Bin Ladin'in kesilen kafası ABD'de

Bin Ladin’in başı koparılıp uçakla Washington ’a götürülürken, cesedi Orta Asya’daki Hindikuş dağları üzerine atıldı.

Mayıs ayının başından itibaren Usame Bin Ladin’in öldürülmesi hikâyesi ve evinde bulunan belgeler, Amerikan medyasının manşetlerinden birini oluşturuyor. Zira ABD Başkanı Barack Obama’nın seçim kampanyası, Bin Ladin’in öldürülmesinin birinci yıldönümüne girilmesi fırsatını, ABD başkanının ilk dört yıldaki en önemli başarılarından biri olarak görülmesine yeniden ışık tutmak için kullandı. Hatta New York Times gazetesi, Bin Ladin’in öldürülmesinin neredeyse Obama’nın iktidarda geçirdiği dört yılı özetlediğini ve ‘Usame’nin cesedi üzerinde dans etmenin’, Obama’nın yeniden seçilmesi kampanyasının temel arka planı olarak kullandığını belirtti. Gazete, bu olayın, ABD ’nin bir numaralı düşmanını yok etmeye yönelik cesur kararı alan iş bitirici bu adamın lehinde olduğunu düşünüyor. 

Bin Ladin’in ölüm yıldönümü, rollerinin üzeri karartılan askeri plancılardan, istihbarat yetkililerden ve adı bilinmeyen yorumculardan bahseden tartışmalara yol açtı. Ayrıca başkaları da Obama’nın, Bin Ladin’in hareketlerini takip etmeyi bırakmayan seleflerin çabalarının ve George W. Bush döneminde Bin Ladin’e ulaşma girişiminin meyvesini topladığından bahsetti. Yine Bush döneminde, Terörle Mücadele Merkezi Başkanı Jose Rodriguez, Washington Post gazetesindeki makalesinde, kendisinin ve adamlarının Obama’nın iktidara gelmesinden önce harcadığı çabalar olmasaydı, Bin Ladin’in öldürülmesinin mümkün olmayacağını yazmıştı. 

Benim de bu konuda söyleyecek sözlerim var. Bu sözler, Bin Ladin operasyonuna dair bazı önemli bilgiler içeriyor ve yaygın hikâyede lanse edilen önemli detaylar hakkında şüphe oluşturacak nitelikte. Elde ettiğim bilgiler, harcadığım çabaların sonucu değil, ancak yayımlamakta tereddüt ettiğim bilgiler. Bu bilgilerin kaynağı ise dünyaca ünlü Amerikalı bir araştırmacı yazar. Bu arkadaşımız, ayrıntıları takip etti, konuyla ilgili herkesi soruşturdu. Hikâyenin risk boyutunu kavrayınca, Amerikan ulusal güvenliğine dokunduğunu düşündüğü bazı yaklaşımlardan ötürü bu bilgileri yayımlamadı. Bu nedenle halihazırda vardığı sonuçları elinde tutma kararı aldı ve kendi yakın çevresine elde ettiği tablonun bir kısmından bahsetti. 

Duyduğum önemli bilgileri soruşturma imkânım olmadığını gizlemiyorum. Zira Bin Ladin operasyonunun sırları, hâlâ Amerikan istihbarat kulislerinde gömülü ve yakın gelecekte gün yüzü göreceğe benzemiyor. Kaynağın doğruluğuna ve yetkinliğine güvenmeseydim, bu bilgileri zikretmeye cesaret etmezdim. Bu konuda bazı önemli bilgilerin üzerinin karartıldığı ve izleyeni gerçeklerden çokça uzaklaştıran yanlış rivayetlerle değiştirildiği yönünde duyduklarım, beni bu bilgileri bir nebze paylaşmaya teşvik etti. Burada Bin Ladin’in yakalanması ve öldürülmesiyle ilgili iki temel bilgiyle yetineceğim. 

Yaygın kanaat, Amerikan merkezi haber alma servislerinin uzun çabalardan sonra Bin Ladin’e bilgi aktaran arabulucuya ulaşmalarının ardından, Bin Ladin’in yerini öğrendikleri yönünde. Bu sözleri yalanlayamam, ancak Amerikalıların, Bin Ladin’in Pakistan istihbaratının kontrolündeki bir yerde olduğuna dair gizli bilgiler elde ettiğini ekleyebilirim. Bu gizli yeri, sadece iki isim biliyordu: İstihbarat şefi ve ondan sonraki ikinci adam. Amerikan istihbaratı, ikinci adama ulaşmayı başardı. İkinci adam, önce konuyla ilgili bilgisi olduğu iddialarını yalanladı, ancak Bin Ladin’in yerini kendilerine söylemesi için sunulan 30 milyon dolar karşısında yenik düştü. Anlaşma bilfiil yapıldı. Zira bu paranın ABD hazinesinden planlamasının yapılması mümkün olmadığı için, para bir Körfez ülkesi üzerinden aktarıldı. Bilgi, ABD tarafına ulaşınca ikinci adam parayı aldı ve ortadan kayboldu. Ne Pakistan’da izine rastlandı ne de Pakistan dışında bir yerde görüldü. 

İkinci bilgiye göre ise özel operasyon birimlerince öldürülen Bin Ladin uyuyordu. Bin Ladin’in öldüğünden emin olana dek 120 el ateş ettiler. Cesedinin resmi açıklamaların belirttiği üzere Arap denizine atıldığı haberleri ise yanlış. Bin Ladin’in başı koparılıp uçakla Washington ’a götürülürken, cesedi Orta Asya’daki Hindikuş dağları üzerine atıldı. 

Bu bilgileri toplayan ismin elinde daha fazlası var, ancak yaşananları bahsettiğim sebepten dolayı ifşa etmek istemiyor. Bu adamın gücünü bildiğim ve kaynaklarına güvendiğim için bu bilgileri aktarma macerasına girdim. Birkaç yıl süren araştırmasının sonuçlarına dair bir şeyler yayımlamayı reddediyorsa, adını niçin saklı tuttuğumu anlarsınız sanırım. 

Şuruk / Fehmi Hüveydi

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri

Guterres: Gazze'de dayanılmaz bir acıya tanık oluyoruz
13 ülkeye tsunami uyarısı
Dünyanın en büyük buz dağından yaklaşık 80 kilometrekare büyüklüğünde bir buz parçası koptu.
FAO: Dünyada 745 milyon insan aç
DSÖ'den iklim değişikliği için "acil ortak eylem" çağrısı