Bir-i Maune'den Kunduz'a

Mustafa KARAKAŞ

Afganistan'ın Kunduz vilayetinde sıradan bir gündü. Bahar kışa galip gelmişti, tabiat yeşeriyordu.

Yüzlerce Kur'an hafızı da cehalete galip gelmiş, yüreklerine dolan baharın muştusunu kutlayacaklardı.

İşgal altındaki yurtlarında Kur'an'ı hıfzeden çocuklarının bu başarısından dolayı annelerin-babaların yürekleri sevinçle kabarmıştı.

Çocuklarının isminin ne önemi var…

Birinin adı Muhammed diğeri Ahmed…

Kiminin adı Burak, Yasin, Ali…

Bizim evde de çocuklardan birinin adı Muhammed'tir değil mi? Ama artık Hafız Muhammed yok… Bizimki ise bisiklete biniyor, okula gidip-geliyor.

Neyse tekrar Kunduz'a dönelim.

Hafızlık töreni yapılırken gökyüzünde demir bir kuş göründü. O çocukların babaları o lanetli kuşu iyi tanırdı, çocuklar da tanırdı ama bu kadar alçalacağını belki de beklemiyorlardı. Demir kuş pençelerinde taşıdığı bombaları tören alanına bıraktı, çocuklar parçalandı, Kur'an parçalandı, vaveyla koptu…

ABD'nin rutin işlemlerinden biriydi İslam'ın çocuklarını topluca katletmek…

Bize düşen ise yürek yakan sessizlik oldu…

Birkaç twit, birkaç sosyal medya paylaşımı…

O küçük kabirlere giren çocukların anne babaları ile empati kuramıyoruz. Kabre giren Hafız Muhammed olduğu için twit atıyoruz, kabre giren bisiklet süren Muhammed(bizim çocuğumuz) olsaydı kıyametimiz kopardı.

Duygularımızın üzerine beton döktüler sanki… Çığlık çığlığa ağlamamız gereken yerde, milyonlar olup sokaklara dökülmemiz gereken yerde, ABD elçilik ve konsolosluklarını iş yapamaz hale getirmemiz gerekirken twit atar olduk.

Cemaatlerimiz de tarikatlarımız da artık alıştı bu duyarsızlığa, ümmetin önder kadroları da kabullendi topluca öldürülmelerimizi…

Oysa o küçük cesetlerin bizim evlerimizden çıktığı bilinci ile büyümüştük, doğudaki müminin eline batan iğneyi ruhumuzda hissetmemiz gerektiği şuuru ile yeşermiştik,  kurumaya mı başladık ne?!

Köksüzleşmeye doğru bir gidiş mi başladı ne?

Nerede STK'larımız?

Beyazıt Meydanında on binler nerede?

Şeyh Said Meydanı neden inlemiyor?

Konya ne zaman ayağa kalkmayı düşünür.

Rize, Trabzon, Maraş…. Daha ne beklersin… 100 hafız katledildi. 100 canlı Kur'an…

Partilerimiz, cemaatlerimiz, tarikatlarımız için de mi sıradanlaştı körpe kuzularımızın boğazlanması…

Devlet Başkanına neden seslenmiyor STK'larımız… Neden… Neden bu yaban domuzu devleti ile ilişkilerimizi bitirelim diye bağırmıyoruz.

Bir-i Maune'dir bu… Bir-i Maune

Peygamber(sav) Bir-i Maune sonrasında 40 gün boyunca bu ihaneti yapan Benî Lihyân, Adel, Kârre, Ri'l, Zekvân ve Usayye kabilelerine beddua etti. Nitekim o yıl şiddetli bir kıtlık yaşandı.

Evet, biz de bir Bir-i Maune daha yaşadık ve onu da diğer Bir-i Mauneler gibi unutulanlar ve yılda bir anılanlar listesine ekleyeceğiz.

Bitirmeden ekleyeyim Ebu Gureyb'te bir Ayşe Bacı vardı. Kaldı mı hatırlayanımız…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.