Karmacılar! Gebze’deki öğretmeni hatırladınız mı?

Başbakanın ‘karma evler’ açıklamasından sonra ‘özel hayat, çağdaş yaşam’ diye tepki gösterenler tabi ki Gebze’deki öğretmeni hatırlamak istemeyecekler. Namus kavramını bu toplumdan yok etmek isteyen ve kendileri deyyuslaşmış bu zihniyete sahip olanlar top

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Öğrenci evlerinde kızlı erkekli beraber kalınmasına karşıyız” açıklamasından sonra tepki gösterenler neden bu kadar rahatsız oldu? ‘Çağdaş yaşam, özel hayat’ diyerek bu halka 90 yıldır ahlaksızlığı pompalayanların bundan rahatsız olması çok doğal.

 
Günah bataklığına saplanmış, cehennem çukuruna her gün biraz daha yaklaşanlar kendileri ile beraber başkalarını da sürüklemek istiyorlar. Bu zihniyetin ürünü olan ve Gebze’de iki aylık bebeğini ölüme terk eden öğretmeni hatırladınız mı? Bu toplumda zinanın serbest olmasını savunalar ‘karma evleri’ de savunuyor.

İslam’a göre kız ve erkeklerin aynı evde kalmasının haram olduğunu hatırlatan Âlimler Cemiyeti Başkanı Molla Enver Kılıçarslan, bu ahlaksızlığı savunanların ise deyyuslaştığını söyledi. Eğitimci-yazar Hamdullah Yıldız da bu fikri savunanlara Gebze’de iki aylık bebeğini ölüme terk eden öğretmeni hatırlatarak ‘karma evleri’ savunanların böyle bir nesil yetişmesini istediğini ifade etti.

KARMA EVLERİ SAVUNANLAR, DEYYUSLUĞU SAVUNUYOR
İslam’a göre kız ve erkeklerin aynı evde kalmasının yasak olduğunu söyleyen Âlimler Cemiyeti Başkanı Molla Enver Kılıçarslan, bunu savunan kişilerin ise namus duygusunu kaybedip deyyuslaştığını belirtti. “Kadın ile erkek arasına bir hicap olması Allah’ın emridir” diyen Molla Enver Kılıçarslan, “İslam’dan önceki semavi dinlerde de bu vardı.
 
Müşrikler bile “Fuhuş gizli olsa bir şey olmaz. Ama zahiri olsa buna karşı çıkalım” diyorlardı. Allah, fuhşu açık-gizli her şekilde yasaklamış haram kılmıştır. ‘Zinaya yaklaşmayın’ diye emrediyor. Fuhuş yapan bir kadına fahişe denildiği gibi, zina yapan bir erkeğe de fahiş denilir. Eşinin veya kızının başka erkeklerle yatıp kalkmasına ses çıkarmayanlara deyyus denilir.
 
Deyyus, namusu için ses çıkarmayandır. Cennetin kapısının üzerinde ‘deyyuslar cennete giremezler’ diye yazılmıştır. Toplumumuz öyle bir hale getirilmiş ki müşrikleri bile geçmiştir. Müşriklerin kabul etmediği bazı şeyleri kabul eden solcular ve komünizmi benimseyenler onları geçmişler” diye konuştu.

90 YILDIR AHLAKSIZLIK POMPALIYORLAR
90 yıldır bu ülkede halkın inancıyla savaşanların ahlaksızlığı empoze etmek için her yola başvurduğunu dile getiren Molla Enver Kılıçarslan, “Millet, Başbakanı seçmiştir. O da bu ahlaksızlığa karşı çıkıyor. Başbakana tepki gösterenler de demek ki namus ve haysiyet kavramı yoktur. Günde yüzlerce telefon bize geliyor.
 
Kadınlar, ‘Kocalarımız bizi terk etmiş, gidip fahişelerle beraber oluyor’ diyorlar. Binlerce aile bunun yüzünden dağılmış. 90 yıldır bu halkın inancıyla savaşanlar halen savaşmaya devam ediyorlar. Bunlar ahlaksızlığı ve fuhşu yaymak için çalışmaya devam ediyorlar. Ne kadar kötülük varsa sol kesim onları destekliyor. Hayvanlar bile bu sapık düşüncede olan insanlar gibi değil.
 
