Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et...

M. Medet SOLMAZ

Ağustos ayı içerisinde İslami sivil toplum kuruluşlarından “Kur'an Nesli Platformu” bu yıl 2.sini icra ettiği namaz etkinliğine, üye ve gönüllü pek çok sivil toplum kuruluşu destek verdi. Ülkemizin doğusundan batısına il ve ilçelerde başlatılan “Hayat Namazla Güzeldir.” Temalı program gündemde renkli görüntülerle yer aldı. 2. çocukluk evresi diye adlandırılan “6-10 yaş grubu” çocuklar için düzenlenen 2 haftalık programın, çocukların zihin dünyasına silinmez bir iz bırakacağından kesinlikle kuşku yoktur.

Bu programın içeriğinden kısaca bahsetmek gerekirse;

Çocukların yaş seviyesine göre namazın önemi, niçin namaz kılıyoruz, namazda okunacak dua ve surelerin ezberi, uygulamalı abdestin alınışı ve namaz kılınışı, eğlenceli boyamalar, bilmeceler, yarışmalar… ve daha nice etkinliklerle çocukların zihin dünyalarına namaz olgusuna göndermeler yapıldı. Hele final aşamasında “Cennet çiçekleri” diye atfedilen çocuklarımızın ellerindeki ‘'Gözümün nuru namaz'', ‘'Anne- baba bana namazı öğret'', “Cennetin anahtarı namaz” , “Hayat namazla güzeldir.” gibi sloganlarla; çantalarındaki seccade, tesbihlerle; başlarındaki takke ve eşarpla kentin merkezi camilerine yürüyüş yapmaları gerçekten başlı başına şeytanı, şeytanları çileden çıkaracak türdendi…

Yaşıtlarıyla birlikte kısa bir zaman diliminde böyle aktivitenin içerisinde bulunmanın çocuğa kazanımı ne olabilir? 12 yaşından küçüklere soyut dini kavramlar vermek gerçekten zihin dünyalarında hasarlara mı yol açar?

Çocuğun fıtratı zaten İslam üzeredir. Başka bir deyişle ruhu dine uygundur. Bu konuda hiçbir sorun yoktur. Önemli olan yaşına uygun yöntem ve tekniklerle bu tür alışkanlıklara hazırlamaktır. Namaz eylemini ele alalım;

Bu davranış bireyin akli buluğa eriştiği evreden, ta yaşamının son anına kadar, yerine getirmekle sorumlu olduğu bir eylem değil midir? Hayatının merkezine hükmeden bir amel hüviyeti taşımıyor mu? Her gün hatta günün her ana öğünü ve ara öğünü olarak karşılaştığı iş değil mi? Yani yemek yeme, su içme, nefes alma gibi yaşamın bir parçası olarak kabul etmesi gereken bir faaliyettir. Böyle hayati bir faaliyeti, bedenine, iç âlemine kabul ettirmek büyük bir eğitimi gerektirmiyor mu?..

Namazı “gözümün nuru” diye gören Peygamber Efendimizin ebeveynlere; “Çocuklarınız 7 yaşına gelince namazı emredin…” sözü ile bireyin daha küçük yaştayken namaza alıştırılması sonucu çıkmıyor mu? 10 yaşına gelince kılması yönünde daha ısrarlı olması gerektiğine ilişkin uyarılar da vardır. Eğitimde değişmeyen bir kural vardır: Küçük yaşlarda edinilen davranışların daha kalıcı olması. Örneğin küçükken bisiklet sürmeyi öğrenen bir birey, hayatı boyunca bisiklet sürmesini unutmaz. Küçük yaşlarda taşıt sürmesini öğrenen biri, hem öğrenme işini kolay edinir, hem de yaşamı boyunca bu becerisi kaybolmaz. Namaz ibadetini de bu bağlamda düşünemez miyiz? Tecrübelerle görülmüş ki küçük yaşlarda namaz alışkanlığı edinmiş birinin, kolay kolay namazı bırakmayacağı; severek ve isteyerek ibadet etmenin keyfiyetini yaşadığı görülmüştür. Bu bağlamda söz konusu sivil toplum kuruluşunun yaptığı gibi bu programlara katılan çocuklar, büyüdüklerinde namaz kılmaktan çekinebilir mi? Terbiye yaşında yaşadıkları, ömrü boyunca taptaze bir hatıra olarak zihin dünyasında yer edinmez mi?

Türkiye gibi halkı Müslüman olan bir toplumda TÜİK verilerine göre en iyimser anketlere göre 5 vakit namaz kılanların oranı ne yazık ki %30'u geçmemektedir.%99'u Müslüman olan Türkiye toplumunda namaza karşı olan ilgisizliğin altında yatan faktörlerin başında, daha alt yaşlarda namaza karşı gösterilen eğitimsizlik gelmiyor mu?

Kur'an'da çok açık bir şekilde “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva iledir.” buyrularak ebeveynlere bu sorumluluğu yüklemiştir. Ebeveynler olarak bizler “çocuğum daha küçük, zamanı değil. Büyüyünce isterse kılar deme lüksümüz olabilir mi?!!”

Sadece dikkat edilmesi gereken zorlaştırmadan, bıktırmadan, sevdirtmenin yollarını göz ardı etmeden çocuğa namaz eğitimi vermektir. Çocuğun okul yaşıyla birlikte bu eğitim programlı bir şekilde devam ettirilmelidir. Tabi ki başta ebeveynler namazı ciddiye almalıdır. Zira çocuk ailede gördüklerini daha rahat bir biçimde kabul eder. Yani ailede namaz ana gündem olmalıdır hep. Örneğin evde namazların cemaatle kılınması, işlerin namaza göre planlanması gibi farkındalıklar çocuğa verilecek namaz eğitimi için sadece bir iki husus…

Rabbimiz namazında devamlı olanlardan etsin ehlimizi BE namazlardan etmesin.

Kalın sağlıcakla…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.