İslam'ın kötülediği ırkçılık belası

Mehmet ŞENLİK

Irkçılık aşırı tarafgirlik demektir. Aşırı tarafgir olan kişi ölçü tanımaz haksızlık yapar, adâletten ayrılır, başkalarına karşı durup dururken kibirlenip övünür. Kendi kavmi için, ırkçılık uğruna savaşıp ölenlerin Cehenneme gideceği hadisi şeriflerde açıkça belirtilmiştir. Çünkü böyle bir çaba, Allah rızasından uzaktır. Hâlbuki İslâm'a göre bütün amellerin Allah (CC.) rızası için işlenmesi, bütün ölçülerin İslami hükümlerden alınması gerekir.

Kur'an, müminlere, kendi akrabalarınız aleyhine bile olsa adaletten ayrılmayın diye emretmektedir (Nisâ, 135). Mümin, diğer insanları Âdem'in çocukları olarak kardeş, müminleri ise dinde kardeş bilir. Diğer insanlar da inanmasalar bile Allah'ın kullarıdır. Hepsi de bir ana-babadan dünyaya gelmiştir, hepsi de hukuk önünde eşittirler. İnsanların doğuştan sahip olduğu bütün özellikler Allah'ın onlara verdiği fıtrattır.

Hiç kimse kendinde olan bu yaratılış özelliğinden dolayı başkasına karşı üstünlük taslayamaz. Kimin hangi ana babadan dünyaya geleceği, hangi coğrafyada doğacağı ve hangi ırktan olacağı kendi elinde değildir. İnsanın elinde olmayan ve kendi seçeneği ve iradesinin dışındaki şeylerden dolayı fazilet veya eksiklik söz konusu olamaz.

Cahili taassup olmaksızın akrabalık duygusu, akraba fertleri arasında yardımlaşma ve dayanışmayı sağlar, işbirliğini artırır; asabiyyet ise; ırkçılığa, yobazlığa, milliyetçiliğe, ulusalcılığa, ayrımcılığa, baskıya, kültür katliamına, sömürüye, adaletsizliğe ve insan hakları ihlâllerine yol açar.

Taassup, aşırı bağlılık, aşırı tarafgirlik, bağnazlık; körü körüne bağlılık, bâtılda ısrar etme demektir. İslam asabiyete ve bu kökten gelen taassuba kesin şekilde karşı çıktığı halde, İslam düşmanları ve onların taklitçilerince son dönemlerde Müslümanlara, aşağılayıcı mahiyette mutaassıp denmektedir. Müslüman, asabiyeti, taassubu kabul etmez ve kesinlikle mutaassıp olamaz.

Asabiyyenin bir anlamı da bağnazlık, körü körüne taraftarlık, fanatiklik olduğu için asabiyye; yalnızca ırk, soy veya kabile sevgisinde olmaz. Günümüzde çok sık görüldüğü gibi parti, grup, cemaat, vatan, ülke, bayrak, spor takımı, hatta lider sevgisinde bile olmaktadır. Aslında bu tür taraftarlığa sevgi denmez; tutku, hayranlık ve putlaştırma demek daha doğru olur:

"İnsanlardan bazısı Allah'tan başkasını Allah'a eşler ve benzerler edinirler ve onları Allah'ı sever gibi severler. İman edenler ise Allah'ı daha çok severler. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabına dayanmanın zorluğunu önceden anlayabilselerdi.” (Bakara, 165)

“O zaman kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve o anda her iki taraf da azabı görmüşler, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır.” (Bakara, 166)

“Uyanlar şöyle derler: 'Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!' Böylece Allah onlara işledikleri bütün işlerini kendilerine hasret kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkmazlar." (Bakara, 167)

Adına nasyonal faşizm de denilen ve Türkçede yanlış olarak "milliyetçilik" kavramıyla ifadelendirilen ırkçılık ve kafatasçılık; nice kavga, savaş ve zulümlere yol açmış şeytanî bir anlayış ve ilkel bir cahiliye ideolojisidir. Kur'an'ın atalarıyla övünüp onların yolunu körü körüne takip etmeyi ısrarla kınaması bu konudaki hassasiyeti gösterir.

Arap cahiliyesi dönemindeki kabile savaşlarının sebebi ırkçılık olduğu gibi, günümüzde de hemen hemen tüm savaşların, soykırımların temelinde de ırkçılık vardır. Nitekim bütün dünyadaki savaşların toplamından daha çok ölüme ve vahşete sebep olan iki dünya savaşının her ikisinin de temel sebebi, ırkçılıktır. Bugün dahi dünyanın her tarafında akan kanın temelinde ırkçılık vardır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.