Aşk var aşk var, Aşktan aşka fark var

Mehmet Güven ÖZER

 Allah'ım..! Hamd ediyoruz. Birileri kendilerini futbol aşkına paralayıp, stadyumları dolduruyorlarken, tuttukları takımları için il il dolaşıp, doksan dakikalık zaman diliminin ibadet, stadyumların ise ibadethane olarak algılandığı bir dünya oluşturmak istiyorlarken, Peygamber sevdalıları, meydanları Peygamber aşkı ile dolduruyor.

Şükür ediyoruz. Birileri konser adı altında kadınlı-erkekli kalabalıkları balık istifi salonlarda toplayıp, ar namına hiçbir endişe taşımayan topluluklar oluşturma çabasında iken, bir başka birileri Hz. Muhammed'in (sav) sevdası ile terbiye timsali kadınlar, gözlerini haramdan çeviren erkeklerden müteşekkil bir topluluk derdindeler.

Aman Allah'ım!...

Peygamber sevdası nelere kadirmiş. Diyarbakır Newroz alanı bu aşkı haykıranlarla dolmuş taşmış. Eller kalkmış havaya, ses veriyorlardı dost-düşman tüm dünyaya. Âlimler, yazarlar, aydınlar yerlerini almış, nefesler tutulmuş, Yasin'in yüzü suyu hürmetine gençler şehadet kuyruğuna girmiş, herkes ama herkes Kelime-i Tevhid'in yüceltilmesi yarışına girmişti.

Ya Rabbi..!

Bu topluluğun senin isminin yücelmesinden başka bir derdi yok. Hiçbir siyasi çıkar gütmeden, Tevhid bayrağı dışında herhangi bir siyasi menfaati çağrıştıracak döviz taşımadan, samimice saf tutup, Peygamber'in (sav) 1444 yıllık kardeşleri olduklarını beyan ediyorlardı.

Ben inanıyorum ki gök ehli bu kalabalığa bigâne kalmamıştır. Bir toplulukta Allah'ın ismi anılıyorsa, melekler onları kuşatır hadisi gereğince, milyon insanın bu mahşeri kalabalığına eşlik eden melekler vardı elbette meydanda. (Bir topluluk Allah'ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allah'ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekinet (kalp huzuru) iner ve Allah-u Teâlâ onları yanında bulunanlar arasında zikreder.- Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, İbn-i Mace)

Hawar Ya Rabb..!

Arz ve sema şahittir bu aşka. Bu meydanda nice terbiye yoksunları kadınlı-erkekli, karman-çorman bir sürü etkinlik yaptı. Kürtlerin genlerini bozmak, fıtratları ile oynamak adına nice netewi-laik-seküler insan bir araya geldi. Kürtler, aradaki farkı görüyorlar. Bizler de görüyoruz. CIA ve MOSSAD da görüyor. Elbette ki bu âşıkları boğmaya niyetlenecekler. Dileğimiz safların net olarak görülmesidir. Kimler, ne amaçla, hangi safta yer alıyorlar? Bu bilinsin yeter.

Safların karışması, hak ve batılın iç-içe geçmesi ve özellikle Kürd insanının kafasının bulandırılması adına, Peygamberi hayat tarzına düşman olanlar da benzer organizasyonlar yapıyorlar. Korkunç olan bu gerçeğe rağmen, yani Peygamber'in isminin bu topraklardan silinmesi amacıyla, Peygamber adına faaliyetler organize etmek, Hz. Muhammed (sav) isminin, O'nun hayat felsefesine düşman olanlarca yüceltilmesi anlamına gelse de, bu halkın kandırılması açısından tehlikelidir. 

Sakal ve cübbeleriyle medreselerde dirsek çürütenlerin, dindar kesime hitap ederek yazı yazan, söz söyleyen aydınların, yıllarca besteleriyle Peygamber aşkını dile getirenlerin, bu tür organizasyonlara katıldıklarında, ne işe yaradıklarını gerçekten bilmiyorlarsa, Allah iz'an ve fikir versin diyelim.

Eğer bilmiyorlarsa hatırlatalım. Allah'ın dinini boğmak için, laik-seküler güçler yine Allah'ın dinine ve bu dinin kisveleri sayesinde ekmek yiyenlere ihtiyaç duyarlar. Nasıl ki bir zamanlar Türkiye'de laikliğin tesis edilmesi için Balıkesir'de hutbe okunduysa, aynı şekilde Kürd coğrafyasında laik seküler hayatın tesisi için de dindar görünümlü zevata, fazla ileri gitmemek koşuluyla üç-beş İslami kelam eden yazar çizerlere, Kani Muhammed Mustafa ilahisini, Hz. Peygamber'in davasını öldürmeye matuf olarak okuyacak müzisyenlere ihtiyaçları var.

Ya Rab..!

Kalplerde geçenleri bilen sensin. Herkesin kalbine göre muamele edecek olan da yine sensin, sen.
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.