Yaramaz olan her çocuk hiperaktif değildir

Yaramaz olan her çocuk hiperaktif değildir

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından uyarılarda bulunan uzmanlar, "hiperaktivite" olan çocuklarla ilgili velilere önemli tavsiyelerde bulundu.

Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Emel Sarı Gökten 2016-2017 eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından "hiperaktivite" konusunda velilere uyarılarda bulundu.

Çocuklarda sık görülen bir problemin olduğunu belirten Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Uzm. Dr. Emel Sarı Gökten, çocuklarda; dikkat eksikliği, hiperaktive ve dürtüsellik denilen üç sorun alanı olduğunu söyledi.

Dikkat eksikliğinde çocuk dikkatini sürdürmekte zorluk yaşadığını söyleyen Gökten, "Anlık dikkatleri genellikle iyi oluyor ama odaklanıp dikkati sürdürmekle ilgili sıkıntıları oluyor. Bu nedenle okulda dersi dinlerken, ödev yaparken, kitap okurken problem yaşayabilir. Dikkatlerini sürdürmekte zorlanırlar. 'Hiperaktivite' çok hareketli olması demek, ama çocuğun tanı alabilmesi için çok aşırı hareketli de olması gerekmiyor. Tabi ki çok enerjik veya çok hareketli olabilir ama bir kısmı da normal hareketli ya da oldukça sakin, hareketi çok sevmeyen bir çocukta da dikkat eksikliği tanısı konabilir. Üçüncü sorun alanı ise dürtüsellik yani sabırsızlık." dedi.

Çocuğun beklemekte zorluk çekmesi, sırasını beklememesi, gerektiğinde duramaması ve aniden hareket etmesi. Önce düşünmesi sonra hareket etmesi gereken noktalarda, önce hareket edip sonrasında bundan pişmanlık duyması gibi durumlar olabileceğini ifade eden Gökten, Tanının konulması için bu üç sorun alanındaki belirtilerin farklı şiddetlerde olması ve yaşamı olumsuz etkilemesi gerektiğini belirterek, okul, akademik başarı, öğretmen, arkadaş ve aile ilişkilerini bu sorun alanlarının olumsuz etkilemesi gerektiğini söyledi.

Çocuğun büyüdükçe belirtileri ortaya çıktığını dile getiren Gökten, "Özelikle anaokulu veya birinci sınıf döneminde tanı alıyor. Biyolojik bir rahatsızlık olduğu için, şiddetli ya da orta düzeyli olanlarında ya da çocuğun işlevselliğini olumsuz etkiliyorsa ilaç tedavisi uygulanması düşünülmeli. Tedavi alıp almaması gerektiğine bir hekimin karar vermesi gerekli. İlaç tedavisinin yanında mutlaka aileyi, çocuğu yönlendirecek, rehberlik edecek, sorun alanlarında onlara önderlik edecek bir takım bilgilere ve çalışmalara ihtiyaç var. Tek başına ilaç tedavisi yeterli değil. Şiddetli sıkıntı yaşayan bir çocuğun sadece koruyucu bir takım yöntemle iyi gitmesi mümkün değil. O yüzden kombine bir tedavi diyoruz." şeklinde konuştu.

6 yaş önemli

6 yaşın kritik bir yaş olduğuna dikkat çeken Gökten, "Bu çocuklarda bu duruma gelme daha sonraki yıllarda oluyor. Genellikle birinci sınıfa başladığında ve artık sınıfta oturması gerekiyor, dinlemesi gerekiyor. Çok çabuk sıkılabiliyor çocuklar. Sırada oturmakta zorluk çekiyor. Derste kalkıp dolaşmak istiyor. Yerinde duramıyor. Dursa bile kıpır kıpır hareketli olabilir. Yanındaki rahatsız ediyor. Mesela dönüyor arkadaşındakiyle konuşuyor. Dışarıdan başka bir ses geliyor. Dikkati hemen oraya kayıyor. O sırada devam etmesi gereken konudan uzaklaşıyor. Bunu tabi ki her çocuk yaşar ama bu tip çocuklarda bunlar şiddet olarak fazla. Öğrenmeyi de olumsuz etkiliyor. Çünkü dikkatini sürdüremiyor. Öğretmeni dinleyemiyor. Dikkat eksikliği, bu nedenle de ders başarısında kendini gösteriyor. Bu konuda ebeveynlerin dikkatli olması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

İLKHA

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.