Noam Chomsky
Ünlü dilbilimci ve aktivist Noam Chomsky, İsrail ile Filistin arasında gerçekleşen esir değişiminde yaşananlara dikkat çekerek, "Bugün bütün dünya Gilat Şalit'in nasıl serbest bırakıldığını konuşuyor. Medya Gilat Şalit'i manşetlere taşıyor ve onun dramından bahsediyor. Ancak hiçkimse kalkıp binlerce Filistinli esiri konuşmuyor" dedi.
Chomsky, Batı dnyasının Flistinlilere bakışının gayri insani olduğunu da belirterek, "Bütün bir Batı dünyası demokrasi havariliği yaparken, İsrail hapishanelerinde tutulan onlarca seçilmiş Filistinli milletvekilinin niçin zindanlarda olduğunu sormuyor. Çünkü, Batı dünyası Filistinlileri insan olarak bile görmüyor" ifadelerini kullandı.
Ünlü dilbilimci ve aktivist Noam Chomsky, Newyork Barnard Şehir Koleji'nde yaptığı konuşmada, İsrail ile Filistin arasında gerçekleşen esir değişimindeki çifte standart ve Batının ikiyüzlülüğüne dikkat çekti. Chomsky, "Gilat Şalit'in çok daha önceleri serbest bırakılması gerektiğine inanıyorum. Ancak yine de şuna dikkat çekmek isterim: Hikayede gözden ısrarla kaçırılan bir taraf var. Filistinli mahkumlar. Filistinli kadınların, çocukların yaşadığı dram medyada neredeyse hiç yer almıyor. Herkes Gilat Şalit'in 5 yıl boyunca neler yaşadığını anlatıp duruyor ama 30 yıldan fazla sürelerle İsrail zindanlarında tutulan Filistinli binlerce mahkumun neler yaşadığını hiç kimse merak etmiyor. Bu mahkumlar nerelerden toplandı? Suçları neydi? Ben, Batı'da hiçbir ana akım medya organının bunları gündeme getirdiğine şahit olmadım" dedi.
Komik ve ahlaksızca
Chomsky, Batı'nın demokrasi konusundaki tutumunun da iki yüzlü olduğuna dikkat çekerek, "İsrail seçimle işbaşına gelmiş, yani demokratik yöntemlerle, halkın oylarıyla seçilmiş Filistinli milletvekillerini ya suikastlerle öldürdü, ya da herkesin gözü önünde kaçırıp hapishanelere koydu. Durmaksızın Ortadoğu'da artık liderlerin seçimle işbaşına gelmesi gerektiğini söyleyen Batılı devletler, seçilmiş milletvekillerinin İsrail tarafından kaçırılmasına neden göz yumuyor? 2007'de İsrail kaç tane Filistinli milletvekilini kaçırdı? Hangi Batılı ülke bu duruma tepki gösterdi? Şimdi durum böyle iken, nasıl olur da Ortadoğu'dan bize inanmasını bekleyebiliriz? Bu çok komik ve ahlaksızca bir mizansen" diye konuştu.
Serbestçe öldürülebilirler
Chomsky, birkaç hafta önce öldürülen Enver Evlaki olayının ABD'de çokça tartışılmasının nedeninin de Evlaki'nin ABD vatandaşı olmasından kaynaklandığını kaydeederek, "Bütün eleştiriler, onun öldürülmesindeki hukuk dışılığın üzerine değil, onun ABD vatandaşı olmasına yoğunlaştı. Oysa ABD'nin her gün dünyanın birçok yerinde adeta bir böcek gibi gördüğü, ezip geçtiği insanların durumunu kimse eleştirmiyor. ABD vatandaşı olunca, tepki koyan kamuoyu, her gün sinek gibi avlanan onlarca insan konusunda ne düşünüyor? Şurası çok açıktır ki, bizler, ABD vatandaşı değilse, diğer insanları insan olarak bile görmüyoruz ve onların bu nedenle de serbestçe öldürülebileceğine inanıyoruz" şeklind ekonuştu.
ABD, suikast iddialarını Irak'ta kalmak için ortaya attı
ABD, yıl sonunda bütün askerlerini Irak'tan çekmek zorunda. Ancak, Irak'ta kalıcı olmayı isteyen ABD, Irak hükümeti ile bir anlaşmaya varamayınca, İran'ın Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi'ne suikast planladığını iddia ederek, İran bahanesi ile bölgedeki askerlerini tutmaya devam etmeyi umuyor.
ABD Savunma Bakanlığı Washington ve Bağdat'ın yıl sonu için belirlenen çekilme takvimi itibariyle Irak'ta önemli miktarda Amerikan askeri gücü kalmasına imkân verecek bir anlaşmaya varamadıklarına dair haberleri Pazartesi günü reddetti. Müzakerelerin çöktüğü hakkındaki haberleri reddeden Pentagon sözcüsü George Little gazetecilere yaptığı açıklamada görüşmelerin devam ettiğini ve henüz nihâi bir karara varılmadığını söyledi. Tahran, Irak hükümetindeki müttefikleri sayesinde Washington'ın askeri kuvvetlerin statüsü anlaşmasının yeniden müzakere edilmesini önledi. Askerlerin çekilme süresinin bitmesine (31 Aralık) üç aydan daha az bir süre var ve öyle görünüyor ki Obama yönetimi Nuri el Maliki hükümetiyle Amerikan askerlerini Irak'ta tutacak bir anlaşmaya varamayacak.
