Sevinç ve Mutluluk Günleri – Bayramlar

Sevinç ve Mutluluk Günleri – Bayramlar

Geçmişten günümüze her milletin, her dinin kendine özgü bazı özel günleri-bayramları vardır. Bu özel günlerde-bayramlarda insanlar bir araya gelir ve çeşitli ritüellerden oluşan kültürel-ibadi tutumlarını sergilerler.

Geçmişten günümüze her milletin, her dinin kendine özgü bazı özel günleri-bayramları vardır. Bu özel günlerde-bayramlarda insanlar bir araya gelir ve çeşitli ritüellerden oluşan kültürel-ibadi tutumlarını sergilerler. Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar, Hindular, Budistler ve daha nice dini grupların bayramları vardır. Hz Peygamber’in ifade ettiği üzere Müslümanların sadece iki tane bayramı vardır.[1] Bunlar Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramıdır. Bunların dışında ise kutsal kabul edilen önemli gün ve geceler de vardır. Cuma Günleri, Aşura Günü, Kadir Gecesi, Miraç Kandili, Berat Kandili, Regaip Kandili Mevlid Kandili vb…

Bayramlar ve diğer önemli gün ve geceler, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi için iyi bir zaman dilimidir. Bayram vesilesiyle akraba ve yakın kişileri, dostları ziyaret etmek ve iletişim kurmak sosyal ilişkileri kuvvetlendirir. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle insanlar gittikçe yalnızlaşıyorlar ve çevreleriyle iletişimleri azalıyor. Sanal âlemde a-sosyal bir nesil yetişiyor. Kendini ifade edemeyen, kişilik problemleri yaşayan, saatler boyunca telefon ya da bilgisayar karşısında vakit öldüren, çevreye ve dünyaya duyarsız isyanvari bir ruha sahip bir nesil… Özellikle şehirlerde bu durum kırsal yerlere nazaran daha fazla görülmektedir.

İşte bayramlar kişilerin sosyalleştiği, çevresine ve ailesine karşı duyarlılaşmaya başladığı, kültürel ve dini sorumluluklara karşı farkındalığın oluştuğu günlerdir. Dolayısıyla özel günlerde bu unutulmuş ilişkileri tazelemek ve onlara canlılık katmak çok sağlıklı olacaktır. Bir insanın bir insanı düşünmesi, iletişim kurması kişiyi iyi hissettirecektir. İletişim bağının kuvvetlendirilmesi için de özen gösterilmesi gerekmektedir.

Anadolu’da dini bayramların bir hazırlık süreci vardır. Bu süreç kültürel bir süreç olup halen devamlılığını yer yer göstermektedir. Bayramda önce evlerde uzun uzun temizlikler yapılır; köy ve kasaba evlerinin ön kısımları, bahçeleri temizlenir ki, buna “bayram temizliği” adı verilir. Çocuklar başta olmak üzere bayramlıklar alınır ve bayram gününden önce giysiler mutlaka hazır olur. Bayram günleri için özel yemekler ve tatlılar hazırlanır. Özellikle arife gününde hamama gidilir veya evde yıkanılır, temizlenilir. Bazı yerlerde buna “bayram suyuna girmek”, “arife suyuyla yıkanmak” denir. Arife suyuyla yıkanmanın bereket ve sağlık getireceğine inanılır.

Bayram namazından önce tatlı yenmesi bayram gelenekleri arasında yer alır. Erkekler camide kılınacak olan bayram namazına gitmeden önce ve geldikten sonra temiz ve yeni elbiseler giyerler. Bayram namazından çıkan erkekler namazdan sonra cami önünden önce birbirleriyle bayramlaşırlar. Bayram sabahı kahvaltıda akrabaların bir araya gelmesine özen gösterilir. Bazı köy veya kasabalarda varlıklı ailelerin kahvaltı yerine yemek hazırladıkları ve bayram yemeği olarak kalabalık bir gruba yemek verdikleri görülür. Bazen de cami avlularında topluca yemek verildiği olabilmektedir.

