1. YAZARLAR

  2. Hasan SABAZ

  3. Demokrat darbeciler, insancıl diktatörler
Hasan SABAZ

Hasan SABAZ

Doğruhaber Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrat darbeciler, insancıl diktatörler

A+A-
Mısır’da askeri darbe olduğunda birçok siyasi gözlemci Amerika’nın tutumunu merak etmişti.

Öyle ya birçok ülkeyi harabeye çeviren Amerika ve dostları gerekçelerinin o ülkelere özgürlük ve demokrasiyi götürmek olduğunu söylemişlerdi.

Ama Amerikan yönetimi Mısır darbesine “darbe” demedi, diyemedi.

Bu tutum eleştirilirken Amerikan Dış İşleri Bakanı John Kerry’den başka bir açıklama geldi.

John Kerry, Mısır Ordusu’nun seçilmiş cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirerek ‘demokrasiyi geri getirdiğini’ iddia etti.

Demokrasiyi geri getirmek…

Diktatör Mübarek dönemi demokratik bir dönemdi Amerika’ya göre.

Muhammed Mursi ile bir yıllık bir kesinti oldu demokrasi için, ardından Sisi öncülüğündeki asker demokrasiyi geri getirdi.

Sisi, halkın sesini dinlemiş ve sandıkta seçilerek gelen “diktatör”ü devirmişti.

“Bu kadar da olmaz!” diyorsunuz sanırım; ama maalesef oluyor.

Amerika’nın kendine has bir kavramlar dünyası vardır.

Darbeciler eğer Amerikan çıkarlarına hizmet ediyorlarsa onların demokrat olduğundan şüphe yok.

Yasakları, katliamları, zindanları fazla bir şey ifade etmez.

Eskiden bunlar soğuk savaş döneminin ideolojik şartlarında yapılır ve fazla dikkat çekmezdi.

Amerika, hemen yakınındaki diktatörlerin tümünü desteklerdi.

Diktatörlerin ihtiyaç duydukları parayı temin edebilmeleri için uyuşturucu ticaretini onlara kolaylaştırırdı.

Seçimler yapılmasını ister; ama istediği sonuçlar alınmazsa terör ve kargaşa ortamı oluşturarak yönetimlerin halkın gözünden düşmesini sağlardı.

Aslında bunu halen de yapmaktadır.

Bazen açıkça köpeklerini salar.

Onlar da tüm kudurganlıkları, tüm vahşetleriyle görevlerini gereği gibi yerine getirirler.

Tüm ambargo ve karartmalara rağmen bu konuda iyi araştırmalar ve somut veriler vardır.

Bu konuda önemli araştırmaları bulunan Amerikalı NoamChomsk’nin bir kitabından bazı bölümleri buraya almak istiyorum.
“Ocak 2006’da Filistin halkı, adil sayılan bir seçim geçirdi. Bush yönetiminin desteklediği aday Mahmud Abbas müdahalelere karşın seçimi kaybetmişti. ABD ve İsrail, Filistin halkına bu demokratik hatanın bedelini ödetmeye kararlıydı. İsrail o kadar ileri gitti ki; zaten susuzluk çeken Gazze’nin suyunu kesip elektrik santrallerini bombaladı.(…)

İsrail terörü artarak devam etti. Bu sırada Amerikan desteği daima arkasındaydı.

Öte yandan Amerikan’ın demokrasi teşviki Soğuk Savaş’ın bitiminden beri devamlılık sergilemekte. ABD hükümetleri sadece ve sadece stratejik ve ekonomik çıkarlarına uygun olduğunda demokrasiyi teşvik ediyor. (…)

ABD politikası, ifade ettiği ideallere çıkarlarına uygunsa uyuyor. Süreç çıkarının tersine işlediği takdirde ise müdahaleyi kendine hak görüyor. Tabii burada altını çizmekte fayda var: Bahsedilen “çıkarlar”ın halkın çıkarları olmadığı kesin. Çıkarlar derken yerel topluma hükmeden iktidar odaklarının menfaati kastediliyor. Amerikan dış politikasını etkileyen iç etkenlerin başında uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketler gelmekte. (…)

Usame bin Ladin’in açıklamalarında ABD bir demokrasi olduğuna göre, Amerikan halkının da hükümetinin eylemlerinden sorumlu olduğundan ve dolayısıyla sivillerin haklı hedefler olduğundan bahsetmesi New York Times tarafından nihai kötülük olarak tanımlanırken Filistin seçimlerinden birkaç gün sonra, ABD ve İsrail’in Filistin halkını seçtikleri hükümetten sorumlu tutarak, terör ve ekonomik ablukayı hak ettiklerini beyan etmesi kabul edilebilir bir uygulama olarak yansıtıldı. Aynı tavır bir durumda şeytanlık; öbüründe soylu bir idealizmsayılmakta. Burada belirleyici faktör aktörün kendisi. Yani ne yapıldığı değil, kimin yaptığı önemli.”

Amerikan siyasetini anlamak istiyorsanız siyaset bilimindeki kavramların tümünü unutmanız gerekmektedir.

Darbeler bazen iyi bazen kötüdür mesela.

İnsancıl diktatörlere her an rastlayabilirsiniz.

Kimi katliamların bile nasıl “anlaşılır” bir hale geldiğini görebilirsiniz.

O yüzden değerlendirmelerinizde acele etmeyin.

Önce şuna karar verin: Sizin için ilkeler mi önemli, yoksa çıkarlar mı?

Aslında bunun hiçbir önemi yoktur.

Karşınızda binbir yüzlü bir şeytan vardır.

Amerika’nın ilkeleri çıkarlarını yorumlayacak şekilde konulmuştur.


Onunla onun alanında mücadele edemezsiniz.

Bu yazı toplam 591 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.