Bağdat ve Washington arasında varılacak herhangi bir anlaşma ABD ve İran arasında sahne arkasında varılacak bir mutabakat sonucunda ortaya çıkmak durumunda; el üstünlüğü İranlılarda olduğu için de Tahran'ın Washington'la müzakere isteği asgari düzeyde. İslam Cumhuriyeti belirli miktarda Amerikan gücünün Irak'ta kalmasına imkân tanımaya razı olsa bile ABD'nin kabul edemeyeceği kadar yüksek bir bedel talep edecektir. İran en azından bazı müeyyidelerin kaldırılmasını isteyecektir.
Washington nispi zayıflık içerisinde bulunduğu bir konumdan iş yapıyor. Bu bağlamda, İran'ın seçkin askeri gücünün sınır ötesinde, Amerikan topraklarında Suudi büyükelçisine suikast planladığı keşfi, Obama yönetimine İran üzerinde baskıyı artıracağı potansiyel aracı sundu. Suikast planının doğruluğu hakkında ABD içerisinde bile ciddi şüpheler ortaya çıksa da Amerikan yönetimi bu iddiaları İran rejimi üzerinde önemli bir baskı uygulamak için kullanmaya karar verdi.
Suikast planının ortaya çıkarılması Amerikalılara İran'ın özgüvenini sarsma, Suudileri (bölgedeki ve dünyadaki diğerlerini) Tahran'a karşı daha sert olmaya ikna teşebbüsüne girme imkânı tanıyor. ABD, İran'ın şartlı teslimine yol verecek bir müeyyide rejimi uygulayamadı şimdiye değin. Daha sert müeyyideler konusunda daha büyük uluslararası mutabakatın oluşmasıyla birlikte Washington nispi gücünün olduğu bir konumdan müzakere yürütebilecektir. Ancak suikastle ilgili iddialar kuvvetli bir şekilde ikna edici değil-bilhassa da uluslararası câmiayı İslam cumhuriyetine tecrit etmeye ikna edecek noktada değil henüz.
Eş Şebbab, ABD'nin yeni El Kaide'si
BM'nin 51'inci maddesini bahane olarak gösteren Kenya, Somali sınırından 120 km içeri girdi. Ancak asıl hedef Eş Şebbab'ın bitirilmesi. ABD, harekata fiili destek verirken, Somali Geçici Hükümeti ise sınır ihlalilinin olmadığını savunuyor. ABD, yeni El Kaide olarak Eş Şebbab'ı gösteriyor. Bir taraftan Afrika Birliği'ne mensup güçler Mogadişu çevresinde operasyonlarını artırırken, Kenya askerleri Somali'yi kana buluyor. ABD ise insansız savaş uçaklarıyla adeta dehşet saçıyor.
Kenya askerlerinin resmi açıklama ile Somali'ye girdiklerini ilan etmeleri ardından Somali'deki iç savaş çok hızlı bir şekilde bölgesel savaşa dönüştü. Kenya müdahaleye sebep olarak ülkesindeki yabancıların kaçırılmasını, özellikle de dünyanın en büyük mülteci kampı olan Dadaab'dan 'Sınır Tanımayan Doktorlar'a mensup iki kişinin kaçırılmasını gösterdi. Eşşebab Örgütüne resmen savaş ilan etti. Diğer taraftan Eşşebab kaçırma olayında parmağı olmadığını duyurdu, üslenmedi. Kaçırmalarda Kenya'nın Somali'ye müdahalesine zemin hazırlayacak provokasyon ihtimalini göz ardı etmemek gerekiyor. Bir takım karanlık güçler devrede olabilir.
Kenya'ya göre bu adam kaçırmalar hem turizmi vurdu ve hem de ulusal güvenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit ediyor. Dolayısıyla ülkesi ile Somali arasında bir tampon bölge oluşturmak iddiasıyla Somali'ye girdi. Dayanak olarak ise Birleşmiş Milletler tüzüğünün 51. Maddesini gösteriyor. Ama tam bölge her nasılsa sınırdan 120 km içeriye kadar sarkıtılmış durumda. Kenya askerleri Afmadow kasabasına doğru hava desteğinde ilerliyorlar. Birkaç gün içerisinde bu kasabada çok kanlı çatışmalara şahitlik edeceğiz. Afmadow ismi çokça duyulacak. Kenyalılar Afmadow'da başarılı olurlarsa bir sonraki hedeflerinin Eşşebab'ın kalesi konumundaki Kismayo'nun olması sürpriz olmaz.
