Firavununun ömrünü uzatan reçeteler

Tıbbın babası deyince akla Hipokrat adı gelse de papirüsler ilk tıbbi çalışmaların Antik Yunan'dan önce Mısır'da yapıldığını gösteriyor. Aslında Mısır'ın tıbbi araştırmalar konusunda uzman olduğunu anlamak için papirüsleri çözmeye de gerek yok; mumyalama

Mısırlılar sadece mumyalama konusunda değil, insanlar yaşarken de pek çok hastalığa çare arayıp özellikle ilaç biliminde uzmanlaşmışlar. Ortalama yaşam süresinin 30-35 yılla sınırlı olduğu Antik Mısır döneminde (M.Ö. 8. yy.), Karnak'taki ünlü Amen Tapınağı'nı yaptıran Asru'nun 60 yaşına kadar yaşadığı görülüyor. Asru 60 yaşına kadar dönemin şifacıları sayesinde ayakta kalmış. Gerçi dönemine göre hayli uzun yaşasa da otopsi kayıtları Asru'nun yürüyen bir cesetten farksız olduğunu söylüyor.
Antik Mısır'dan kalan şifa papirüsleri prospektüsten farksız. Her bir prospektüste, ilaçların içeriği ve nasıl uygulanacağına ait tüm bilgiler yazıyor. İlk önce kullanılan malzemelerin listesi, sonra kötü tadı düzeltecek ek içerik sıralanıyor. Ama en şaşırtıcı olan, oluşacak yan etkilere karşı listeye ikinci bir ilaç eklenmiş olması! Araştırmacılar yıllarca süren titiz analizlerden sonra M.Ö. 1850'den M.Ö 1200'e kadarki döneme ait yaklaşık bin prospektüsün bulunduğu temel papirüsleri inceleyerek bir Mısır farmakoloji listesi derlemişler. günümüzdeki ilaç kodeksleri incelediğinde papirüslerde belirtilen içeriklerin yarıdan fazlasının hâlâ kullanıldığını görüloyor. Hatta günümüzde de, pek çoğu suni olarak üretilseler de, hâlâ en etkili reçeteler arasında önemini koruyanlar var.

Papirüs metinlerinden anlaşıldığına göre, Mısırlılar ilaçlarını hazırlarken modern ecza tekniklerini kullanmış. Yoğunlaştırmanın kaynatarak yapıldığı, su katılacak zamanı ve içerikte kullanılacak malzemelerin en iyi ne zaman toplanacağını bildikleri görülüyor. Aynı günümüzde olduğu gibi etken maddeleri ya su ya da alkolün içine batırıyorlar. Bazı hazırlıklar ise iki basamaklı aşama gerektiriyor. İkinci aşamada malzeme çok ekşi şarabın içine ya da ekşi sütün içine batırılıyor. Antik Mısır'da lavman, damla, öksürük şurubu, losyon ve sıvı merhemler, kremler, gargara, hap, hatta fitil bile bulunuyor.

Antik Mısırlılar'ın en başarılı oldukları çalışmalardan biri müshil ilaçları. Ayrıca tahriş edilmiş bölgeler ve şişkin dokular üzerine sürmek için çeşitli yağlar, buğday kepeği ve incir kullanmışlar. Hazımsızlık için bugün magnezyum karbonat kullanılırken o dönemde asit giderici olarak toz kalsiyum karbonat içiliyor. Oldukça etkili kas gevşetici özellikteki çimen ve kişnişi midede oluşan gaz ve bağırsak krampları için kullandıkları anlaşılıyor. Rahatsız bölge, kenevir ile rahatlatılıyor. Buna ilave olarak ardıç, günlük ya da terebentin kan dolaşımını hızlandırıyor, bölgeyi sıcak tutuyor ve bağışıklığı güçlendiriyor.



Mumyalar üzerindeki çalışmalar ortaya çıkarıyor ki Antik Mısır'da öldürücü nitelikteki hastalıklar bile tedavi edilebiliyordu. Mısırlı fizikçiler açık yaralara mikrop öldürücü özelliği olan reçine ve metallerle müdahale ediyordu. Bal, modern ilaç bilimi standartlarına uymasa da ülser ve yanmalarda kullanılıyordu; üstelik yaradaki suyu çekip o bölgeyi kurutarak bakterilerin oluşmasını engelliyordu. Eski Mısır'da sırt ağrıları için de safran öneriliyor.

Papirüslerdeki reçetelerin şifresi çözüldüğünde modern tıbbın ve ilaç biliminin kökenlerinin Antik Mısır'a kadar uzandığı anlaşılıyor. Üstelik papirüslerde yazılı reçeteler bugün bile romatizmadan doğum kontrolüne, kas problemlerinden mide rahatsızlıklarına pek çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor.

ESKİ MISIR REÇETELERİNDEN ŞİFA ÖNERİLERİ

Mafsal romatizmasına karşı kereviz yenmesi öneriliyordu.

Öksürüğü tedavi etmek için ve bazı göz rahatsızlıklarında akasya kullanılıyordu. Ayrıca banotu (patlıcangiller familyasından, büyük yapraklı, sarımsı, mor çiçekli bir bitki), kişniş ve kimyon da spazma karşı reçete ediliyor. Bu tedaviler bugün de geçerli.
Ebers Papirüsü'ndeki 761. maddede burun tıkanıklığı için burun deliklerine hurma şarabı çekmenin iyi geldiği belirtiliyor.
768. maddede ise kulak iltihabı tedavisi şöyle anlatılıyor: "Bir bıçakla iltihabı temizleyin. Yağ ve balı karıştırarak, kulağın içine sürün. Kulağı keten şeridiyle sarın."

Taze keçiboynuzu, aloe vera, hintyağı otu, acı elmadan yapılan müshiller ve buğday kepeği - incir karışımı tozlar neredeyse her evde bulunuyordu.

Keçiboynuzu ve kaymaktaşı su kaynaklı bağırsak problemlerine karşı etkili birer ilaç. Mısırlı şifacılar çoğu zaman kalp rahatsızlıklarını mide problemleriyle karıştırdıkları için Firavunlar zamanında kalp sorunlarına yönelik etkili tedaviler geliştirilememiş. Ama kan damarlarını genişletmek için aloe vera, hardal, söğüt meyvesi, narlı reçeteler bulunuyor. En popüler idrar söktürücüler ise kereviz sapı, bal, bira, keçiboynuzu ve hurma tozu.

Yumurta, tuz, şap ve söğüt meyvesinden oluşan kuvvetli ateş düşürücü ilaçları vardı.

Kas problemlerinde sıcak bandajlar, ağrıyan bölgeye uygulanan lapalar ve hardal, ardıç, günlük karışımıyla oluşturulan kremler kullanılıyordu.

Ağrıyı önlemek için kereviz tohumu en sık başvurulan bitkisel ilaçtı.

Bağırsak parazitleri için kekik, nar çayı ya da rastık taşı suyunu bir müshille birlikte kullanıyorlardı.

Kanamayı durdurmak için yaraya çinko, rastık taşı ve bakır basıyorlardı.

Öksürüğün tedavisi için bal, akasya ve rastık taşı karıştırılıyordu.

Ağız yaraları için kereviz tohumu çiğniyorlardı. (Aktüel)

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

İlim Tarih Haberleri

28 Şubat postmodern darbesi ve 27 Nisan e-muhtırası
Zilan Katliamı
Zilan Katliamı
Karaismailoğlu: Halkımızın yüzde 70'ini 2023 yılında hızlı tren konforuyla buluşturacağız
Fırat Kalkanı bölgesine saldırı hazırlığındaki PKK'li öldürüldü