Gönüllerin fethedildiği mübarek Ramazan ayı, mağfiret ve rahmet ayı olmasının yanı sıra infak ve sadaka ayı olarak da bilinmektedir.
Mardin Artuklu İlçe Müftüsü Abdullah Işık, İLKHA muhabirine infak hakkında değerlendirmelerde bulundu. Işık, infakın bir yönüyle Allah ile kul arasında, başkasının bilmediği ve görmediği bir yol açmak olduğunu belirterek bu mübarek ayda oruç ibadetiyle birlikte mutlaka infak edilmesi gerektiğini hatırlattı.
İnfak bilincini özellikle genç nesillere kazandırmak için öncelikle rızık kavramını ve rızkın kim tarafından verildiğini anlatmak gerektiğini söyleyen Işık, bu bilinç kazanıldıktan sonra infak ile ilgili herhangi bir endişenin kalmayacağını vurguladı.
Işık, Ramazan ayında oruç ibadetiyle birlikte infak verilmesi gerektiğini de hatırlatarak, "Ramazan ayı; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan bir aydır. Tüm bu özellikleri elde edebilmemiz için Allah’ın sevdiği amelleri yapmamız gerekir. Bizi mükellef kıldığı, emrettiği oruç, hac, zekât gibi ibadetler aklımıza geliyor. Özellikle bu zamanda oruç ibadeti öne çıkıyor; hepimiz gücümüz yettiğince ifa etmeye çalışıyoruz. Oruç ibadetiyle beraber Cenab-ı Hakk’ın rahmetini ve merhametini üzerimize çeken infak ibadetidir. Oruçla birlikte infak etmemiz gerektiğini hatırlarız. Aç ve muhtaç kardeşlerimizin hâlini anlarız. Elimiz yemeğe uzanabiliyorken yemeyerek, su içebiliyorken içmeyerek; yemeğe ve suya ulaşamayan, imkânları kısıtlı olan kardeşlerimizin durumunu bizzat yaşamış oluruz. Böylece infak etme duygusu ve isteği meydana gelir ve bu ibadeti yerine getirmeye çalışırız." ifadelerini aktardı.
"İnfak bir yönüyle de Allah ile kul arasında, başkasının bilmediği bir yol açmaktır"
İnfakın zekât ve sadakadan farkına değinen Işık, "İnfak kelimesi Allah için vermektir. Bu kapsamlı bir kavramdır; sadece zekât, fıtır veya fitre değildir. Vermek zorunda olduğumuz belli ölçüler vardır; bunlara zekât diyoruz. Bunlar farzdır, fakirin bizdeki hakkıdır ve infakın bir tarafıdır. Biz bunu yapmakla mükellefiz. Ashab-ı kiram ve tabiînin döneminde sadece zekât veren zenginlere biraz cimri gözüyle bakılırdı. Dolayısıyla bunun ötesindeki infak daha farklı bir anlam kazanır. Bu, sadaka-i cariye ibadetinin de bir parçasıdır. İnfak kelime anlamıyla vermek; bir yönüyle de Allah ile kul arasında, başkasının bilmediği ve görmediği bir yol açmaktır. Sadece Allah’ın bildiği bir ibadettir. İnfak ederken, kişi sadakayı fakirin eline geçmeden önce Allah katına yükselmiş kabul eder. Dolayısıyla bunu yalnızca Allah bilir ve bu şekilde bir infak gerçekleşmiş olur." ifadelerini belirtti.
"Gizli infak daha makbuldür"
İnfakın gizlisinin daha makbul olduğunu belirten Işık, "Gizli veya açık infak edebiliriz; ancak gizli olan infak daha makbuldür. Kimsenin bilmediği, sadece Allah’ın bildiği bir ibadet hâline gelir. Sadaka, İslam’ımızın doğruluğunu tasdik anlamı da taşır. Kıyamet gününde kelime-i şehadeti Cenab-ı Hakk’ın huzurunda ifade edeceğiz. Verdiğimiz sadakalar da bizi tasdik edecektir inşallah. Bu yönüyle infak bizler için çok önemlidir. Bu mübarek zamanda daha da büyük anlam kazanır. Elbette memleketimizde de muhtaç insanlar var. Bununla birlikte Filistin’de, Arakan’da ve Doğu Türkistan’da zulüm altında inleyen kardeşlerimize de yardım ulaştırma mükellefiyetimiz vardır. Ramazan ayı bunu hatırlatma açısından çok önemli bir zamandır." dedi.
"Herkesin rızkı belli bir nispette verilmiştir"
Işık, genç nesle infak bilincini kazandırmak için yapılması gerekenlere de değinerek, şunları söyledi:
"Gençlerimize öncelikle rızık kavramını iyi anlatmamız gerekir. Rezzak olanın Allah olduğunu iyice kanıksattıktan sonra gelecek endişesi taşımamaları gerektiğini anlatmalıyız. Elbette gelecekleri için çalışmaları, güzel bir meslek edinmeleri gerekir. Ancak günümüzde yaygın olan anlayış; kısa yoldan para kazanmak, kısa yoldan iyi yerlere gelmektir. Bu gençlerimizin kusuru değil; yanlış bir algının sonucudur. Rızık için vesileler vardır; o vesileleri elde etmek için çalışmak gerekir. Herkesin rızkı belli bir nispette verilmiştir, kimse onun ötesine geçemez. Kişi çalışır; ancak ne kadar rızık elde edeceğini ancak Allah bilir. Kur’an-ı Kerim’de ‘İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalıştığını da görecektir.’ buyrulmaktadır. Ancak rızkın Allah’tan olduğunu unutmadan hareket etmek gerekir."
Konuşmasının sonunda Işık, "Evet, kişi eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla çalışır ve rızkını elde eder. Ancak o eli, ayağı, gözü ve kulağı veren Allah’tır. Bunu kanıksayan bir genç, malın asıl sahibinin Allah olduğunu bildiği için infak etmekte hiçbir sakınca görmez. Fakat kişi ‘Ben kazandım, ben çalıştım, ben başardım’ diyerek nefsin ve şeytanın vesveselerine kapılırsa ve biz gençlerimize bu bilinci veremezsek; kısa yoldan zengin olma arzusu onları istemediğimiz yollara sevk edebilir."
İLKHA