İslam’a Düşmanlığın Şifreleri

Meryem BAŞAK

Batı medyasında elinde kılıç olduğu halde ata binmiş ya da sırtında dolar torbası bulunan Arap kıyafetli tip Müslüman şeklinde tarif edilir. Özellikle son yıllarda Müslümanlarla ilgili küçük düşürücü fıkra, hikâye ve karikatürlere bolca yer verilmekte, Müslümanları karalamak için en basit haberlerin bile çarpıtıldığı dikkatlerden kaçmamaktadır.

16. yüzyılda kültür ve medeniyet alanındaki yolculuğuna başlayan Batının, bugün zor bir merhaleye sürüklendiği ve ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Son iki asır boyunca yönünü çevirdiği İslam dünyasına ahlak ve kültürünü yerleştirmek için yoğun çaba harcadı. Ancak son yıllarda Batı medeniyetinin duvarlarında oluşan derin çatlaklar, arayış içindeki Batı insanından bir kısmının İslam’a sempati duymasına neden oldu. İslam’ın kurtuluş rüzgârı, yaralı kalplerin dermanına dönüştü. Hollanda parlamentosu üyelerinden biri bunu “İslami tsunami” olarak nitelendirmektedir.

Dünyanın birçok bölgesinde kargaşa ve savaşlar yaşandığı halde Batı, İslam’ı bütün dinlerden daha fazla şiddet yanlısı olarak tanımlar. Müslümanların İspanya hâkimiyeti, Batının dayattığı Haçlı savaşları ve Osmanlı’nın Avrupa’daki fetihleri İslam’ın şiddet içeren bir din olduğu bilincinin Batıda yaygınlık kazanmasına yol açtı. Ayrıca Batının Müslüman halklara dayattığı işgal ve zulümlere karşı mücadele eden İslami hareketler bu bilincin daha fazla yayılmasına neden oldu.

Esasında İslam tarihi boyunca Batıda baş gösteren etkileşim ve İslam’a yöneliş, Batının Müslümanlara düşmanca davranmasının ana sebebini oluşturur. İslam’ın yayılmasının önüne geçmek için her yolu deneyen Batı, halklarının gözünde İslam’ın çehresini kötü göstermenin etkin karşı koyma yöntemi olduğuna inanmış, İslam’ı şiddetle birlikte anarak insanları korkutmayı amaçlamıştır.

İslamofobi, İslam’dan korkma, panik, kin ve nefret besleme anlamlarında kullanılan bir kavramdır. İslam korkusu ya da İslam düşmanlığının kastedildiği bu kavram son yıllarda Batı mahfillerinde İslam’a karşı mücadelede kullanılmaktadır. İslam’ı her zaman tehdit unsuru olarak gören Batının İslam ve Müslümanlara karşı kin ve düşmanlığının geçmişinin İslam’ın ilk yıllarına kadar uzandığı görülür.

Yaklaşık olarak bir asır önce İslam dünyasıyla Batı arasındaki ilişkilerin farklı bir boyut kazanmasıyla Batıya doğru Müslüman göçü başladı. Yoğun propagandalara ve kültürel etkileme çabalarına rağmen inanç ve kültürlerinde diretmeleri üzerine Müslümanlar “ötekiler” ya da “yabancılar” olarak nitelendirildiler. Bu arada Batı medyasının Müslümanlarla mücadelenin ön safında yer alarak İslam ve Müslümanlarla ilgili gerçek olmayan haberlere yer verdiği ve tamamen aykırı tablolar çizdiği görülür. İslam’ın insanlığa zorla tahakküme çalıştığı, İslam kanunlarının insan haklarıyla uyuşmadığı, İslam’ın şiddet içeren, terörizmi üreten, cihadı, savaşı ve kan dökmeyi mukaddes sayan bir din olduğu, Müslümanların kötü niyetli, kötü düşünceli, münzevi, ayrılıkçı, değişim ve dönüşüme ilgi göstermeyen tipler olduğu yorumlarına Batı basınında bolca yer verilir.

Rainymood Araştırma Merkezi, son zamanlarda İngiltere’de yaşayan Müslümanlarla ilgili kamuoyu araştırması gerçekleştirdi. İslami korku ve İslam’a düşmanlık çerçevesinde yapılan araştırma Londra piskoposu Richard Chartres, Cambridge Üniversitesi sosyoloji profesörlerinden Ekber Ahmet ve Müslüman düşünür Dr. Zeki Bedevi’nin kontrolünde yapıldı. Araştırmaya göre İngiltere’de İslam korkusunun son yirmi yılda en yüksek seviyesine ulaştığı görülmektedir. İslami korkuya yoğun propagandalar sebep olurken, İslam, İngiltere halkının hayatında ciddi bir tedirginliğe yol açmaktadır. Müslümanlara karşı kin ve nefrete yol açan bu duygunun Batı dünyasında yaşayan Müslümanlara karşı düşmanlık ve saldırganlıklara yol açabileceği, Müslümanların da Batı kültürüne düşman olmasına sebep olabileceği endişelerini doğurmaktadır.

Batıdaki İslam düşmanlığının sebeplerini yukarıdakilerle sınırlayamayız. Asırlar boyunca devam eden İslam medeniyeti, Batıya yönelik fetihler ve İslam askerlerinin kibirle bina edilmiş Batı merkezlerini yerle bir etmesi, Batıyı her zaman İslam’a düşman konumunda tutmuştur.

Batının İslam düşmanlığının sebeplerinden biri de cehalettir. Batıda İslam’la ilgili bilgi, kıt, yetersiz ve güvenilir olmayan kaynaklara dayanır. Batı üniversitelerinde İslam’la ilgili öğretilenlerin çoğu hakikatleri yansıtmamaktadır. Ayrıca Batının İslam algısı, daha çok Batılı müsteşriklerin İslam’ı yanlış tanıtan kitaplarına dayanır. Oysa İslam’ın tanınması için öncelikle İslam’ı ve İslam kültürünü derk etmeleri gerekir. İslami ruhu kavramadan İslam’ı algılamaları ve doğru teşhis etmeleri zordur.

Düşmanlığın diğer bir sebebi düşünce ve sistemlerdeki çatışmadır. Batının liberal demokrasisi İslami düşünce ile uyuşmaz. İnsanın sınırsız özgürlüğü, cinsel özgürlük, alkol kullanma özgürlüğü, kadın ve erkek arasında her türlü melanete zemin hazırlayan özgürlükler… İslam’la uyuşmadığının göstergesidir. Müslümanların dönüşmemesi, doğrularında diretmesi ve Batı sistemlerine boyun eğmemesi her zaman öteki olarak görülmelerine sebep olmaktadır.

Batının son yıllarda kendi hâkimiyetini kabul eden, Batılı hayat tarzına tepki göstermeyen kültürel ve ılımlı olarak nitelendirdiği İslam’ı kabul noktasına geldiği görülmektedir. Ancak kaynağını Kur’an’dan alan ve Kur’an’i hayatı önceleyen İslam’ı kabulden epeyce uzak bir noktadadır. Müslümanların her platformda mukaddesatlarına sahip çıkması ve İslami hayatı yaşamada diretmesi Batının direnç kalelerini bir bir yıkacak ve İslam güneşinin en muhteşem şekliyle doğuyu da batıyı da aydınlatmasına yol açacaktır İnşallah.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.