İnsan niye bunalıma girer?

Sait ŞAHİN

Gazetemizin önceki günkü manşet haberi Türkiye'de kullanılan antidepresan ilaçlarla ve dolayısıyla depresyon ile ilgili idi.

Önceki manşet haberlerden biri de uyuşturucu kullanımı ile ilgiliydi.

Hem antidepresan ilaç kullanımında hem de uyuşturucu kullanımında Türkiye'de ve dünya çapında ciddi bir artış var.

Geçen yıla göre Türkiye'de antidepresan ilaç kullanımı 4 milyon kutu artarak, 43 milyon 563 bin 596 kutuya ulaşmış. Bu rakamlar, toplumda büyük bir kesimin bunalımda olduğunu gösteriyor.

Depresyon ruh halini yaşayıp, “toplumda hoş karşılanmıyor, çevrem deli nazarı ile bakar” endişesi ile psikiyatriste gitmeyen, gitse de doktorun yazdığı antidepresan ilaçları almayanlar da eklenirse, reel rakamların daha korkunç boyutlara ulaşacağı açık.

Batı dünyasında durum daha da kötü.

Aliya İzzetbegoviç bu konuyu “Doğu Batı Arasında İslam” kitabında genişçe ele alıyor. ABD başta olmak üzere zengin Avrupa ülkelerinde antidepresan ilaç kullanımlarının, ülkelerin sağlık bütçelerine göre oranlarını veriyor.

Yanlış hatırlamıyorsam; söz konusu ülkelerin sağlık bütçelerinin %75'ini, depresyon hastalıklarının tedavi masrafları ve antidepresan ilaç reçetelerinin oluşturduğunu söylüyor.

Dikkat ederseniz; maddi kalkınmasını gerçekleştirmiş veya bu yönü ile gelişmekte olan ülkelerde depresyon yaygın ve artmakta.

Türkiye'de yıllara göre antidepresan ilaçların kullanımındaki artış göz önünde bulundurulursa, bu net olarak görülecektir.

Maddesi gelişen ülkeler ve toplumlar maneviyattan uzaklaştıkça mutluluğu kaybediyorlar. Huzur ve mutluluğun kaynağı maneviyattır, madde değil. Madde ancak maneviyat ile birlikte mutluluğun aracı olabilir.

İmanı, duası, ibadeti, sabrı, şükrü olan insanlar ve toplumlar depresyon geçiremezler. Depresyon; ruhi sıkışmışlık, bunalım halidir. Ruhun nefes almaması, gıdasız kalmasıdır. İman, dua, ibadet, sabır, şükür ruhun gıdasıdır; dünyanın dağdağası ve debdebesi içinde bunalan ruha nefes aldırır, inşirah verir.

Depresyonu sadece imanın, duanın, ibadetin, sabır ve şükrün eksikliğine bağlamak doğru değil elbet. İnsanın yaşam ortamı ile ilgili bir husustur da aynı zamanda.

Modern dünya şehirleştikçe, insan tabiattan uzaklaştı. Halbuki Allah insanın fıtratını kâinatın fıtratı ile uyumlu yaratmış. İnsanın fıtratı ile kâinatın fıtratının buluşması ruhî huzurdur.

İnsanın fıtratı ile kâinatın fıtratının buluştuğu yerde ve zamanda huzur vardır. İnsan tabiattan (topraktan, yeşilden, dağlardan, akan suyun sesinden, kuşun ötüşünden, gökyüzü yıldızlarından...) uzaklaştıkça, şehirlerin betonarme yığınlarında, trafiğinde, koşuşturmasında, gürültüsünde, stresinde; teknolojinin asosyal dünyasında bunalıma girdi.

Mesela; siz hiç köylü birinin bunalıma girdiğini gördünüz mü? Veya köylü neden bunalıma girmez?

Bu konu hakkında bir yazı daha yazmaya çalışacağım inşaallah.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.