Bozdaş, Yasin Demir'in Dramını Yazdı

Zeynep Bozdaş'ın Sivildüşünce sitesinde yayınlanan makalesi: "Yasin Demir, hasta bir mahkûm. 13 yıldır tutuklu. 28 Şubat sürecinden sonra İslami faaliyetler sebebiyle tutuklandı ve ağırlaştırılmış müebbet (36 yıl) hapis cezasına çarptırıldı."

Hasta Mahkum: Yasin Demir

Bugün, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaşanan iç çatışmayı, Fransa ve İsrail’in bölgedeki elmas madenleri üzerine geliştirdikleri sömürge ve istikrarsızlaştırma politikalarını yazacaktım aslında. Ta ki Yasin Demir ismine rastlayana kadar. Yanı başımızdaki zulümleri, çaresizlikleri görmeden kıtalar, okyanuslar aşıyoruz.

Yasin Demir,  hasta bir mahkûm. 13 yıldır tutuklu. 28 Şubat sürecinden sonra İslami faaliyetler sebebiyle tutuklandı ve ağırlaştırılmış müebbet(36 yıl) hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde hastalanarak kronik Hepatit B ve Delta Süper Enfeksiyonu hastalıklarına yakalandı. Hastalığı ile ilgili birçok sağlık kuruluşunun verdiği rapor ellerinde bulunuyor. Hastalığı sebebiyle şu anda Sincan F Tipi Cezaevi yönetimince tek kişilik odada tutulan Demir, günden güne bitkin düşüyor. Yakınlarının beyanlarına göre, cezaevi doktoru dahi hastanın kendisine hastalığının çok ağır olduğunu dile getirirken; Ankara Numune Hastanesi ve Adli Tıp Kurumu hastanın tahliyesine yönelik rapor vermiyor. Demir, bundan dolayı da ciddi bir psikolojik travma yaşıyor.

Delta Süper Enfeksiyonu ve kronik Hepatit B, Şiroz’a dönüşebiliyor. Bu da bazen karaciğer nakli gerektirirken,  bazen ise hastayı öldürebiliyor. Böylesi bir vaziyette Yasin Demir halen tutuklu. Ailesi konuyla ilgili Cumhurbaşkanına birçok dilekçe göndermiş ancak Demir’in durumu ile ilgili bir gelişme olmamış. Yasin Demir aynı zamanda CHP heyetinin Sincan Cezaevi ziyaretinde görüştüğü ve yayınladıkları raporda tahliyesini istedikleri mahkûmlardan.

Aslında 24 Ocak 2013 tarihli, 6411 sayılı kanun değişikliği Yasin Demir ve diğer hasta mahkûmlar için son derece önemli. 5275 sayılı ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, ‘Hapis Cezasının İnfazının Hastalık Sebebiyle Ertelenmesi’ başlıklı 16. Maddesine göre, akıl hastalıkları dışındaki hastalıkların varlığı halinde, hastanelerde mahkûmlara ayrılmış kısımlarda tedaviye devam olunur. Bu durumda bile hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için tehlike oluşturuyorsa, infaz geri bırakılır. Bu hüküm emredicidir. Geri bırakma kararı, Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığı’nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurallarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu’nca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Yine, maruz kaldığı ağır hastalık, engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

Cezaevlerinde hastalık sebebiyle birçok mahkûmun ağır işleyen bürokrasi sebebiyle yaşamını yitirdiği, Adli Tıp Kurumu’nun ağır iş yükü ve bazı vakalarda karşılaştığımız ideolojik/taraflı tutumu dikkate alınarak hasta mahkûmların tedavi ve gerektiğinde tahliye işlemlerinin vakit kaybı yaşanmadan gerçekleşmesi için, mahkûmların sağlık durumlarına ilişkin rapor verme yetkisi genişletilmeli ve başka kuruluşlara da bu hak tanınmalıdır. Hapishaneler mahkûmlar için ‘eza’ değil devletin şefkat elini uzattığı birer ıslah evi olmalı, mahkûmların temel haklarından bir tanesi olan sağlık hakları özgür bir bireyin olduğu gibi devletin garantisi altında olmalıdır. Adalet Bakanlığı konu ile alakalı, avukatlarca durumu bildirilen mahkûmları, Sağlık Bakanlığı ile koordineli olarak takip etmeli ve vakit geçmeden gerekeni yapmalıdır. Aksi takdirde, 09.12.2003 tarihinde onaylanan Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi, ayrıca AİHM’nin kararları yok sayılmış olup, ağır şekilde insan hakları ihlali gerçekleştirilmiş olur.

Biz sadece Yasin Demir için değil, Türkiye’nin dört bir tarafındaki cezaevlerinde bulunan hasta mahkûmlar için gereğinin yapılmasını istiyoruz. Devlet bir otorite olarak insan hakkı ihlalinden dolayı tutukladığı bireylerin haklarını ihlal ederse, kamuoyunca o otoriteye duyulan güven ve saygı kaybolur.

Devlet, hasta mahkûmların sesini ancak köşe yazılarından, imza kampanyalarından duyuyorsa eğer cezaevlerinde ki varlığı ‘gardiyan’dan başka bir tabirle açıklanamaz. Kısa bir süre içerisinde başlatacağımız imza kampanyası ile dileriz bu gardiyan, Yasin Demir ve diğer hasta mahkûmların sesini duyar. (Sivildüşünce)

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.