Halen Neden Dik Durulamıyor?

Av. Rasim SAYGIN

Malum olduğu ve önceki yazılarımızda ve haberlerde de sıkça işlendiği üzere 3. yargı paketi denilen düzenlemelerle, bütün tutuklu dosyalarda bir tahliye umudu baş gösterdi. Bu pakete başta biz hukukçular olmak üzere birçok kesim de ümitli bakıyordu. Ancak pek de beklenilen sonucu doğurmadığını ve var olan zihniyette bir değişiklik meydana getirmediğini söylemek lazım. Şimdiler de ise bu hafta göreve başlayan özgürlük hâkimlerine ümit bağlanmaya başlandı. Umarım bu hâkimler aynı zihniyetle işe devam etmezler.

Asıl konum bu değil aslında. Konum, var olan bu yasal düzenleme genel geçer bir düzenleme olduğu halde, İslami bir davadan ceza almış bir şahıs bu haktan yararlandığında, koparılmak istenen fırtınadır.

Amaç malum, şimdiden olabilecek tahliye kararlarına karşı hâkim ve savcılara sopayı göstermek.”Aman ha! Şunlar, Şunlar… Var ya! Onlar bu ülkenin kötü çocukları onları kesinlikle bu haklardan faydalandırma” demek istiyorlar. Bunu yaparken de önceki dönemlerde yaşanmış,  Hizbullah davasından tutukluyken tahliye edilenlere atıfta bulunuyorlar.

            Bu medyanın tavrını anladık, bir yerde artık önemsemiyoruz da. Ancak hükümet kanadından Adalet Bakanının suçluluk psikolojisi içerisinde, bu ithamlara verdiği cevabı anlamlandırmak zordur. Sayın bakan, son dönemde verilen tahliye kararının 21 olduğunu ve bu tahliyelerden sadece bir tanesinin yasadışı bildiri dağıtmaktan dolayın tutuklu olduğunu açıkladı.

            Olacak şey değil. Bu cevap aslında  “Ey Medya sakin olun, müsterih olun, bahsettiğiniz türden Hizbuttahrir, Hizbullah vs. örgütlerle ilgili bir tahliye kararı verecek değiliz. Tamam, birini bıraktık ama o da hizbuttahrir’den değil, sadece yasadışı bildiri dağıtmış” demek anlamına geliyor. Bir hukukçuya hele hele adalet bakanından beklenen bir cevap değildir bu. Bakanın en başta şunu kabullenmesi lazım ortada işlenmiş bir suç yok ki suçluluk psikolojisine girilsin.

            Bakana sormak lazım bu tahliyelerden Hizbullah veya Hizbuttahrir davalarından ceza almış olanlar yararlanamaz mı? Eğer yararlanmış olsaydı vereceğiniz cevap, toplum vicdanı rahat değildir demek mi olacaktı.

            Biraz dik durmak lazım. Yapılan bu habere verilmesi gerek cevap onları utandıracak cinsten ve hâkimlerin ellerini güçlendirecek cinsten olmalıdır. Şu nu demeliydi bakan “ Evet biz bir yasal düzenleme yaptık, bu yasal düzenleme kapsamında her kim varsa bu haktan faydalanır. Madem kanun önünde herkes eşit, bu hak neden İslami davalardan yargılananlara uygulanmasın? Hâkimlerimiz dosyaları inceler kapsam dâhilinde olan herkes bu haktan yararlanır.”

            Neden bir Ergenekoncu veya sol bir örgütten biri yararlanıyor da yukarıda bahsettiğimiz insanlar bu haktan yararlanamazsın. Üstelik İsnat edilen suçun nevi aynıdır yani devlete karşı işlenmiş suç var ortada.

            O Halde bu ayrımcı tutum nedendir. Sayın Bakana âcizane tavsiyem, ya bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalmamak adına ve cevap vermek zorunda kalmak istemiyorlarsa, hemen bir ek düzenleme yapsınlar. Bu düzenlemeye de, Her ne kadar genel geçer bir düzenleme yapmışsak da bu haktan Hizbuttahrir, Hizbullah ve benzeri İslami örgütler yararlanamazlar maddesini koysunlar. Ya da bir hukukçuya yaraşır tarzda hareket etsinler. Gereksiz tartışma ve cevaplar içine girmesinler. Olumlu yönde yapılan bir takım yasal değişikliklerin arakasında durulmayarak, lehe olan durumları aleyhlerine çevirmesinler

            Bir sözüm de İslami veya muhafazakâr medyaya olacak. Yapılan haberleri haklı olarak eleştirmişler ama adalet bakanının dilinden cevap vermişler. Verdikleri cevabın yanlış olduğunu, yukarıda sunmuş olduğum gerekçelerle, buradan kendilerine duyurmak isterim. Adalet Bakanını belki siyasi davranması gerektiğinden bahisle belki az da olsa anlayabiliriz. Ama Size ne oluyor da “olur mu canım bakan doğru söylüyor kimse tahliye edilmiş değil” savunmasına giriyorsunuz. Bulunmanız gereken konum ve taraf bu değil.

            Not: Nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkında kanun uyarınca terör eylemleri sebebi ile malul olanların kendilerine, ölenlerin ise eş ve çocuklarına maaş bağlanacak. Buna göre bu aylıkları SGK ödeyecek. Ayrıca bu kanuna göre ölenlerin eşi kardeşleri ve çocuklarının istihdam edilmesi için düzenleme yapılacak ve istihdam edilenlerin sayısı arttırılacaktır. Söz konusu kanun resmi gazetede yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.