Evlenip aile kurmak bir ibadettir

Mehmet ŞENLİK

“Evlilik külfetinin altından kalkabileceğine inananlarınız evlensinler. Çünkü evlilik, gözü ve cinsel arzuları haramdan korur. Aksi halde korunmak için oruç tutsun.” (Buhari)

“Allah'ın emri, Peygamberin sünneti” diye başlanan hayırlı bir iş, düğün töreninden yuva kurma ve aileyle ilgili tüm uygulamalara kadar her şey nefis ve şeytanın emrine göre değil; Allah'ın emrine, Peygamberin sünnetine uygun olmalıdır. İşte Allah'ın bu konudaki uyarısı:

“Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve mümine hanıma o işi kendi isteklerine göre seçme (özgürce farklı eylem yapma) hakkına sahip değildir. Kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 36)

Evlilik, Allah'ın emri ve Resulullah'ın sünneti olduğundan merasimi de Allah'ın hududu çerçevesinde olmalıdır. Allah'ın bir emrini yerine getirmek, Resulullah'ın bir sünnetini yaşamak aynı zamanda bir ibadettir. Her ibadette aranacak ilk şart imandır. İman olmayınca ibadetin bir anlamı olmaz.

Müslümanın evlenip yuva kurması, elbette kâfirinkinden farklı olmalıdır. Eş seçerken, çeyiz ve düğün masraflarında gereksiz harcamalarda, akıl dışı örf ve adetlere uymada, ev yönetiminde, eşine karşı davranışlarda, doğum kontrolü ve çocuklarını yetiştirme konusunda, haramlardan kaçınıp farzlara riayette... İmanının gereğini yapmalıdır. 

Nikâhın imanla kopmaz bir bağı vardır. İman etmeyen bir kimseyle kıyılan nikâh geçersiz olduğu gibi, kıyıldıktan sonra ağzından çıkan imana zıt bir söz veya eylem sebebiyle de nikâh gider, eşler birbirine haram olurlar. Mümin olmak zor bir iş değildir; ama mümin kalmak ve Müslüman olarak ölmek çok zor bir meseledir. 

İmamların eskiden, 32 farzı bilmeyenlerin nikâhını kıymaması, gerçek anlamda iman edip inancını yaşamaya çalışmayanın nikâhının geçersiz olacağı gerçeğiyle alakalıdır. Kişinin, bulunduğu halle alakalı bilgileri öğrenmesi farzdır. Evlenecek kişilerin nikâhla, talakla, aile ve evlilik konularıyla ilgili dini hükümleri; eş ve çocukla alakalı görevleri ve hakları bilmeleri gerekir. Ama bütün bu bilgilerden de önce imanla ilgili konuları da bilmesi gerekir. 

Erkekle kadın birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler. “Onlar (hanımlar) sizin için bir elbise; siz de onlar için bir elbisesiniz.” (Bakara, 187) 

Elbise, hem ayıplarımızı kapatan, bizi zarar verecek dış etkenlerden koruyan bir sığınak, hem de hoşa giden bir süs olduğu gibi takva ile de ilişkilidir. “takva elbisesi ise daha hayırlıdır” (Araf, 26) buyuruyor Rabbimiz. 

Gözlerin benzerini görmediği, gönüllerin hayal bile edemediği ırmaklara, köşklere, her çeşit rızıklara sahip olan cennette bile Âdem, Havva ile huzur buluyor; Havva da Âdem'de mutluluğu yakalıyor. İkisinin huzurundan rahatsız olan iblis ise, onları cennetten çıkarmak için bütün oyunlarını kuruyor ve cennetten çıkarılmalarına sebep oluyor. Ama Âdem ile Havva bu dünya evinde birlikte Rablerine yönelip af talebinde bulunuyorlar ve Allah da onları affediyor. 

“Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatıp bir belaya uğratmasın.” (Araf, 27)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.