Bu ihtiyaçlarını gizliden gideriyorlar. Bunların savunduğu bu sapık anlayış sadece domuzda var. Bir insanda ahlak anlayışı kalmamışsa bu insan domuzlaşmış ve hayvandan daha aşağı olmuştur. Bir insan günlerce aç kalırsa haram da olsa bir şeyler yiyecektir. Şehvet ise bundan daha tehlikelidir. Kız ve erkeklerin aynı evde kalması bunun yolunu açar” şeklinde konuştu.

BUNLAR HAYVAN BİLE OLAMAZ
Komünist, sosyalist, Kemalist ve solcuların bu ahlaksızlığı savunduğuna ve bunu yaygınlaştırmak için çalıştığına dikkat çeken Molla Enver Kılıçarslan, “Avrupa’da zinanın önü açılmış.
 
Çocukların çoğu zina çocuğudur. Hollanda’da doğan çocukların yüzde 60’ı zina çocuğudur. Bu ahlaksızlığı savunanlar, bu toplumun da böyle olmasını istiyor. Zina tamamen serbest olsun istiyorlar. Komünistlerin düşüncesine göre kadın toplumun ortak malıdır.
 
Bu fikri savunanlar dilleri ile bunu söylemeye cesaret etmeseler da yaptıkları ile kendilerini ortaya koyuyorlar. BDP, yeni anayasada eşcinsel evliliğe izin verilmesini teklif etmişti. Mecliste bu sapıklığı savunanlar var. Hayvanlar bile erkek ve dişi olarak çiftleşiyor.
 
Haysiyet ve şereften yoksun olanların ahiretteki yeri cehennemdir. Solculuk ve sosyalizm insanlık için bir zehirdir. Onlara göre insanların hayvandan bir farkı yoktur. Hayvanlar nasıl yiyip içip yaşıyorlarsa onlar da insanların böyle olmasını istiyor. Aslında hayvanlar bunlar gibi değildir. Hayvanların da uyduğu bir kanun ve nizam vardır” diye konuştu.

İNSANLAR ALLAH’IN EMİRLERİNE UYMAK ZORUNDADIR
“Bir toplum rahat ve huzurlu yaşamak istiyorsa Allah’ın emirlerine uymak zorundadır” diyen Molla Enver Kılıçarslan, “Allah insanların iyiliğini istiyor. Allah (CC) insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
 
İslam iyiliği isterken küfür kötülüğü istiyor. Yahudilerin, Hıristiyanların, komünistlerin, Kemalistlerin ahlakına bakın. Onlar ‘içki serbest olsun, zina serbest olsun, kumar serbest olsun, faiz serbest olsun, zulüm etmek serbest olsun’ yani her pislik serbest olsun istiyorlar.
 
Kötülük bunların vücutlarına ve tabiatlarına işlediği için kötülükten zevk alıyorlar. Bunlar tamamen şeytanlaşmışlar. Allah bizi onların şerrinden muhafaza etsin. Hepimizi İslami bir ahlak ile ahlaklandırsın” ifadelerini kullandı.
Karşı Çıkanlara İyi Bakın!
Başbakanın öğrenci evleri ile ilgili yaptığı açıklamadan sonra terör örgütlerini, uyuşturucu tacirlerini, bar ve meyhane işletmecilerini bir telaş sardığını ifade eden eğitimci-yazar Hamdullah Yıldız, “Başbakanın ifadesiyle terör örgütleri, uyuşturucu tacirleri, bar-meyhane işletmecileri gibi çocuğu üniversitede okuyan Anadolu’daki ebeveynleri de bir telaş sardı.
Mütedeyyin çocukların ailelerinin dışındaki aileleri böyle bir telaşın sarması gayet doğaldır. Zira ebeveynler, 80’li yıllarda Anadolu’dan gelip inşaatta şarkı söylerken şöhret olan gencin sadece Yeşilçam’da kurgulanmış bir mizansen olduğunu biliyordu artık ve büyükşehirde okumanın okyanusta yüzmekle eşdeğer olduğunun da farkındaydı. Büyükşehirde köpekbalıkları belki yoktu, ancak bir orkestranın elemanları gibi hep bir ağızdan “özel hayata müdahale” diye bağıran çakalların hangi niyetle tepki gösterdiğinin de farkındalar” dedi.

