Hocaefendi’ye Allah’ın tokadı!

Dershaneler konusu, hafızamızı yenilememize, kısa ve uzun vadede yaşadıklarımızı tekrar değerlendirip, dersler çıkarmamıza vesile oluyor..

Dershaneler konusu, hafızamızı yenilememize, kısa ve uzun vadede yaşadıklarımızı tekrar değerlendirip, dersler çıkarmamıza vesile oluyor..

Faydalı da oluyor.

Sadece biz değil.

Kanaat önderleri de bu vesile ile çok önemli  çıkarımlar yapıyorlar, itiraflarda bulunuyorlar..

Mesela Hocaefendi..

Biliyorsunuz, 28 Şubat sürecinde Necmettin Erbakan Hocamıza açık destek vermediği için, çok eleştirildi Hocaefendi..

Desteklememesi bir yana.. Darbecilerin kurdurduğu hükümetin solcu ortağı Bülent Ecevit’e olan yakınlığı, biraz aşırı tepkilere sebep olmuştu..

İşte o tepkilere, Hocaefendi son vaazında hak veriyor..

Hatta bu yüzden, Allah tarafından tokat yediğini söylüyor..

Sözü Hocaefendi’ye bırakıyorum:

“(Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir) diyor Hazreti Pir. Birinin o ölçüde sevgiye, takdire, tayine, desteklenmeye hakkı yoksa şayet, siz o mevzuda aşırı gittiğinizden dolayı, Allah, (Onların hakkı o kadar değildi!) diye sizi tokatlayabilir.”

Gerçekten de, Hocaefendi’ye kamuoyundaki en büyük eleştiri, dini hassasiyetlerle ilgisi olmayan birçok kişiye gösterdiği "sevgi", "takdir" ve "destek"te aşırıya gittiği hususunda yapılmıştı..

Bu eleştirilere hak veriyor, Hocaefendi..

“Allah bu sebeple sizi tokatlar” diyor..

Sadece genel anlamda söylemiyor bunu.. 

Bu cezanın bizzat kendi başına geldiğini, kendisinin tokat yediğini itiraf ediyor!
Hocaefendi’nin yediği tokatı, kendi ağzından aktaralım: 

“Ben yediğim tokatları bundan biliyorum. Şimdiye kadar hiç kimseye yapmadığımız şeyleri yaptık; (Gayr-ı meşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir), Allah tarafından tokat yiyorum, Allah affetsin. (…)”

Evet; Hocaefendi’nin Bülent Ecevit’e, Çevik Bir’e, Patrik Bartholemaous’a, Papa’ya, Mesut Yılmaz’a, sonraları Deniz Baykal’a ve Kemal Kılıçdaroğlu’na gösterdiği “gayr-ı meşru muhabbet” sebebi ile çok eleştirilerimiz olmuştu..

Doğrusunu söylemek gerekirse, biz “gayr-ı meşru muhabbet” tanımlaması yapmıyorduk ama..

Hocamız bize, "gereksiz kişilere, gereksiz sevgi"nin hangi kavramla ifade edileceğini de öğretmiş oldu..

İnşallah bundan sonra, böylesi bir “gayr-ı meşru muhabbet”i, kendisi de tekrarlamaz..

Sevdikleri de tekrarlamaz..

Hocamızın duasına, kendimizi de katarak iştirak edelim: “Allah hepimizi affetsin.”

Hocaefendi, alıntıladığımız nasihatinin hemen devamında, konuyu biraz daha açıyor: 
 “Zira kâmet-i kıymetinin üstünde, o ölçüde liyakati olmayan insanlara değer atfetme mevzuu, hakikati alt üst etme demektir. Kader, (Öyle değil bu mesele; alın siz ağzınızın payını!) dedi ve bize tokat üstüne tokat indirdi.”

Hocamıza "Allah razı olsun" diyorum.

“Eğer ahirette Allah bana şefaat etme imkanı verirse, bunu ilk önce Ecevit için kullanırım” sözünün sahibi Hocaefendi, sevenlerine kendisini, ancak bu itirafla affettirebilirdi..

Gerçekten de, İHL’leri kapatan, Kuran kurslarını kapatan, başörtüsü yasağını ilahiyatlara kadar yaygınlaştıran bir adama, “şefaat”?

Tabii ki, akla ziyan bir ifade idi..

Yazımın burasına geldiğimde...

Konuya bir “virgül” koyup, "haberlerde ne var" diye, bir bakayım dedim.

Aaaa!.

Birçok internet sitesi, Hocaefendi’nin “gayr-ı meşru muhabbet” nitelemesini, benim o saydığım dini hassasiyetten uzak kişiler için değil, dindar insanlar için söylemiş gibi yorumlamışlar..

Cemaate yakın olanlar da, çok açık olmasa da, sunumlarını aynı kurgu ile yapmışlar.. 

Hayret ettim..

Bülent Ecevit’e yönelik “şefaat açıklaması” hafızamıza nakşedilmiş iken.. Çevik Bir’e yazılan "saygı dolu mektup" orada dururken.. Mesut Yılmaz’a gönderilen "takdir" mesajları unutulmamış iken.. Deniz Baykal’ın rezil ilişkisi sonrasında kendisine ulaştırılan "teessür mesajı"  gözümüzün önünde iken.. 

Bu kişiler nezdinde sergilenen, “liyakati olmayan insanlara değer atfetme”den “tokat üstüne tokat” yenmeyecek de..

Hocaefendi’nin 25 okulunu kapattırmamak için, Kazakistan’a giden, alnı secdeli bir siyasi lider için mi Allah'tan tokat yenecek?.. 

Hele de daha bir ay önce, “samimi sesi kalbe sürur veren duasıyla ‘geçmiş olsun’ temennisinde bulundu” iltifatı yapılan, “herkesi kucaklayıcı yaklaşımı ile devletimizi hakkıyla temsil ediyor” denilen bir Başbakan’a gösterilen "ilgi" sebebi ile mi Allah'tan tokat yenilecek?

Hiç mümkün değil..

Hocaefendi’nin kastı, bizim anladığımız gibi olmalı..

Yoksa, Hocaefendi’nin geçen hafta bizzat kendisinin anlattığı şu fıkrayı, bir sonraki herkülnağme’de, bir daha dinleriz: “Akıllı Mehmet’in işi.. Bir uçurumdan inmek için el ele tutuşmuşlar, 40 kişiden 39’u ölmüş, birinin kolu kanadı kırılmış, Akıllı Mehmet’e sormuşlar ne oldu diye. Sormayın demiş, az kalsın bir sakatlık çıkaracaktık.”

Hocaefendi'yi bilmem ama..

Korkarım, yanındakiler yakında "az kalsın bir sakatlık çıkaracaklar.."

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.