İstikrar ve Çöküşün Sınırındaki Ürdün

Son 14 yılda Ürdün`de dokuzuncu hükümetin düşüşü bu ülkenin yaşadığı ciddi sıkıntıları haber vermektedir.

Son 14 yılda Ürdün’de dokuzuncu hükümetin düşüşü bu ülkenin yaşadığı ciddi sıkıntıları haber vermektedir. Devletin yanlış politikalarının bedelini ödeyen Ürdün halkının protestoları artınca, Kral 2. Abdullah, altı aylık Avn El Hasavune hükümetini görevden alıp yerine Faiz Teravuneh’i, hükümeti kurmakla görevlendirdi. Bunun üzerine 16 aylık bir süre içinde Ürdün’ün dördüncü kabinesi göreve başladı. Ürdün Kralı, Teravuneh’i görevlendirirken geçici bir kabine oluşturmasını, ıslahatları gerçekleştirmesini ve bu yılın sonunda seçimlere gidilmesini istedi.

Hasavune hükümetini görevinde ağır davranmakla itham eden Kral, Ürdün’ün ıslahatlarda yavaş davranamayacağını ileri sürüyordu. Böylece Ürdün tarihinde ilk defa bir başbakan dış gezideyken (Türkiye) ülke kralına istifasını veriyordu. Hasavune’nin istifa mektubu ülke geleneklerine aykırı ifadeler içeriyordu. Krala hitaben “Allah, sizin için hayırlı olan yola sizi sevk etsin” diyordu.

Arap dünyasındaki dalgalanmalar Ürdün’e de sıçramıştı. Yedi ay önce sokaklara dökülen halk, ekonomik sıkıntılar ve fesadın yaygınlaşmasını protesto, hak ve hukuk talebi için geniş çaplı gösterilerde bulundu. Ürdün’ün başkenti siyasi kargaşaların merkezi haline gelmişti.

Mısır, Libya, Tunus’ta gerçekleştirilen inkılaplar, aynı şekilde Yemen, Fas, Bahreyn’deki siyasi değişimler Ürdün Kralı İkinci Abdullah’ı endişelere sürükledi ve koltuğunu korumak için ıslahatlara yöneltti.

Hasavune, hükümeti kurarken Maruf Biğayt kabinesindeki 27 bakanı 30’a çıkarttı. Yoğun çabaları halkın protestolarını durduramadı. Diğer siyasi akımlara ve Krala karşı farklı yaklaşımları ani istifasına neden oldu. Türkiye gezisinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’le “Başbakan” sıfatıyla görüşürken ertesi gün “bir hukukçu olarak” başbakan Erdoğan’la görüşüyordu.

Haber kaynaklarının ifadelerine göre, Başbakan Hesavune’nin haberi olmadan Kral Abdullah, onun iki bakanını makamına çağırmış, şu anki meclisin görevini üç ay uzattığını bildirmişti. Hesavune’nin ise buna sinirlenip istifa ettiği söylenmektedir.
Bundan önce ise milletvekillerini acil toplantıya çağırıp seçim kanununun gözden geçirilmesini istemişti. Ayrıca Ürdün Emniyet Müdürüyle derin ihtilafları vardı. Bu, iki kez görevinden istifaya mecbur etmiş ancak kral istifasını kabul etmemişti.
Ürdün halkının hükümetten en büyük isteği Siyonist rejimle imzalanan “Vadi Arbe” anlaşmasını lağvetmesi, Siyonist rejimin büyükelçisinin Amman’dan kovulması, işgalci rejimle bütün bağların koparılıp ilişkilerin sona erdirilmesi ve Filistinli mültecilerin ülkelerine geri dönmeleridir. Ürdün halkı bu isteğini her platformda dile getirdiği halde iktidarın bu alanda en küçük bir adımına rastlanmamaktadır. Kralın görevlendirdiği başbakan Teravuneh, Siyonist rejimle yapılan müzakerelerde Ürdün heyetinin etkili şahıslarından biri olduğundan, onun hükümeti temelde halkın rahatsızlığına yol açmaktadır.

