Filistin'e dair

M. Zülküf YEL

Bugünkü yazımızda Filistin davasına dikkati çekmek bağlamında, üç farklı konuya değinmek istiyoruz.

Ebru Özkan'ın esareti

Öncelikle, siyonist çeteler tarafından bir müddettir esir edilen ve en son ayakları prangalı fotoğrafları ile basına yansıyan Ebru Özkan'dan bahsetmek istiyoruz.

Türkiye vatandaşı Özkan, 3 günlük Kudüs ziyaretinin sonunda 11 Haziran'da İstanbul'a dönüşü öncesinde Tel Aviv'deki havalimanında işgalci israil polisi tarafından gözaltına alınmıştı. Ebru Özkan'nın gönüllü Filistinli avukatı; iddianamede Özkan'a, "Hamas'a yardım ve çeşitli hizmetlerde bulunmak, ülkenin düzenini bozmak ve 'düşman bir tarafın' gönderdiği parayı ülkeye sokmak" şeklinde 4 ayrı suçlama yöneltildiğini söyledi.

O günden bu yana, Türkiye halkının onuruna saldırı anlamına gelen bu meşum hareket hala da devam etmektedir. Hukuk kuralları çiğnenerek çete mantığı ile tutsak edilen bu bacımız, başta, Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, devletin kurumlarının ve Türkiye halkının kendisine sahip çıkmasını bekliyor. Bu gerçeği kamuoyuna hatırlatmak istiyoruz. Sivil toplum kuruluşları, basın mensupları ve hukuk adamlarını da bu davaya sahip çıkmaya davet ediyoruz. Bu meselenin ferdi bir konu olmadığının altını çizmek istiyoruz. Terör rejimi israil, Türkiye'nin dış politikasına karşılık, zaman zaman böyle eşkiyaca eylemlere imza atarak, aslında Türkiye devletine mesaj vermek istemektedir.

Yahudilerin Batı Şeria'da toprak satın almasına izin veren yasa

1917'den beri Filistin topraklarını işgal, öldürme ve kundaklamalarla eline geçiren ve günden güne işgali genişleten siyonistler şimdi yeni bir hedef belirledi.

israil'in Yahudi Evi Partisi milletvekili Bezalel Smotrich tarafından sunulan bir öneriyle gündeme gelen, Yahudilerin Batı Şeria'da arazi satın almasına izin veren yasa tasarısı, işgal hükümeti Bakanlar Kurulu Yasama Komisyonu tarafından görüşüldü.

1953'te çıkarılan Ürdün yasalarına dayanan Batı Şeria'da Ürdün vatandaşı veya başka bir Arap ülkesi vatandaşı olmayanların toprak satın almasını engelleyen yasadan dolayı işgal rejimi Batı Şeria'dan toprak gaspında bulunamıyordu. Şimdi yapılması düşünülen yeni düzenleme ile Batı Şeria topraklarından herkes toprak satın alabilecek. Batı Şeria'da israil işgalini genişletme ve muhkemleştirme amacı ile hazırlanan bu yasa hayata geçerse, şimdiye kadar işgal ettikleri topraklarla yetinmeyen Yahudiler, gayri resmi olarak bütün Batı Şeria'yı işgal etmeye çalışacaklardır. Ellerindeki maddi imkanları kullanarak bin bir türlü hile ile buraları satın almaya çalışacaklardır. Gönüllü olarak topraklarını satmayan Filistinlilere karşı da terör yöntemleri kullanılarak toprakları ellerinden alınacaktır. Neticede, Filistinlilerin ellerindeki toprakların alınması ve topraksız bırakılmaları için yeni bir süreç başlatılmaktadır. Kamuoyunun dikkatinden uzak bir şekilde yapılan bu düzenleme, Filistin davasına yönelik büyük bir komplo ve cinayettir. Tüm İslam ümmeti bu yasaya karşı ayağa kalkmalıdır.

Filistinlilerin ürünlerini toplamalarının engellenmesi

Filistinli çiftçiler, terör rejiminin; keçiboynuzu, alıç, badem, incir ve benzeri ürünlerini toplamalarına izin vermediğini ifade etmektedirler.

işgal yönetiminin, doğa parkı bekçileri aracılığıyla Filistinli çiftçileri takip ettiği ve arazisindeki ürünleri toplayan çiftçiyi tespit edip para cezasıyla cezalandırdığı ifade edilmektedir.

Terör çetesi, Kana Vadisi'nin doğa parkı olduğunu ve ağaçlarındaki meyvelerin toplanmasının yasak olduğunu söyleyip Filistinlilerin kendi mülklerinden istifade etmesini engellemektedir. İnsan hakları ihlalleri çerçevesinde değerlendirilebilecek olan bu eylemin temel amaçlarından birisi, zor durumda olan Filistinkilerin durumunu daha da zorlaştırmak ve Filistinlilerin toprakları ile olan bağlarını koparmaktır.

Evet, Filistin davası konusunda duyarlılık oluşturma bağlamında, denizden bir damla mantığı ile bu konuları dikkatinize sunmak istedik.

Unutmayalım ki Filistinli mazlumlara sahip çıkmak için öncelikle siyonistlerin bizim vatandaşlarımıza uzanan gasıp ellerini kırmamız lazımdır. Filistin davası konusunda söz sahibi olabilmemiz ve söylediklerimizin dikkate alınmasının önşartı, bize yönelen terör şebekesine haddini bildirmektir. Bize yönelen bu terör eylemini bertaraf edemedikçe, başka mazlumlara sahip çıkmaktan bahsedemeyiz. Bu itibarla, Ebru Özkan meselesi, Türkiye meselesidir. Türkiye'nin Ortadoğu'da söz söyleyebilmesi için, önce kendi vatandaşına sahip çıkması gerekir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.