İdeal Eğitim Vakfı (İDEV) tarafından Bingöl’de gerçekleştirilen öğretmen buluşması ve eğitim panelinde konuşan Doç. Dr. Mahsun Avcı, eğitimde çocukların akademik başarılarının yanı sıra duygusal, psikolojik ve manevi gelişimlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“Çocukların gelişiminde gelişim psikolojisi önemli”
Öğretmenlerin ve ebeveynlerin çocukların gelişim dönemlerini iyi tanıması gerektiğini belirten Avcı, çocukların davranışlarını doğru değerlendirebilmek için gelişim psikolojisi ve travma konusunda bilgi sahibi olunmasının önemine işaret etti.
Avcı, "Her öğretmenin travma bilgisinin, gelişim psikolojisini çok iyi bilmesi gerekiyor. Bunun anne baba olarak da bilinmesi gerekiyor. Anne baba çocuğunun hangi aşamadan geçtiğini bilmiyorsa ve buna dair bir yöntem izlemiyorsa, öğretmen de bunu yapmıyorsa çocukların sağlıklı gelişiminden bahsetmemiz çok mümkün olmuyor." dedi.
Sağlıklı gelişimin yalnızca akademik başarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Avcı, çocuğun duygularını yönetebilmesi, başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve hayatın zorlukları karşısında dayanıklılık geliştirebilmesinin de önemli olduğunu söyledi.
“Çocuğun davranışının arkasındaki nedeni anlamak gerekiyor”
Çocukların akademik gelişimi için önemli yatırımlar yapıldığını ancak duygusal ve düşünsel gelişimlerinin zaman zaman ihmal edildiğini belirten Avcı, eğitimde bu dengenin gözetilmesi gerektiğini dile getirdi.
Çocuğun davranışının arkasındaki nedenleri anlamanın emek istediğini kaydeden Avcı, "Çocuğun davranışını görmek kolaydır ama o davranışın arkasındaki insanı anlamak emek ister. Çocuğun akademisine milyonlarca yatırım yapıyoruz. Derslere gönderiyoruz, ek dersler yaptırıyoruz, onu geliştirmeye çalışıyoruz. Ama yapamadığımız bir şey var. Çocuğun duygusuna yatırım yapmıyoruz, düşüncesine yatırım yapmıyoruz." ifadelerini kullandı.
Avcı, çocukların duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesinin akademik gelişimlerini de olumsuz etkileyebileceğini belirterek eğitimcilerin çocuğu bir bütün olarak değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
“Yanlış din anlatımı çocukları inançtan uzaklaştırabiliyor”
Konuşmasında çocukların dini algılarının oluşmasında ailelerin kullandığı dilin önemine de değinen Avcı, Allah'ın yalnızca cezalandıran bir varlık olarak anlatılmasının çocukların dini duygularını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.
Bir danışmanlık görüşmesinde yaşadığı örneği paylaşan Avcı, babası imam olan bir kız çocuğunun Allah'a inanmadığını söylediğini, ancak çocukla yaptığı görüşmede bu yaklaşımın arkasında okulda yaşadığı şiddet ve zorbalık olaylarının bulunduğunu öğrendiğini anlattı.
Lise birinci sınıf öğrencisi olan çocuğun 3 aydır okulda bir grup tarafından sürekli darbedildiğini ve bu yaşadıklarını dini inancıyla ilişkilendirdiğini belirten Avcı, şu değerlendirmede bulundu:
"Çocuk, 'Ben nasıl inanayım o Allah'a?' diyordu. Dolayısıyla tepkilere baktığımızda, sisteme baktığımızda aslında onun arkasındaki sistemi görmediğimizde yaşam bozuluyor. Çocukların hayata bakış açıları bozuluyor, Allah'la olan ilişkileri bozuluyor."
Avcı, çocukların dini konulardaki sorgulamalarını yalnızca inanç eksikliği olarak değerlendirmek yerine, bu sorgulamaların arkasındaki yaşantıların ve duygusal sorunların araştırılması gerektiğini vurguladı.
“İnsanı tanımanın 5 yöntemi”
İnsan ve çocuk davranışlarını doğru değerlendirebilmek için 5 temel yönteme dikkat çeken Avcı, öğretmen ve ebeveynlerin öncelikle gözlem ile yorumu birbirinden ayırması gerektiğini söyledi.
Avcı, insanı tanımanın temel ilkelerini gözlem ile yorumu ayırmak, davranışın bağlamını araştırmak, çocuğu iyi dinlemek, güçlü yönleri ve gelişim alanlarını keşfetmek ve çocuğun hikâyesini ve mahremiyetini korumak olarak açıkladı.
“Ebeveynler çocuklarını önce dinlemeli”
Çocuklarla sağlıklı iletişim kurulabilmesi için ebeveynlerin doğru zamanda ve doğru soruları sorması gerektiğini ifade eden Avcı, ailelerin çocuklarını okuldan gelir gelmez dersleri hakkında sorgulamamasını önerdi.
Avcı, "Akşamları ne olur, kaç çocuğunuz varsa her birine yarım saat ayırın. Sadece çocuğunuzu dinleyin. Çocuğunuz dışarıdan geldiğinde, okuldan geldiğinde kapıdan içeri girdiğinde derslerini sormayın. Sadece 'hoş geldin' deyin. Yemeğe geçtiğinizde nasılsın diye sorun. Çaya geçtiğinizde bugün nasıl geçti, derslerin nasıl diye sorun. Biz en son soracağımız soruyu en başta soruyoruz." diye konuştu.
Çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir aile ortamına ihtiyaç duyduğunu belirten Avcı, dinlemenin ve iletişim kurmanın çocukların gelişiminde belirleyici olduğunu kaydetti.
“Çocuklara olumsuz etiketler yapıştırılmamalı”
Çocuklara yönelik sürekli eleştiri ve olumsuz ifadelerin zamanla onların iç sesine dönüşebileceğine dikkat çeken Avcı, ebeveynlerin ve öğretmenlerin kullandıkları dile özen göstermesi gerektiğini söyledi.
Çocuklara "sen yapamazsın" veya "sen başaramazsın" gibi ifadelerle yaklaşmanın özgüvenlerini zedeleyebileceğini belirten Avcı, çocukların zamanla bu ifadeleri kendi düşünceleri gibi benimseyebildiğini anlattı.
Bir öğrencinin kendisini başarısız hissettiğini söylediğinde bunun kaynağını araştırdığını aktaran Avcı, çocuğun duyduğu olumsuz sözlerin çoğu zaman anne, baba veya öğretmeninin sesini yansıttığını ifade etti.
Avcı, çocukların enerjileri ve kişilik özellikleri dikkate alınmadan eleştirilmesinin doğru olmadığını belirterek her çocuğun kendine özgü özelliklerinin keşfedilmesi gerektiğini vurguladı.
“Sert eğitim yerine aşamalı ve güvenli eğitim”
Konuşmasında İbn Haldun'un Mukaddime adlı eserine de değinen Avcı, öğrenmenin aşamalı yürütülmesi gerektiğini ve aşırı sert eğitimin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Çocukların güvenliğinin, onurunun ve bilimsel eğitim ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini belirten Avcı, eğitimcilerin çocuklara yapamayacakları yönünde telkinlerde bulunmak yerine gelişimlerini destekleyen bir yaklaşım benimsemelerini istedi.
Avcı, çocuklara değerli olduklarını anlatmanın yanında bu değerin yaşatıldığı bir sınıf ve eğitim ortamı oluşturulmasının da önemli olduğunu belirterek konuşmasını tamamladı.
İLKHA