Teravuneh, 1998–99 yıllarında Ürdün Başbakanıyken Hüseyin Bin Tellal’dan krallığın 2. Abdullah’a intikaline şahit olmuştu. Ayrıca bu ülkede başbakanlık yapan Teravuneh’in hükümeti, 1988’de Ürdün’ün güneyindeki “Hebe Nisyan” protestolarıyla düşürülmüştü. Bugünkü kabinesi eskinin devamı olarak nitelendirilip eleştirilmektedir.

Hükümetten razı olmayan halk, Teravuneh’nin seçilmesi üzerine öfkelenip Amman ve diğer şehirlerin meydanlarını doldurdu. Hasume’nin seçilmesi sırasında da benzer protestolar yaşanmıştı. Bunların ortak noktası, halkın oyalanıp hükümetlerin değiştirilmesi yerine ıslahatların bir an önce yapılması isteğidir.

Teravuneh’nin 1994 yılında Siyonist rejimle uzlaşma müzakerelerine katılmasını protesto eden halk, “Teravuneh! Sen halk tarafından seçilmedin, dolayısıyla bir karar alamazsın” şeklinde slogan atıyordu.

Protestocuların pankartlarından biri dikkat çekiciydi. “Ürdün’de bir yemeğin pişirilmesi 45 dakikadır, oysa bir Başbakanın değiştirilmesi 30 dakikadır”

Protestolara katılan İhvan’ın eski rehberlerinden Salim Felahat, şunları dile getiriyordu: “Ürdün’de hâkimiyet krizi bulunmaktadır. Bu ülkede güç sahiplerini fasitler oluşturmakta ve destek görmektedirler. Rejim ve başbakanlar ülkeye küçük bir değer bile vermiyorlar. Ülkeyle bir alakaları yoktur. Halkın isteğini idrak eden ve yalan söylemeyen yöneticilere ihtiyacımız var”

Ürdün Üniversitesi öğretim görevlilerinden araştırmacı Fariz Faiz ise şu açıklamalarda bulunuyordu: “Islahatın gerçekleşmesi için bir irade görünmemektedir. Bugüne kadar görünenler zahiri ıslahatlar olup halkın isteklerinin dörtte birini bile karşılamamaktadır. Bu gelişmeler rahatsızlıkları arttırmakta, hükümeti birçok sorunla yüz yüze getirmektedir. Bütün bunların kilitlerinin kralın elinde olduğuna inanıyoruz. O, ıslahatları gerçekleştirebilir. Ancak işleri bu hale getiren de kendisidir. Ürdün halkı, kilidin Kralın elinde olduğuna ve hükümetin böyle bir yetkisinin bulunmadığına inanıyor. Bugünkü hükümet ve meclis, kralın emrinde hareket eden divandan başka bir şey değildir.”

Hükümet muhalifleri ve siyasiler mevcut hükümetin krizleri çözeceğine inanmıyor. Daha önce ıslahatlara karşı olduğunu değişik şekillerde dile getiren bugünkü Başbakan, ıslahatları gerçekleştirmeye çalıştığını iddia ederken oyalamaktadır. Teravuneh’nin ikili ve dengesiz siyaseti bu ülkede ıslahatların önünü tıkamakta ve krizleri arttırmaktadır.

Bütün bunlar Ürdün halkının bir buçuk yıldır devam eden rahatsızlıklarına yenilerini eklemekte, halkın öfkesinin daha fazla kabarmasına yol açmaktadır. Arap baharıyla gözleri açılan Ürdün halkı, iktidarın aynı siyaseti sürdürmesi ve oyalamaya devam etmesi durumunda daha büyük protestolara yönelecek ve haklarına kavuşuncaya kadar meydanları terk etmeyecek.

Kaynak: Mashraq News
Çeviren: Hanefi Aydın / Doğruhaber Gazetesi
 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Dünya Haberleri

Guterres: Gazze'de dayanılmaz bir acıya tanık oluyoruz
13 ülkeye tsunami uyarısı
Dünyanın en büyük buz dağından yaklaşık 80 kilometrekare büyüklüğünde bir buz parçası koptu.
FAO: Dünyada 745 milyon insan aç
DSÖ'den iklim değişikliği için "acil ortak eylem" çağrısı