilde kriminalize edilmelerinin önlenmesi amaçlanıyor.

Geçiş hükümetlerinin uzun vadede çözüm getirmediği ve farklılıkları derinleştirdiği ise Irak örneğinde net olarak görülmektedir.

Yani batılı güçlerin amacı Suriye'yi iç savaştan çıkarıp “kontrollü kaos” yöntemleriyle huzura hasret bırakmak ve kendilerine muhtaç hale getirmektir.

Bu yazı toplam 469 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.