Ehl-i Sünnet, Ehl-i Beyt ve Hz.Ali taraftarıdır

Şia'nın Ehl-i Beyti ve Hz.Ali'yi din anlayışlarının merkezine alarak Ehl-i Sünnet'ten ayrışmaları Ehl-i Sünnet'in Ehl-i Beyt ve Hz.Ali'nin yanında yer almadıkları algısını oluşturmaktadır. Bu bağlamda Ehl-i Beyt'e zulmeden Emevi ve Abbasi devletlerinin de Ehl-i Sünnete mensup olmalarından dolayı Ehl-i Sünnet, Şia tarafından Ehl-i Beyt düşmanlığıyla suçlanmaktadır.

Ancak bu suçlamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Ehl-i Sünnet anlayışında Hz.Ali cennetle müjdelenen ilk iman etmiş Müslümanlardandır. Ayrıca Müslümanların dördüncü Raşit ve meşru halifesidir. Ehl-i Beyt ise Peygamber Efendimiz'e(S.A.V) olan yakınlıklarından dolayı özel bir meziyete sahip insanlardır. Ancak bununla beraber diğer Müslümanlardan üstün kutsal varlıklar değillerdir. Peygamber Efendimiz(S.A.V) Ehl-i Beyt'in annesi Hz.Fatma'ya "Ey Fatma Allah'a karşı sana bir ayrıcalık tanıyamam sana bir faydam olmaz" diyerek Ehl-i Beyt'in diğer Müslümanlar gibi sorumlu olduklarını ve herhangi bir kutsallığa sahip olmadıklarını ifade etmiştir.

 Emevi ve Abbasi devletleri ise Ehl-i Sünnet'i temsil etmemektedirler. Zira Ehl-i Sünnet imamlarının birçoğu bu devletlerden zulüm görmüş zindanlarında şehit olmuşlardır. Ehl-i Sünnet'in öncüleri olan Dört mezhep imamı bu zulümden nasiplerini almışlardır; İmam Ebu Hanife Ehl-i Beyt öncülerinden İmam Zeyd'in kıyamına destek verdiği için zindana atılmış ve zindanda şehit olmuştur. İmam Şafii Ehl-i Beyte destek verdiği için Şiilik suçlamasıyla sürgün edilmiştir. İmam Malik zorla biat almanın câiz olmadığı fetvasıyla saltanat sistemine karşı çıktığından, İmam Ahmet ise Abbasi devletinin Mutezile(Akılcılık) ideolojisini devletin politikası haline getirmesine karşılık Ehl-i Sünnet'in savunuculuğunu yaptığından dolayı işkenceye maruz kalmışlardır.

Hz. Ali ise itaat edilmesi gereken Müslümanların meşru halifesidir. Ona karşı çıkmak caiz değildir. Hz.Ali kendisine karşı çıkanlarla haklı olarak mücadele etmiş ve Müslümanların halifesi olarak gerekeni yapmıştır. Hz.Ali'nin haklılığını hilafeti sürecinde yaşananlara baktığımızda açıkça görebiliriz;

Hz.Osman Medine'yi kuşatan isyancılar (sonraki Hariciler) tarafından katledildikten sonra baskı altında olan Müslümanlar özgürce halife seçimi yapamamış ancak genel olarak Hz.Ali'nin halife olmasını istemişlerdi. Hz.Ali ilk olarak bu karışık ortamda halife olmayı reddetmiş ancak sonradan Müslümanların lidersiz kalmaması için bu zor süreçte böylesi ağır bir yükü kabul etmişti. Bu seçimde fitne ortamından korunmak için inzivaya çekilen Hz.Zübeyr ve Hz.Talha -isyancıların zoruyla Medine'ye getirtilip- zorla biat etmişlerdi.(Taberi) Ancak sonuç itibariyle çoğunluğun rızasıyla Hz.Ali Müslümanların meşru lideri olmuş artık ona karşı çıkmak İslam devletine karşı çıkmak olarak kabul edilecektir.

Hz.Ali'ye biat edildikten sonra bazı sahabeler Hz.Osman'ın katillerinden biran önce kısas alınması talebinde bulunmuşlardı. Hz.Ali siyaseten bunun doğru olmadığını İsyancıların güçlü olduklarını bu ortamda kısas almanın mümkün olmayacağını söyleyerek bu talebi reddetmiş ve kontrol altına almak için isyancıları da ordusuna almıştı. Hz.Zübeyr ve Hz.Talha ısrarla Hz.Ali'den kısas talep ediyor Basra ve Kufe'den askeri destek getirmek için izin istiyorlardı. Ancak bütün ısrarlara rağmen Hz.Ali buna izin vermiyordu. Bunun üzerine Hz.Ali'den umre izni alarak Mekke'ye gidip orada Hz.Aişeyle buluşmuş Hz.Osman'ın katillerinden kısas almak için Basra'ya doğru yola çıkmışlardı. Bunu öğrenen Hz.Ali onları vazgeçirmek için Basra'ya doğru ordusuyla beraber yola çıkmış ve sonunda iki sahabe ordusu karşı karşıya gelmiş bütün sulh çabalarına rağmen fitnecilerin kışkırtmasıyla iki grup arasında -Cemel vakası diye bilinen- kanlı bir savaş gerçekleşmişti. Hz.Ali Cemel olayında Hz.Zübeyr ile karşı karşıya gelince: "Ey Zübeyr Allah aşkına söyle Peygamber Efendimiz(S.A.V)in: "Ali'ye karşı haksız olduğun halde savaşacaksın" sözünü hatırlamaz mısın?" dediğinde Hz.Zübeyr bu sözü yeni hatırlayıp savaştan vazgeçmişti.(Bidaye İbn-i Kesir)

Bu arada Şam valisi Muaviye de aynı gerekçeleri öne sürerek Hz.Ali'ye biat etmemiş bunun  üzerine Hz.Ali kendisine başkaldıran Muaviye'ye karşı harekete geçmiş ve Sıffin denilen yerde iki ordu arasında kanlı bir savaş gerçekleşmişti. Bu savaşta Hz.Ali ordusunda yer alan Ammar B.Yasir şehit olmuştur. Peygamber Efendimiz(S.A.V) Ammar'a: "Seni baği(isyankar) bir topluluk öldürecek" diyerek bu olaya işaret etmiştir.

Sonuç olarak Ehl-i Sünnete göre -Peygamber Efendimizin ifadelerinde de gördüğümüz gibi- Hz.Ali hem Cemel olayında hem de Sıffin savaşında haklıdır. Ona karşı çıkanların haklı bazı gerekçeleri olsa bile Müslümanların lideri olan Hz.Ali'ye itaat etmemeleri yanlıştır.  Hz.Ali İslâm devletinin lideri olarak kontrolü sağlamak için bu savaşlara girişmek zorunda kalmıştır. Ehl-i Sünnet'in kabul ettiği meşru halife Hz.Ali'dir ve Ehl-i Sünnet Hz. Ali Taraftarıdır…  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.