Ramazan ve Kurban bayramlarının başlıca özelliği komşuların, dost ve akrabaların ziyaret gezileriyle bir araya gelmeleridir. Kimi zaman kentlerde yaşayanlar bayram günlerini fırsat bilerek, köylerde yaşamakta olan büyükleri ve akrabaları ziyaret ederler. Gençler yaşlıların ellerini öperek onların hayır dualarını alırlar. El öpen çocuklara para ve hediye vermek de gelenektendir. Ziyarete gelenlere de bayramlarda şeker ikram edilir.[2]

Kurban bayramı ülkemizde Ramazan bayramına oranla daha sönük geçmektedir. Çünkü Ramazan Bayramı öncesinde insanlar bir ay boyunca nefsi terbiye etme savaşı vermiş ve şeytanlar terbiye edilmeye çalışılmıştır. Bu zorlu sürecin ardından yapılan sevinç ve neşe günleri daha mutlu ve daha heyecanlı geçmektedir. “Kolay kazanılan para ile zor kazanılan para hiç bir olur mu?” derdi bir büyüğümüz. Evet, zorlu geçen bir ayın akabinde ki bayramın daha fazla rağbet görmesi bundan olsa gerek. Nitekim Hz. Peygamber Ramazan Bayramı hakkında şöyle buyurmuştur; “O ödül günüdür. Bugün gökyüzünde de ödül günü diye isimlendirilmiştir”.

Kültürel çizgiden kulluk çizgisine geçiş yaptığımızda; insan iki halde, sevinç ve sürûr, üzüntü ve keder hallerinde bu kulluk ve itidal çizgisinden uzaklaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Bayram, birinci halin yani sevinç ve sürur halinin toplumca hatta bütün bir ümmetçe paylaşıldığı, dolayısıyla, neşenin yanında tehlikenin de arttığı bir ortamı ifade etmektedir.

Oysa önemli olan tehlikeli ortamlarda kendine has temel nitelikleri koruyabilmektir. Bu sebeple de sevinç ve üzüntü hallerinde kulluk çizgisi’nin kaybolmaması İslam’ın öngördüğü ana hedef olmaktadır.

Bayram ile ilgili rivayetlerin hadis kitaplarımızın “ibadet” bölümlerinde bayram namazı konusunda yer almış olması bu kulluk çizgisi ve çerçevesini göstermektedir. Sünnetteki uygulama da aynı şekilde kulluğun sevinç-üzüntü hallerinde asla unutulmaması gerektiğini hatırlatıcı hatta çerçeveleyici biçimde şekillenmiş bulunmaktadır.[3]

İslam’da bayram itidalli bir şekilde ifa edilir. Lakin günümüzde insanların bayram günlerinde üç farklı tavır sergilediklerini görmekteyiz. Birinci grup insanlar İslam’ın insan hayatındaki sosyal etkilerini göz önünde bulundurarak bayram günlerini aileleri, dostları, arkadaşları, sevdikleri ile birlikte geçirmektedirler. İkinci gruptaki insanlar hızlı dünyanın çok hızlı akışına kapıldıklarından ötürü materyalizm ve kapitalizm kurbanları olup bayram yapmaya bile fırsat bulamayıp bu özel günleri bile şirketlerinde, ofislerinde çalışarak geçirmektedirler. Tabi zorunlu haller bu grubun dışındadır. Hastanede nöbet tutan bir doktor- hemşire gibi… Üçüncü grup insanlar ise bayram günlerini yanlış algılayıp sosyalleşmek yerine daha asosyal bir yaşam seçip şehir-ülke dışına tatile gitmektedirler. Bu grup insanlar da hakiki manada bayramların dini ve kültürel olgusunu yaşayamamaktadırlar. Yolculuk, trafik yoğunluğu, havaalanlarındaki kalabalık vb. etkenler tatil düşüncelerini genelde çileye dönüştürmektedir.

Evet, gelelim pandemi sürecindeki bayramlara. Geçen yıl ki Ramazan ve Kurban Bayramları buruk geçti öyle gözüküyor bu sene ki bayramlar da buruk geçecektir. Covid 19 Salgını nedeniyle bayram namazı, ev ziyaretleri, akraba ziyaretleri, bayramlaşmalar, buluşmalar, ikramlar vs birçoğu yapılamayacaktır. Her ne olursa olsun evlerimizde bayram sevincini ailelerimiz ile birlikte yaşayabilmeliyiz. Ev halkı ile birlikte gelenek ve göreneklerimizi yaşatmalıyız. Kültürümüzü muhafaza edebilmeliyiz. Şimdiden tüm İslam Ümmetinin Mübarek Ramazan Bayramlarını tebrik ederim.

Hüseyin Şenlik

[1] Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Medineyi teşrif buyurdukları za­man, Medinelilerin Cahiliye döneminde oyunlar oynadıkları iki bay­ramı vardı. Bunu görünce Nebî Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bu­yurdu:
“Allah tebâreke ve teâlâ size (bu) iki bayrama karşılık daha hayırlılarını, Ramazan ve Kurban bayramlarını verdi.
(Ahmed bin Hanbel)
[2] Kültür ve Turizm Bakanlığı, Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü, Dini Bayramlar.
[3] Sünnette Bayram, İsmail Lütfi Çakan.

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.