1. YAZARLAR

  2. Abdulhakim SONKAYA

  3. Ümmet kabz halinde olsa dahi kabza yine onun elindedir
Abdulhakim SONKAYA

Abdulhakim SONKAYA

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Ümmet kabz halinde olsa dahi kabza yine onun elindedir

A+A-

Fert, toplum, devlet her şey kabızlık ile basitlik(kabz u bast) arasında varlığını idame ettirir.

Kabız; “kuşun kanatlarını yumması ve bir şeyi elle sıkı tutma” gibi manalara gelir. Kesici ve ateşli aletlerin elle tutulabilen yerine “kabza” denir ki bu da aynı köktendir. Buna mukabil basitlik-bast; düz ve kolay olan zemin, rahat olan durum, kolay anlaşılan mesele ve rahatça yapılan iş, genişlik ve rahatlık gibi manalara gelir.

Kuş, kabz-u bast ile uçma imkân ve kabiliyetine sahip olur(Mülk:19) Kabz, kuşun kanadını yumması, bast ise kanadını açmasıdır. Kuş, uçmak için kanadını açıp kapatmak (kabz-u bast) zorundadır. Ancak böyle havada kalabilmekte, uçabilmektedir. Tek bir hareket kuşun uçmasına imkân sağlamaz.

“Allah, daraltır ve genişletir ve siz O’na döndürüleceksiniz.”( Bakara: 245) buyrulur. Bu ayette Esma-ül Hüsna’dan “Elkâbız ve Elbâsıt” isimleri yer alır. Bu iki isim, birbirinin zıddı olarak anlaşılmıştır ama hakikatte bunlar birbirinin zıddı değil, tamamlayıcısıdır. Maddi olarak insan kalbinin hareketi bile kabz u bast şeklindedir. Yani kalp, açılıp yumularak hayati rolünü ifa eder.

Buna göre kabz; aslında toparlanmayı, tutup yakalayarak terkip etmeyi ifade ederken, bast ise açılımı, dışarıya yönelmeyi ifade eder. Kabız bir toparlanma ve sıkılaştırma merhalesi iken bast ise serme ve dışa açılma merhalesidir. 

Kabz; tutukluk değil, tutma hali, tutumluluk halidir. Tutsaklık hali değil tutkunluk durumudur. Allah (C.C) kulunu tutuklamaz, onu tutar. Hak Teâlâ kuluna tutukluluk vermez, tutkunluk verir. Böylece toparlanmasını, güçlenmesini ve kendini bulmasını murat eder. Kabz, bir daralma ve dara düşme hali değil kendine odaklanma, içine rücu etme halidir. Kabz bir şeyin kabzasını tutarak onu kontrol altına alma durumudur. Böylece kabz hali ile Hak Teâlâ, insanın kabza sahibi olmasını murat buyurur. Bu nedenle Allah (c.c) “Yeryüzü onun kabzasındadır.” buyurur. Yani kabz ile insan kabza sahibi olarak güç ve imkân elde eder.

Kuş, bast esnasında havada dururken kabz esnasında ise hareket durumuna geçer. Kuş, bast ile kanatlarını açarak havada kalmayı başarırken, kabz ile kanatlarını yumarak havada hareket etme, yol kat etme pozisyonuna geçer. Burada ilginç olan; enerjinin bast anında değil, kabz anında ortaya çıkmasıdır. Bundan hareketle “bast, bir enerji boşalması, kabz ise enerji elde etme halidir” diyebiliriz.

Bugün Müslümanlar genel görüntü itibariyle kabz halindedir. Bunun yansımalarının bir sonucu olarak Müslümanlar, dünya siyasetinde bir etkiye sahip görünmüyor. Bu bir kabz halidir. Bu hal er veya geç bast şeklinde tezahür edecektir. Çok ilginçtir, ehli küfrün bast hali vardır ama kabz hali yoktur. Çünkü onlar zahiri hayatı esas alır. Basitlik onların tabiatında vardır. Bu nedenle onların bast halinde olması Müslümanların kaçınılmaz bir şekilde kabz halinde olmalarının bir sonucudur. Müslümanlar basit olanı bilir ve bunun farkındadır ama ehli küfür kabız halinden mahrumdur. Bu nedenle dünyanın fiili ruhu ve hakimi her durumda Müslümanlardır. Bu, bazen kabz bazen de bast halinde olur ama her halde bu, böyledir.

Fert olarak, toplum olarak biz kabz u bast halini iyi anlamalıyız. Biz her durumda havadayız, her halde üstteyiz. Kabz hali de bast hali de bize uyar ve yarar. Çünkü ikisi birlikte bize hareket kazandırır, mesafe kat ettirir. Biz her durumda güç ve inisiyatif sahibiyiz. Ehli imana kıyasla ehli küfrün bast halinden nasibi daha çoktur. Çünkü onlar sadece hayatın zahirini ve öncü kısmını talep etmektedir.

Kuş ,kabz halinde de bast halinde de yol alır. Bu da hiçbir şeyin Müslümanların hareketini ve seyrini etkilemeyeceğinin delilidir. Müslümanlar basit olarak dünyada söz sahibi görünmediklerinde de hakikatte kabz sahibi olarak yine dünyanın merkezidirler. Elçinin izinden bir kabza(avuç) alan Samiri hayat iksiri elde etti. Bunun gibi Peygamberlerinin izini takip eden Müslümanlar her zaman hayat iksirine sahiptir. Bu şekilde her zaman dünyanın ruhu olurlar. Bugün Müslüman coğrafyanın dünya siyasetinin odak noktası olması bunun delili değil mi? Tarih, siyaset, strateji, medeniyet bu coğrafyaya göre belirlenmiyor mu? Demek ki merkez yine biziz. Ama kabz ama bast halinde olur fakat her halde merkez biziz. Bizi merkezi konumdan çıkarmaya hiç kimsenin gücü yetmez.

Kabz halinde ruh alan, bast halinde ruh veren Müslümanlara selam olsun!

Bu yazı toplam 347 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.