1. YAZARLAR

  2. Fikret GÜLTEKİN

  3. ‘Keşke Var Olan Tüm Kızlarım da Bu Uğurda Şehid Olsalar`
Fikret GÜLTEKİN

Fikret GÜLTEKİN

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

‘Keşke Var Olan Tüm Kızlarım da Bu Uğurda Şehid Olsalar`

A+A-

Rehber tv’nin telefonu çaldı. Görevli kardeş, ‘buyrun Rehber tv’ deyince, karşıdaki ses ‘Peygamber Sevdalılarına haber verin. Kızım Sümeyye vefat etti. Merak etmeyin.’ Böylece öğrendik ki iki gündür yoğun bakımda olan Peygamber Sevdalısı Sümeyye bacımız, hakkın rahmetine, elindeki tevhid sancağının altında kavuşmuş oldu.


Sümeyye bacımız İmam Hatip birinci sınıfa gidiyor, aynı zamanda medresede de eğitim görüyordu. Akşam tüm hazırlıklarını yapmış, ödevini hocasına teslim etmiş, son olarak da ‘Sümeyye dikkat et! Ölüm var!’ tembihinin yer aldığı odasındaki dolabın kapısını kapatarak eve gelmişti.


Evdeki altı kız kardeşten biriydi Sümeyye. Edeple babasının yanına sokularak, ‘babacığım tüm işlerimi yoluna koydum, dersimi teslim ettim, yarınki Diyarbakır Kutlu Doğum etkinliğine gidebilir miyim?’ diye izin isteyince babası ‘tabi ki kızım neden olmasın hemen hazırlıklarını yap’ dedi.


Sümeyye’nin heyecanı bu izinle ikiye katlanmıştı. O çok sevdiği Peygamberinin anılacağı yüzbinlerin katılacağı Diyarbakır Kutlu Doğum etkinliğine katılmak için hazırlıklarına başladı. Bu arada ablası ile aralarında aslında onun Peygamber aşkının ne denli büyük olduğunu gösterecek şu diyalog geçecekti:


‘Abla, biz sabah erkenden orda olalım ki, en ön sıralarda yerimizi alalım. Biz ön sıralarda olursak  Peygamberimizin sevdasını daha iyi hissederiz.’


Bu sevda ne ile izah edilebilir ki? Henüz 16 yaşında Ashab’ın duyduğu aşk, sevdanın bir benzerini şimdi o minik yüreğiyle en içten duygularla ifade ediyordu.


Evet, Peygamber aşkı kalbine o derece işlemişti ki onun adının anıldığı her an boğazı düğümlenir, gözleri nemlenir, yüreği sevda pınarından doya doya haz alırdı.


Geçen sene Şırnak’ta düzenlenen Kutlu Doğum Etkinliğinde okuduğu, okuyup okuyup ağladığı, hıçkırıklara boğulduğu Peygamber Sevdasına dair şiir hemen bizi de sevdanın atmosferine çekti.


‘Ey gözlerin nuru! Senden sonra zulüm üstüne zulüm
Gecenin karanlığı gibi kapladı üzerimizi.


Nefesimizi kesti! Önümüzü göremez olduk.


Her devir ve zamandan daha fazla nuruna muhtacız.


Nasıl ki 571 yılını nurlandırdın
Gel! 2012 yılını da nurlandır.
Biz sana muhtacız.
Biz sana müştakız ve sana hayranız ey Allah’ın Habibi!
Biz de seni sevdik!
Ve sevgimizin tamamını sana yönlendirdik.
Seni bir defa görmek için malımızı mülkümüzü, evlatlarımızı
Ve bütün varlığımızı feda ederiz


HATTA CANIMIZI BİLE FEDA EDERİZ  YA RESULALLAH


Evet! Sümeyye böyle diyordu… ‘Canımızı bile feda ederiz!’
Artık o Diyarbekir’de idi. Peygamber aleyhisselam gelmiş de onu ziyaret edecek gibi aşkla elinde tevhid bayrağıyla etkinlik alanına doğru gidiyordu. Hedefine kitlenmiş bir yüreği kim veya hangi şey yolundan alıkoyabilirdi ki? Evet, Peygamber Aleyhisselam cismen alanda değildi, ancak Sümeyye ona gidiyormuşçasına hızlı adımlarla ilerliyordu. İşte o anda takdir-i ilahi yüreğinin derinliklerindeki o aşkın bedelini ona ödedi. Ve Rabbi, o çok sevdiği Resule ulaşmak arzusuna icabet ederek elektrik yüklü bir tel parçasını buna vesile kıldı. Araçların ne önemi vardı ki, kişi istesin ve yüreğinden bunu haykırsın da Rabbi bunu geri çevirsin, olacak şey mi?


Sümeyye yere yığılmış, ancak elindeki sancak yere düşmemişti. Aslında sonra da hiç düşmedi. Cenazesinin başına giden bacıların şehadetiyle o tevhid bayrağındaki Lailahe İllallah Rabbinden bir lütuf olarak alnına nakşedilmişti. Ne büyük şeref, alnında Lailahe illallah ile Rabbinin huzuruna varmak. Bir erkek çocuğu değil de bir kız çocuğunun alnına kazınması da ayrıca önemli ve üzerinde durulması gereken bir husustur diye düşünüyorum.


Peygamber Sevdalıları tek yürek Sümeyyelerini pak ve ihlas yüklü duygularla Rablerine teslim ettiler.


Sonraki gün biz de taziyesine gittik. Babanın metaneti ve söyledikleri bu dönemde Allah tebareke ve tealanın azametinin ne derece kalpleri teskin ettiğinin kanıtı idi.


Baba, çok saf ve temiz duygularla bizi öyle bir kucakladı ki, bu güzelliği anlatmak mümkün değil. Daha önemlisi bu esnada babanın dudaklarından dökülen şu sözler tüm dağ ve taşlara yazılacak derecede önemlidir.


‘Keşke var olan tüm kızlarım da bu uğurda şehid olsalar. Benim kızım İslam Sancağı altında şehid oldu, bundan daha büyük bir şeref yoktur, Rabbime hamd olsun.’


Bize ve ailene verdiğin şereften dolayı sana minnettarız Sümeyye! Peygamber Sevdasının büyüklüğünün simgesi olarak şanlı İslam tarihimize geçtin! Şehadetin kutlu olsun! Anlat Peygamber-i Zişan’a Peygamber Sevdalılarının aşkını! Bir de sen anlat bacım!
 

Bu yazı toplam 628 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.