Somali Geçici Hükümeti ise, ilginç bir şekilde ve Kenya'nın resmi açıklamalarına rağmen, topraklarında Kenya askeri bulunmadığını öne sürüyor. Bu arada Eşşebab'ın Kenya'ya tehditlerini de unutmayalım: "Kurşunların acısını tattıracağız" diyor Eşşebab Kenya askerlerine. Ayrıca Kenya Başkenti Nairobi'yi de hedef tahtasına oturttuklarını ifade ediyorlar. Bu tehdit savaşın Kenya'yı da içerisine aldığının bir göstergesidir. Eşşebab tehdidinden sonra Kenya'nın herhangi bir bölgesinde silahlı, bombalı eylemler yapılması ihtimali yüksektir.
Kenya'nın Eşşebab'a savaş ilan etmesinin Afrika Birliği askerlerinin operasyonlarını Mogadişu dışına taşırmaları ile eşzamanlı olarak gündeme gelmesi manidardır. Zaten daha önceden, Ramazan sonrasında Amerika insansız savaş uçakları ile Somali'yi vuracağını bildirmiş, Etiyopya da Eşşebab bölgesine Afrika Birliği askerleri korumasında insani yardım koridorları açılmasını istemişti.
Gözüken o ki, Amerika'nın perde gerisinde olduğu ve bölgesel güçleri harekete geçirerek Eşşebab'ı bitirme operasyonu başlatılmış bulunuyor. Bir taraftan Afrika Birliği'ne mensup güçler Mogadişu çevresinde operasyonlarını artıracaklar, diğer taraftan Kenya askeri baskıyı artıracak, Amerika ise insansız savaş uçakları ile dehşet saçacak.
Kibirli ve Budala
İsrail'in yayılmacı politikalarına karşı yaptığı muhalefetle tanınan ünlü Yahudi yazar Uri Evnery, İsrail politkalarının "ne kadar çok düşman, o kadar şeref" üzerine kurulu kibirli ve budalaca politikalar olduğunu söyledi.
Uri Avnery, "I.Dünya Savaşı yıllarından kalma eski bir fotoğrafta bir grup Alman asker cepheye varmak üzere trene biniyorlar. Bir arabanın üstünde şöyle yazıyor: 'Ne kadar çok düşman o kadar şeref.' Arabaya yazılmış grafiti, savaş planını Alman genelkurmayına havale eden yüce komutan Kaiser Wilhelm'in kibrini yansıtıyordu. Budala Kaiser'ın hak ettiği mirasçıları var şimdi de. İsrail Başbakan yardımcısı Moşe Ya'alon, zekâ düzeyi o rütbeden daha düşük eski genelkurmay başkanıdır kendisi, İsrail'in çıkarları bunu gerektirse bile Türkiye'den özür dilenmesinin mümkün olmadığını zira bunun 'itibarımıza' zarar vereceğini söyledi" diye yazdı.
İsrail'in Mısır, Türkiye ve daha bir çok ülkeyi kibirli ve budalaca politikalarından dolayı kaybettiğini yazan Avnery, "Onlar - Netanyahu, Lieberman ve arkadaşları - geri kalan tüm dostlarımızı kaybediyor, Barack Obama'yı aşağılıyorlar. Barış görüşmelerinin kaldığı yerden devam etmesini engelliyor sabote ediyorlar. Her yerde yerleşim inşaatı sürdürüyorlar. Eğer iki devletli çözüm imkânsızlaştırıldı ise geriye ne kaldı? Akdeniz'den Ürdün'e tek bir devlet mi? Nasıl bir devlet olacak o? Siyonizm'in nakzedilmesi anlamına gelecek iki uluslu bir devlet konusunda azimliler. Irk ayrımcısı bir devlet? Ne kadar ayakta kalabilir?" diye sordu.
Avnery, İsrail'in adeta intihar ettiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "Rasyonel tek şık, 5.5 milyon Filistinliyi Batı Şeria, Gazze ve İsrail'den sürerek topyekûn etnik temizlik olacaktır. Mümkün mü bu? Mars'tan gelen bir işgal dikkatleri dağıtmadığı takdirde dünya buna müsamaha gösterecek mi? Cevap şu: "Zerre kadar düşünüp tartmıyorlar. İsrailliler tecrübeleri dolayısıyla kısa vadeli düşünmeye şartlanmışlardır. Amerikalıların dediği gibi: "Bir devlet adamı gelecek nesli düşünür; bir politikacı gelecek seçimleri." Veya Siyonist lider Chaim Weizmann'ın sık sık tekrarladığı gibi: "Gelecek, gelecek ve gelecekle ilgilenecektir." Ulusal tartışma diye bir şey yok sadece gemiyi yüzdürme yönünde belli belirsiz bir arzu var. Sağcı Siyonistler tüm bir Filistin'e tutunmak istiyorlar; solcu Siyonistler ise mümkün olabildiğince geniş bir kesimine tutunmak istiyorlar. Kafa böyle işliyor."