Bir Kürt- Türk Diyalogu

Emin GÜNEŞ

 -Çanakkale'de birlikte savaşmadık mı?

-Savaştık.

-Düşmanı birlikte yenmedik mi?

-Yendik.

-Devleti beraber kurmadık mı?

-Kurduk.

-Peki, neden ana dilimizi yasakladınız, kimliğimizi reddettiniz. Bu bize ihanet değil mi? Biz boşuna mı savaştık? Savaşmasaydık şimdiki kayıplarımızdan fazlasını mı kaybedecektik? Kürtçe yine yasak olur muydu? Bilmiyorum. Ama belki resmi dil Türkçe değil İngilizce ve ya Fransızca olacaktı. Ana dilim yasaklandıktan sonra gerisi önemli mi?

-Eee ne diyorsun şimdi?

-Size hak olan bize de hak değil mi? Ayrılalım, benim de bir anayasam olsun ayrı bayrağım olsun, resmi dilim de doğal olarak Kürtçe olsun.

-Ama bölünürsek düşman için kolay lokma olmaz mıyız?

-Doğru diyorsun ama bu dostlar ve kardeşler için geçerli, sen dost musun ki? Senin bana reva gördüğünü düşman reva görür mü? Emin değilim. Ayrılırsak senin için ne değişir bilmem ama benim için çok şey değişmeyecek. En azından bundan kötü olmaz, ama daha iyi olma ihtimali olduğunu düşünüyor ve denemeye değer diyorum.

-Biz Müslüman değil miyiz? Müminler kardeş değil mi? Nasıl kardeş değiliz diyebiliyorsun?

-Araplar ve Farslar da mümin kardeşlerimiz değil mi? Neden hepiniz bir bayrağın altında değilsiniz? Türkler, Araplar, Farslar bir bayrağın altında birleşmiş de biz mi ayrılmak istemişiz? Siz onları aynı bayrağın altına getirin biz zaten buna hazırız. Onlarla aynı bayrağın altına gelmek söz konusu olunca “ümmet” bilinciniz köreliyor, bizi görünce “ümmet” bilinciniz şahlanıyor öyle mi? Biz devletimizi kursak daha sonra eşit koşullarda vahdeti konuşsak olmaz mı?

-Düşmanların oyununa geliyorsunuz. Batılı devletler sizi kullanmak istiyorlar.

-              Bir dakika, “dostlarımızın oyununa geliyorsunuz” deseniz daha doğru olmaz mı? Bahsi geçen devletler sizin askeri, siyasi, ekonomik vs. müttefikleriniz değiller mi? Aslında onlar sizin dostlarınız olduğu için en az sizin kadar bizimle de dostluklarını samimiyetsiz buluyoruz. Ama olsun, size ne kadar dostlarsa bize de o kadar olsunlar!

    ***

Bu diyalog birçok kişinin yüzde yüz doğrulayacağı nitelikte görünebilir. Özellikle de Kürt ve Kürdistani düşünceyi savunanlar için “Harika bir diyalog, haklı bir savunma” gibi gelebilir. Ama bu diyalogun “Çanakkale'de birlikte savaşmadık mı? Savaştık. Düşmanı birlikte yenmedik mi? Yendik” ten sonraki kısmın tamamı doğru temellere oturmuyor. Çünkü bu devleti birlikte kurmayı düşünmüş olsak da bize kurdurmadılar. Yenilmiştik ve yenenler devleti kendilerine taşeronluk yapacak olanlara kurdurdular. Kürtlere taşeronluk teklif ettiler kabul edilmediği için onları dört parçaya ayrılmak, kimlikleri inkâr edilmek suretiyle en ağır bir şekilde taşeronları eliyle cezalandırdılar.

Özellikle 1. Dünya savaşından sonra parçalanan ümmet toprakları üzerinden kurdurulan devletlerin ortak vasfı ırkçı, ulusalcı, tek tipçi ve İslam düşmanı olmalarıdır. Bunları bizimle tek ortak yönleri tenlerinin rengi ve aynı dili konuşmamızdan ibaretti. Bu gün kendilerine düşmanlık ettirilen Türk ve Arapların “İslamcı” kesimi ırkına bakılmaksızın idam sehpalarında zindanlarda katledildiler.

Bizi çileden çıkaran ve yukarıda kulağa hoş gelen düşüncelere karşı olma nedenimiz mazlumların/ mağdurların “zalimler” sandalyesine oturtularak yargılanmalarıdır. Zalimler safında yer alan Kürt Asıllı İsmet İnönü'nün zulümleri neden İslamcılara mal edilsin. Kürtlerin kimliğini inkâr eden hangi iktidar İslamcıdır. Ya da hangi “İslamcı” iktidar veya muhalefet inkâr politikalarına hizmet etmiştir?  Varsa bunun delilleri ortaya konulmalıdır.     

Zalimlerin, Müslüman olmak şartıyla Kürt-Türk ayrımı yapmadan hepimize kan kusturanları aralarındaki dostluk ve ittifakı hala göremeyecek miyiz? Neden Kürtçüler gururla rejimi kurduklarını ifade eden Dersim, Zilan katliamlarının failleri Türkler ile birlikte yeni katliam planları yaparken Müslümanlar ufak tefek ayrıntılarda birbirlerinin boğazını sıksınlar.

Muhtemeldir ki bu ırkçı faşist rejim biz dindarlara da mikrobundan bir miktar bulaştırmış olabilir. İstemediğimiz halde bu hastalıkla bir miktar malul olabiliriz. Bazı söz ve yazılarımız hafiften Türkçülük Kürtçülük kokabilir. Bu illetle mücadele için bedeni salim kılmak için beraberce mücadele edeceğimize neden birbirimizin yaralarını kaşıyalım, yarayı derinleştirelim. Rabbim cümlemizi salih kullarından eylesin, her türlü illetten muhafaza buyursun.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.