Çocuklarımızı giydirirken göremediğimiz tehlikeler

Bildane KURTARAN

Gündemde onca sıcak ve önemli mevzu varken, böyle bir konuyu gündem etmek, kimilerine göre yersiz ve abesle iştigal etmek olarak değerlendirilebilir.

Ancak öncelikle şunu belirtmekte fayda var; söz konusu eğer çocuklarımızsa, onlarla alakalı her konu gündem olmaya fazlasıyla layıktır. Çocuklarımızla ilgili bizim basit gördüğümüz, gereken önemi hakkıyla göstermediğimiz birçok mevzu, birilerinin bir numaralı gündemi olabiliyor. Önemine binaen hatırlatmakta fayda var.

Başta giyim sektörü olmak üzere, aklımıza gelen hemen her sektör, çocuklarımız üzerinden plan ve projeler yaparak, kâr garantili algoritmalar geliştiriyorlar.  Amerikan giyim markaları, ardından daha birçok ülkenin büyük giyim markalarının bu konudaki stratejilerini ve metotlarını biraz araştırınca, şaşkına dönmemek mümkün değil.

Özellikle seçtikleri yöntemlerin başında, çizgi veya animasyon filmleri üzerinden ilgi çekici kahramanlar meydana getirmek var. Yine bu sanal kahramanlar üzerinden çocuk, ergen ve gençleri düşünsel ve eylemsel olarak istedikleri gibi şekillendiriyorlar. Bu şekilde sapkın eğilimlere, itikadi sapmalara, ahlâkî dejenerasyonlara sinsice yol açarak, Z kuşağı dediğimiz jenerasyonu ustaca yönetebiliyorlar.

Bilhassa Disney' in başrol karakterleri maksatlı olarak, bu amaca hizmet edecek şekilde oluşturuluyor.

Meşhur(!) Oskar ödüllü Disney yapımı bir animasyon filminin  ‘’Karlar  Kraliçesi E.....a'' adlı, baş karakteri için kurgulanan misyon bunu açıkça gösteriyor aslında. Biraz araştırsak karşımıza çıkacaktır. Çocuklar onun gibi saçını örüyor, onun giydiği elbiseden giymek istiyor. Böylece giyim sektöründe bir arz ve talep döngüsü meydana gelmiş oluyor. Gelsin E.....’ lı okul çantaları, suluklar, defterler, tokalar, tişörtler, elbiseler vs.

Çocuğa Kur’an'a geçme merasimi düzenleniyor, merasim günü seçtiği kıyafet E....  elbisesi!

Nasıl bir tezat?

Bilhassa bu karakter üzerinden milyarlarca dolar rant kaldırdıkları herkesçe malum. Fakat bunun dışında, çocukların giydikleri kıyafetin hüviyetine büründüklerini de çok iyi biliyorlar. Bir taşla kim bilir kaç kuş vurma hesabındalar.

Şurası muhakkak ki vurulanların başında can kuşlarımız, evlatlarımız var. Disney' de profesyonelce meydana getirilen sapkın ve maksatlı bir karakter, Dünya' nın diğer ucundaki bir erkek veya kız çocuğunun rol modeli olabiliyor.

Çocuk psikolojisi,  renklerden, figürlerden, sembollerden ve amblemlerden anlatamayacağımız kadar çok etkilenir. Hatta çocuk giydiği kıyafetteki resimle bile özdeşleştirir kendini bazen. Halâ bu konuda lakayt kalmayı tercih edenler ve bu hakikatleri abartı olarak görenler, kafalarını deve kuşu gibi kuma sokmaktan vaz geçse ve kendi dar dünyalarından sıyrılarak dünya da dönen dolapları hikmetle görse ne kadar da yerinde olur.

 Bizim henüz fark edebildiğimiz bazı tehlikelerin temelleri, onlarca yıl önce atılmış olabiliyor. Nedense, vaktinde görmekten hoşlanmıyoruz.

En büyük gafletimiz ise, bir çok alanda olduğu gibi, çocuklarımız konusunda da, ancak yaralar  kangrenleşince yaranın varlığını kabul etmek.

Çocuklarımızın giyim konusu da, kangrenleşmeye dönen yaralardan. Tabi burada toplumun genelini baz alarak bu kanaati dile getiriyoruz. Hazır giyim sektörü neyi koymuşsa rafına/vitrinine, sorgusuz ve sualsiz tercih edilenler de onlar oluyor.

Rengiyle, kesimiyle, bir türlü tam olarak kız için mi, erkek için mi olduğuna kanaat edemeyeceğimiz, cinsiyetsiz kıyafetler...

Erkek çocuk reyonlarında, kesinlikle kızlara yakıştıracağınız türden pullu, boncuklu alımlı renkte şortlar, tişörtler...

Kız çocuk reyonlarında, etek boyuyla, kol ve boyun dekoltesiyle İslami hassasiyetlerimizle çelişen elbiseler, etekler, tişörtler...

Sapkınlığı ve küfrü sembolize eden semboller...

Anlamını öğrendiğimizde yüzümüzün kızaracağı, kelimeler ve cümleler...

Her şeyi bir tarafa bırakalım şöyle bir bakalım sokaklara... Sokaklar her zaman toplumun nabzını ölçen önemli ölçeklerdir.

Kâğıdın katlanıp, makasla kesilerek yapılan, el ele tutuşmuş kâğıt bebeklere dönmüş çocuklarımız, gençlerimiz...

Kopyala yapıştır tarzlar!

Görünmez gizli bir el, kesiyor, biçiyor, şekil veriyor. Sonra birbirinin aynı, hatta kopyası gibi giyinen milyonlar...

Müslüman ebeveynler olarak çocuklarımıza uygun kıyafet bulmakta zorlanıyoruz. Küçük tekstil işletmeleri ve türevleri dışında, ülkemizde çocuk ve genç giyimi konusunda ciddi bir boşluk var. Hayat boşluk kabul etmiyor elbette. Marufla doldurulamayan boşluklar, münkerlerle dolduruluyor...

Bunun yanı sıra, çocuk etkisindeki aileler gün geçtikçe artıyor. Öyle oluyor ki çocuk giyimi alanındaki bu çarpıklık ebeveynlerinde giyim kuşam konusundaki hassasiyetlerini yok ediyor. Önce kanıksıyoruz, sonra alışıyoruz, son olarak değişiyor ve dönüşüyoruz. Kâğıttan insanlara ve bebeklere...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.