1. YAZARLAR

  2. Lokman YALÇIN

  3. Toplumun “Bana Ne“ Sendromu
Lokman YALÇIN

Lokman YALÇIN

Çınar'ın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Toplumun “Bana Ne“ Sendromu

A+A-

Allah (c.c)’ın Adıyla!
        Ona hamd ederiz. Bütün güzellikler kemal sıfatların ve güzel isimlerin en zirve noktada O’na layık olduğuna iman eder ve bunu ikrar ederiz.
        Uluhiyet sıfatları hariç ne kadar güzel sıfat varsa hepsinin sahibi Resulüne salat ve selam ederiz. Onun Tahir Ehli Beytine ve pak Ashabına da selam ederiz.
         Değerli okuyucularımız konunun başlığından da anlaşılacağı üzere toplum olarak korkunç bir hastalığa yakalanmışız. Bu hastalığın ismi “bana ne“ sendromudur. Bu hastalık öyle bir hastalıktır ki sadece ferdiyette kalmadığı gibi bulaşıcı ve bir bütün olarak toplumun tamamını helake, yok olmaya götürecek bir vebadır. Bu yok oluştan çok az insan kurtuluşa erenlerden olacaktır.
          20.yüzyıldaki İslam toplumunun içinde bulunduğu durum, bu hastalığın ne kadar vahim olduğunu gözler önüne sermekte ve bizler de buna şahit oluyoruz. Değerli kardeşlerim günümüzün şeytan ve avenesi, İslami bütün değerleri hiçbir hukuk ve kural tanımadan var güçleriyle yok etmeye çalışmaktadır. Bunu da yaparlarken öncelikle İslam’ın ön gördüğü ve belirlediği yaşam tarzının tam zıddı ile nefsin ve şehvetin hâkim olduğu şeytani bir yaşam tarzı sunulmaktadır. Müslüman halkı kendilerinin belirlemiş olduğu yaşam tarzına uyumlu hale getirmek adına Allah’ın helal dediğine haram; haram dediğine de helal demeye başladılar. Bu durumun vahametini görüp, tepkisini ortaya koyan bu durumu kabullenmeyen Müslümanlara da dünyayı dar ettiler. Yalnız üzücü olan Müslüman halkın çoğunluğunun bütün bu gelişmelere kayıtsız kalmasıdır. “ İyiliği emredip, kötülükten sakındırma“ düsturunun muhatabı olan İslam toplumu kötülüğü gördüğü zaman maalesef Müslümanların çoğunluğu BANE NE, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın“ mantığıyla hareket etiği için, İslam ümmeti çeşitli bela ve musibetlere duçar kalarak, küfrün zulmü altında inim inim inler vaziyete geldi. Bütün insani ve İslami değerlerini yitirdiler.
         Lut kavminin kıssası bazı rivayetlere göre anlatılırken çok dikkat edilmesi gereken ibretlik bir durum söz konusudur. Çok fazla ayrıntıya girmeden bunu siz okuyucuların da dikkatine sunmak istiyorum. Hz. Lut’un bütün uyarılarına ve mücadelesine rağmen, halkı işledikleri o iğrenç günahlarında ısrar etmeleri üzerine Allah’u Teala onları helak etmek üzere Cebrail, Mikail ve İsrafil (as)’mı insan suretinde yeryüzüne gönderir. Lut (as)’a misafir olurlar. Bu gençleri gören Hz. Lut(as)’ın eşi kasaba halkına haber gönderir ve bir süre sonra bu sapıtmış insanlar evin etrafını sarar; o iğrenç fiili işlemek adına misafirlerin kendilerine verilmesi istenir. Hz. Lut (as)’ın korkması ve telaşlanması üzerine gelen misafirler kendilerini tanıtıp, geliş gayelerini Hz. Lut (as)’a söyledikten sonra kapıyı açmasını söylerler. Kapı açılır açılmaz içeri dalan bu insanlar gördükleri manzara karşısında bir anda gözleri kör olur. Cebrail (as) Hz. Lut (as)’a ona inananları alıp, arkasına bakmadan şehri terk etmesi, ayrıca eşini de geride bırakması gerektiği kendisine bildirir. Bunun üzerine Hz. Lut (as) kendisine iman edenlerle birlikte, birazdan Allah’ın gazabına uğrayacak şehri terk ederler. Fakat yolda ilerlerken Lut(as) kendisine iman eden bir kısım insanı geride unuttuklarını fark eder. Lut(as) Ya Rabbi “ Sana iman etmiş olup, hiçbir şekilde bu iğrenç fiile bulaşmamış, belki şu anda kimisi rükûda kimisi secdede seni zikrediyor. Bana müsaade et; gidip onları da birazdan gelecek gazaba karşı uyaralım“der. Allah’u Teâlâ “ Ey Lut sakın arkana bakma onlar da onlarla birlikte helak olacak. Çünkü onlar bu günah (münkerat) işlenirken buna karşı çıkmadılar, seyirci kalmayı tercih ettiler“ dedi. 
       Evet değerli okuyucular bu manzara dehşet verici bir durum. Buradan anlaşılan o ki ortada fiilen işlenen bir münkerat var ise ister namaz kılın ister oruç tutun eğer bu münkerata karşı tepki verilmez, vurdumduymaz ve bana ne dediğimiz anda Allah’ın gazabına müstahak olmuşuz demek. Bugün yaşadığımız şehirde veya coğrafyada yüzlerce günah ve haram ulu orta gözümüzün önünde pervasızca işlenmesine rağmen hiçbir müslümanın kılı bile kıpırdamıyor. Ve herkes BANA NE diyor. Müslüman halkın bu vaziyeti orta yerdeyken,  böyle bir gazap şehrimizi kuşatsa sizce kaçta kaçımız bu gazaptan emin olabiliriz. Bir düşünün?
            Ya Rabbi! Bizleri günah ve haramlara karşı kayıtsız, duyarsız, tepkisiz ve BANA NE diyen kullarından eyleme, doğru bildiğin yolda, ayaklarımızı sabit kıl.         

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum