İtişerek İletişim Kurma Denklemi

Hatice YILDIZ

Cahit Zarifoğlu ne güzel anlatmış iletmeyi, iletişimleşmeyi...

Bazen anlıyorum, bazen anlamıyorum

Annemi, babamı, ninemi

Annem şöyle der, göstererek beni

-Cin gibi maşallah

Cin ne demek, gibi ne demek

Babam diyor ki bana bakarak

-Altını üstüne getirmiş evin

Hiç yapabilir miyim dediklerini

Ninemse der bana

-Topaç gibi

Bir dedem açık insan, pek de zeki

Dilinden bal akar

-Attaya gidelim der, göz kırpar, okşar, sever

Bir de gıdıklar

Dedemi çok anlıyorum...

Çocuklar açık, anlaşılır; yumuşak, sıcak, ta en içten dışarıya yansıyan sözleri severler. Hatta bu kişileri açık ve zeki, tatlı dilli olarak görüp kendilerini o tip kişilere daha yakın hissederler. Çocuk anlama, anlaşılma kabını ne annesinden ne babasından ne de nenesinden dolduramadığını şiirde dile getirmiştir; "Onları anlamıyorum, sadece dedemi anlıyorum" diyerek...

Neden peki sadece dedesi?

Çünkü ona açık, anlaşılır ve tatlı bir dil olan çocuk dilini en muazzam şekilde kullanmayı becerebilen sadece dedesi...

Biz anne/babalar açık, anlaşılan, muhabbet dolu olan dili kullanmaktan öte bağırarak, çağırarak yani itişerek iletişim kurma sanatı(!)'nı icra etmeye çalışırız...

-Kaç kere söyleyecem sana yatmadan önce dişlerini fırçala diye?

-Önündeki yemeği yemezsen terliği kafana yersin.

-Bu odanın hali ne? Odanı derhal topla bir daha böyle görmeyeyim!

...gibi atışmalarla, itişmelerle çocuğumuza yaptırmak istediğimizi yaptırmak için adeta kanat çırparız. Aynı dili konuşmamıza rağmen bir türlü çocuklarımızla anlaşmayı becermeyiz...İletişimleşmek yerine itişmeyi tercih ederiz kısacası...

Lakin çocuklar devamlı ve yüksek sesleri değil yumuşak bir tonda ve zamanında söylenen sözleri duymak/hissetmek isterler. Bazen bağırararak, çağırarak çocuğa yaptırmak istediklerimiz kabul görse de aslında bu kısa sürede etkisini yitiriveriyor. Çünkü çocuk korktuğu için yenileceğini düşündüğü için onunla savaşma gücüne girmeyip dediğini yapar. Kısa bir süre sonra da bu davranış sönüp eski haline dönüverir. Bu bağlamda da itişerek iletişim kurma denkleminin çözüm kümesinin boş çıkması kaçınılmaz olur...

Peki bir insan en yakınındaki insana neden bağırma ihtiyacı duyar? Sesini duyuramadığı hissinden...Sesini duyuramadığından maksat, karşı tarafın onun kararlarını önemsememesi, onu kaale almaması, onun varlığını yok sayması gibi gerekçelerdendir. Ebeveyn; dinlenmek, kabul görmek için bağırdıkça çocukta yırtıcı bir kartal gibi bağırır, çağırır, saldırır. Bu hesapla kararlarımızın önemsenmesi, sözlerimizin kayıt altına alınması için ağzımızın derinliklerindeki zehir hükmünde olan itişmeye dayalı kelimeleri, cümleleri kovmalıyız. Sesi değil sözü yükseltmeliyiz; yumuşakca, içtenlikle, sevgilikle..."En kötü ses olan merkeplerin sesi" (Lokman,19) gibi bağırarak değil "sözün en güzel olanını söylemek" (İsra,53) adına çaba sarf etmeliyiz...

-Odasını toplamayan çocuğa; 'bu odanın hali ne böyle ' demek yerine odasını toplama niyetiyle odasına küçük bir mektup veya not bırakmak,

-Yere su döken çocuğa; 'kaç kere dedim sana yere suyu dökme diye' yerine 'suyu yeşil bezle mi silmek istersin yoksa pembe bezle mi?'

...gibi geçerli, dinlenir, kayda geçer "güzel söz"(Nur,31) söyleyerek itişmeye dayalı iletişim denklemini yanlış yapmadan çözebiliriz.

Bunun yanında çocuktan bir davranış beklediğinizde ya da istediğinizde bunun 'Neden ve Niçin' yapıldığını güzel bir şekilde anlatmak gerek ki iş itişmeye gitmesin...'Kalk dişlerini fırçala!' demekle çocuk nedenini bilmeden hergün diş fırçalama eziyetini neden çeksin ki? Haliyle nedeni bilinmeden diş fırçalamak istemeyen bir çocuk, anne/babasıyla itişerek, bağırıp çağıracak ve çocuk, anne/baba arasında ortalık altmış altı olup istenmeyen davranışlar sürüp gidecektir ta ki biri galip biri mağlup olana dek...

Hâlbuki siz çocuğa dişin fırçalanmadığı zaman ağzımızda kalan artıklarla dişlerin çürümeye neden olduğunu anlatsanız hatta bunu küflenmiş bir ekmek göstererek; 'oğlum/kızım bak! Dişini fırçalamazsan dişlerin böyle olur.' diyerek somut olarak desteklerseniz çocuk bunu sizle itişmeden bilinçli bir şekilde seve seve yapacaktır. Çocuk kendi kendine diyecek ki "Haaaa! Annem/babam bunu benim iyiliğim için söylüyor o halde yapmalıyım." gibi zihinsel kabuller üretecek ve bunu yapma eğilimi artacaktır.

Büyük/küçük fark etmez her çocuk, her insan 'fayda vermesi açısından yumuşak bir sesle' (Taha,44) konuşulmasını ister/hak eder..

Şimdiye kadar bağırıp çağırarak, itişerek bir şey elde ettiniz mi? Hayır! O halde sonuç vermeyen bir yöntemde direnmenin kime ne faydası var? Bu hem kendimizin hem de çevremizdekilerin kalplerini kırıp dökmekten başka neye yarar?

İtişmeye dayalı iletişim denklemini "Onlar, sözün en güzeline iletilmişlerdir ve övülen doğru yola iletilmişlerdir." (Hac,24) ayetiyle yeniden çözme dileğiyle, Vesselâm...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.