Hangi halk

Hüseyin KAYA

Cumhuriyet Halk Partisi'nde kurultay hazırlıkları adaylar ve karşılıklı hamlelerle sürüyor.

İşte bu sırada il delegelerinin kalacakları oteller ile ilgili tartışmalı bilgiler yansıdı medyaya.

Sivas, Tunceli, Uşak, Van gibi illerin delegeleri Ulus'taki bir otelde konaklayacakları belirlenirken, PM üyelerinin lüks Meyra Palas'ta ağırlanacak olması dikkat çekti.

Bilkent, Hilton gibi lüks otellerin ise büyük kentlerin delegelerine tahsis edilmesi de dikkat çekti.

Mardin, Kırıkkale, Kayseri, Kilis, Kars, Karaman gibi CHP'nin güçsüz olduğu ve oy alamadığı illerin delegelerinin Maltepe'de bir otelde ağırlanacak olması ise en dikkat çekici olanı.

Bana sorsanız bunda şaşıracak bir şey yok!

İsmi “Halk Partisi”, doğru; ama halktan halka fark var, öyle değil mi?

George Orwell'in önlü “Hayvan Çiftliği” eserinden söz edeceğim diyorum; ama hiç gerek yok! Benzer olaylar CHP içinde çokça yaşanıyor nasıl olsa.

Anadolu'dan gelenler yine de dua etsinler bir otele yerleştirildikleri için.

Eskiden değil otele Ankara'nın merkezi yerlerine, mesela Ulus'a köylüleri almazlardı.

Ankara Valisi Nevzat Tandoğan'ın “Ulan öküz Anadolulu” sözü meşhurdur.

Hatta meşhur ozan Aşık Veysel'in bile Ulus'a alınmadığı söylenir.

O yüzden şaşırmadık.

KATLİAM MI DEDİNİZ?

Odatv'de Mustafa Solak “Alevi katliamına onay veren isim müfredata girdi” diye eleştiride bulunmuş.

Bahsettiği isim ise ünlü Osmanlı Şeyhulislamı Ebusuud Efendi…

Tabii Ebusuud Efendi'nin sadece Alevilerle ilgili değil hemen her konuda “keskin” görüşlere sahip olduğu bu yüzden de tasavvuf ekollerine karşı da sert davrandığı bilinmelidir.

Ama Ebusuud Efendiden şimdiye 500 yıl geçmiştir.

O kadar geriye gitmeye ne gerek var?

Öyle ya Mustafa Solak “Alevi” ve “katliam” kelimelerini kullandığında niyeti farklı; fakat birçoğumuzun aklına hemen Dersim Katliamı geldi.

Biliyorsunuz Dersim ya da şimdiki ismiyle Tunceli bölgesinde Aleviler yaşıyor ve bu Aleviler 1938'de bir katliama uğradılar.

Daha 100 yıl bile geçmedi üzerinden.

Ahmet Nesin şöyle bir bilgiyi paylaşıyor (Aziz Nesin'in oğlu):

“Bugün Dersim'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun bitürlü lanetlemek istemediği katliamı İsmet İnönü yapmak istemediği için Atatürk tarafından görevinden alınmıştır. Atatürk'ün katliam önerisine karşı çıkan İsmet İnönü de çok demokrat bir çözüm getirmemiştir, 10-15 kişiyi yok ederek, yani idam ederek bu sorunu çözeceğini söylemiştir ama sonunda bir katliama ve Dersimlilerin sürülmesine karşı çıkmıştır. O yüzden de istifası istenmiş ve yerine ilerde sağcı Demokrat Parti'nin kurucusu Celal Bayar başbakan yapılmıştır.” (Ahmet Nesin, artigercek.com)

Yani bazılarının iddia ettiği gibi tüm suç İnönü'nün değilmiş.

Bazıları derken hükümet çevrelerini kast ediyorum.

Neyse, biz konumuza dönelim.

Mustafa Solak, “Alevi katliamına onay veren isim” diye Ebussud Efendi'nin isminin müfredata girmesine itiraz ediyor.

Ama bu nasıl bir çelişkidir ki, bizatihi katliamın içinde olanlar için bir şey demiyor.

CHP milletvekili olan Onur Öymen şu sözleri meclis kürsüsünde söylemedi mi?

"Terörle mücadele Atatürk'ün 1938'de Dersim'de yaptığı gibi olur. Çanakkale Savaşı'nda, Kurtuluş Savaşı'nda Şeyh Sait isyanında, Dersim isyanında analar ağlamadı mı? Bir tek kişi Türkiye'de çıkıp da 'Analar ağlamasın diye, bu mücadeleyi durduralım' dedi mi?"

O yüzden Mustafa Solak'a tavsiyemiz bu “mayınlı alan”da fazla dolaşmamasıdır.

Sınırı geçmesine gerek yok kendi bölgesinde bile çok fazla kaza riski vardır.

SEÇİM TİYATROSU

Mısır'da çok garip bir seçim süreci yaşanıyor.

Kim Sisi'nin karşısında aday oluyorsa kısa süre içinde başına işler geliyor ve adaylıktan çekiliyor.

Adam zayıf da olsa seçime girmesine müsaade edilmiyor.

Öyle görünüyor ki, Sisi ve çevresindekiler halktan feci şekilde korkuyor.

Tüm diktatörler gibi…

Tamam adaylar ayarlanır, sandıklar ve görevlileri ayarlanır; ama yine de gözden kaçan bir şeyler olabilir diye endişeleniyorlar.

Ya bir aksilik olur da katılımın düşük olduğu seçimlerde başka bir isim öne çıksa…

O yüzden her yola başvuruluyor ve adaylar “demokratik usullerle” adaylıktan vazgeçiyorlar.

Tüm bu olanlar karşısında demokrasinin kahramanları olan Batı ülkelerinden hiç ses çıkmıyor.

Ya da…

Bu seçim tiyatrosu emperyalistin hoşuna gidiyor.

Ama her şey bir yana ben sonuçta çıkan o yüzde 99,8'in dışında kalan yüzde 0,2'nin hikmetini anlayabilmiş değilim.

MESELE ÖSO DEĞİL 2019

CHP yöneticileri TSK ile beraber hareket eden ÖSO için söylenmedik laf bırakmadılar.

Erdoğan savundukça CHP'liler de hakaretin dozunu yükselttiler.

Sanırım birçok CHP'li bile bunun sebeplerini anlamakta zorlanmıştır.

Öyle ya adamlar canını dişine takıyor ve ölümüne senin askerinle beraber savaşıyor; ama sen ha bire aşağılıyorsun.

Kılıçdaroğlu, “TSK'nın başarısı ÖSO'ya ipotek edilemez” diyor. “Koskoca ordu ikinci planda” kalıyormuş…

Başarı TSK'nın hatta Erdoğan'ın kabul ediliyor da kayıplar konusunda gerçekten de TSK ikinci planda kalıyor.

3 TSK mensubuna karşılık 9 ÖSO mensubu… 5 TSK mensubu, 15 ÖSO üyesi…

Diyelim ki, operasyonda ÖSO olmasaydı ve kayıpların tümü TSK mensupları olsaydı ne olacaktı?

Ne olacaktı, Kılıçdaroğlu bunun üzerinden siyaset yapacak “Çocuklarımız ölüme yollanıyor” diyecekti.

Biliyorsunuz önümüzde kritik bir 2019 süreci var.

Şimdi bunu diyemiyor ve bundan dolayı da ÖSO'ya yükleniyor.

Ben başka bir açıklama bulamıyorum.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.