1. HABERLER

  2. ŞIRNAK

  3. İDİL‎

  4. PKK zulmünü iliklerine kadar yaşamış Xanikê köyü dosyası (2)
PKK zulmünü iliklerine kadar yaşamış Xanikê köyü dosyası (2)

PKK zulmünü iliklerine kadar yaşamış Xanikê köyü dosyası (2)

90’lı yıllarda Türkiye Kürdistan’ında PKK zulmünün kasıp kavurduğu şehir ve köylerde yaşanan cinayet ve katliamların tanıklarından biri olan Xanikê köyü, acı dolu günleri unutamıyor.

A+A-

Şırnak'ın İdil (Hezex) ilçesine bağlı olan Kozluca (Xanikê) köyünde aralarında çocuk ve kadınların da olduğu PKK cinayetlerine tanıklık eden köylüler, 90’lı yıllarda yaşadıkları zulümleri dile getirmeye devam ediyor.

Yayınladığımız bir önceki haberde 65 yaşındaki Ayşe Öz ve 8 yaşındaki kızı Fatma’nın PKK tarafından nasıl hunharca katledildiğine dikkat çekmiştik.

90’lı yıllarda PKK kurşunlarına hedef olan başka Xanikêliler de vardı. Bunlardan biri Hüseyin Demirel diğeri ise Abdulgafur Baldı.

İslami çalışmalar nedeniyle defalarca PKK tarafından tehdit edilen Hüseyin Demirel, 29 Temmuz 1992 yılında PKK tarafından düzenlenen silahlı saldırı sonucu katledilen bir başka Xanıkêliydi. Onu evlendirmek isteyen annesine sürekli olarak “Ben cennette evleneceğim” dediği aktarıldı.

Xanikê şehitleri dosyasında bu kez Hüseyin Demirel’i işleyeceğiz. 1972 yılında dünyaya gelen Hüseyin Demirel, İslami çalışmalar dolayısıyla defalarca PKK tarafından tehdit edilmişti. Tehditlere rağmen İslami hizmetlerini arttırarak sürdüren Demirel, yaptığı çalışmalarla köyünde İslami hayatın yaşanmasına önayak olmuştu.

Daha sonra Nusaybin'e yerleşen Demirel, buradaki çalışmalarıyla da kısa sürede PKK'nin hedefi haline geldi. Tehditler almaya devam eden Demirel, 29 Temmuz 1992 yılında PKK tarafından düzenlenen silahlı saldırı sonucu katledildi.

“O İslam’ı yaşayıp yaşatmaya çalıştığı için katledildi”

Hüseyin Demirel’in yakın arkadaşı Mehmet Siraç Talayhan, uzun bir süre birlikte kaldığı şehid Hüseyin’in çok samimi ve dürüst biri olduğunu belirtti. İslam davasıyla tanıştıktan sonra her şeyini bu uğurda feda ettiğini aktaran Talayhan, o günleri şöyle anlattı:

“Ben şehid Hüseyin ile uzun bir süre beraber kaldım. Birlikte camiye gidiyorduk, Kur’an dersi verirdi. Köyde en çok gençlere zaman ayırıyordu, onların dertleriyle dertleniyordu. Gençlere de kısa bir zaman içerisinde onu çok sevmeye başladılar. Ulaşabildiği herkese İslam’ı götürüp yaşıyordu. Çok mütevazı bir kardeşimizdi. Kendisi evli değildi. Bununla ilgili çok güzel bir olayını anlatayım. Bu kardeşimizin annesi de babası da vardı. Annesi kendi altınlarını satıp ona ‘seni evlendireyim oğlum’ dedi. Şehid Hüseyin ise ‘Sen bu altınları benim için satma, ben cennete evleneceğim inşallah’ dedi. Bu kardeşimiz şehid olmadan bir ay önce ‘Ben bu dünya lezzetlerinden hiç tat alamıyorum. İnşallah cennete daha güzel tatlara ulaşacağım’ diyordu ve sonunda arzuladığı gerçekleşti ve şehid oldu. O İslam’ı yaşayıp yaşatmaya çalıştığı için katledildi.”

“Önce İslam’a hakaret ettiler sonra onu şehit ettiler”

Hüseyin’in katledildiği günü anlatan Talayhan, “Bir işi için Nusaybin’e gitti. Tabi PKK’liler onu takip etmişti. Önce yanında İslam’a hakaret ediyorlar ve sonra da onu şehit ediyorlar. Şehit Hüseyin, zamanını boş geçirmeyen bir kardeşimizdi. Ya eline kitabını alıp okuyor, Kur’an-ı Kerim ile hemhal oluyor ya da namaz kılıyordu. Rabbim şehadetini kabul etsin.” dedi.

Tarih 14 Aralık 1992’yi gösterdiğinde ise bu defa PKK kurşunlarına Abdulgafur Bal, hedef olmuştu. Uğradığı suikast sonucu şehid edilen Abdulgafur Bal’ı da yakınlarından dinledik.

“Oğlumun şehadet haberini alınca ilk yaptığım şey hamd etmek oldu”

Abdulgafur Bal’ın annesi Zeynep Teyze, oğlunun, Peygamberin davası uğruna şehid olduğunu söyleyerek şunları dile getirdi: “Çok şükür biz çocuklarımızı güzel bir şekilde büyüttük. Bir gün bile kimse kapımıza gelip oğlunuz şöyle böyle yaptı demedi. 23 yıl önce onu şehid ettiler. Tabi onu şehid ettiklerinde haberim yoktu, ama bir şeyler hissediyorum. O sabah erkenden uyanmıştım, içim rahat değildi. Kimse de bir şey söylemiyordu. Birkaç saat sonra eşim eve geldi ve Abdulgafur’un şehid olduğunu söyledi. Ağzımdan çıkan ilk kelime ‘Allah’a hamd olsun, çok şükür’ oldu. Daha sonra köylüler ve diğer yerlerden Müslümanlar evimize geldi. Herkes onun için çok üzülüyordu, kimseye zararı dokunmayan biriydi. Daha sonra cenazesi köye getirip defnettiler. Çok şükür batıl bir dava uğruna canını vermedi. Hak dava olan Peygamberin davası uğrana canına vererek şehit oldu.” diye konuştu.

 “Tek suçları dindar olmalarıydı”

Şehid Abdulgafur’un kardeşi Hasan Bal ise geçmişten beri PKK’nin Xanikê üzerinde baskısının olduğunu aktararak şunları söyledi: “Bu insanların tek suçu dindar olmalarıydı. PKK’ye boyun eğmedikleri ve İslam davasından geri adım atmadıkları için zulme maruz kaldılar. Nitekim daha 90’lı yıllarda kardeşim ve arkadaşları şehit edildiler. Şehit ağabeyim, çok dürüst biriydi, mert ve hürmetkârdı. Haksızlığı da asla kabul etmezdi. İnsanlara yardım etmesini çok severdi, yaşlıların ihtiyaçlarıyla ilgilenirdi. Sürekli zulme boyun eğmememizi tavsiye ediyordu. Çocuklarla çocuk oluyordu. Gençler onu çok seviyordu. Rabbim şehadetini kabul etsin.” 

Devam edecek… (M. Salih Keskin/Mehmet Aslan (İLKHA)


























 

Bu haber toplam 857 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.