‘ÇAĞDAŞ YAŞAMCILAR’ GENÇ KIZLARI ŞARAMPOLE YUVARLIYORLAR
Karma evleri ‘çağdaş bir yaşam’ olarak savunanların asıl niyetlerinin farklı olduğunu belirten Yıldız, “Üniversitelerde ikna odalarında ikna edilemeyen asi(l) genç kızların yüzüne üniversite kapıları kapatılırken aynı kapılar, “çağdaş bir yaşam” düşüyle yola çıkıp şarampole yuvarlanan genç kızların önünde ardına kadar açılmaktaydı.
 
Bu kızların çağdaşlaşmaları ne hikmetse iki yıl sürmekte; çağdaşlaşma adı altında karma evlere alınan kardelenler, yaz sıcağına dayanamayıp üçüncü dördüncü sınıflarda son kullanma tarihi geçmiş mal gibi bu evlerden kapı dışarı edilmekteydiler. Ya da birileri belki iki yıllık teorik bilgiden sonra saf gençlikten eylem bekliyordu” diye konuştu.

BU ÖĞRETMEN SİZİN ESERİNİZ! HATIRLADINIZ MI?
Karma evleri savunanlara ‘Kocaeli’nin Gebze ilçesinde iki aylık bebeğini ölüme terk eden öğretmeni’ hatırlatan Yıldız, “Çağdaş(!) bir anlayışla yetişmiş bir öğretmen, bir erkekle beraber kalmaya başlayınca “Çağdaş yaşam” düşü, çağdaş eyleme dönüşmeye başladı artık. Kimsenin özel hayata karışma hakkı yoktu, ancak ceremesini iki aylık masum bir bebek çekti.
 
“Özel hayata müdahale” teranesiyle solo tutturan hangi siyasetçi, hangi politikacı, hangi akademisyen söz konusu öğretmenin kendi çocuğunun veya torunun öğretmeni olmasına rıza gösterir? Yoldan çıkardıktan sonra bu öğretmeni çocuğundan, torunundan uzaklaştırmak için vebalı muamelesi yapan zihniyetin, gençlerin duygularıyla oynaması tek kelimeyle samimiyetsizliktir.
 
Erkek arkadaşıyla nikâhsız yaşayan öğretmenin dersine girdiği çocuklara hangi ahlaki davranışı vereceğini kimse sorgulamadı. Söz konusu öğretmen çocuğunu ölüme terk edip ölümüne neden olduktan sonra “özel hayata müdahale” diyenler nedense kendi eserleri olan öğretmeni kaderine terk ettiler. Öğretmenin duygularını alabilseydik herhalde ‘ben sizin eserinizim’ diyecekti” şeklinde konuştu.

İSTİSMARCILAR KARŞI ÇIKIYOR
Anne-babalar eyvah evladımız elden gitti derken ‘karma evler’ ve ‘özel hayat’ diye bunun devam etmesini isteyenlerin bu şekilde asıl yüzlerini gizlemeye çalıştığını söyleyen Yıldız, “Bir lisenin mezuniyet töreninde uyuşturucu partisi görüntüleri internete düştüğünde veliler ‘Eyvah evladım elden gidiyor!’ derken uzaktan birileri “özel hayat” şarkısının nakaratını diline pelesenk ediyor.
 
Karma evlere kimlerin karşı olduğu ve bu evleri kimlerin desteklediğine bakıldığında işin vahameti gözler önüne serilir.
 
Destekleyenlere baktığımızda bütün terör örgütleri, uyuşturucu tacirleri, bar-meyhane işletmecileri ve bir kısım akademisyenleri görüyoruz.

Bu birtakım akademisyenlerin kimlerden oluştuğu konusunda, üniversitede okurken trenin altına atlayan genç kız ve şu anda not karşılığında cinsel istismara başvurduğundan gözaltında olan öğretim görevlileri size bazı ipuçları verirler. Destekleme gerekçeleri çok basit; biraz duygu sömürüsü, biraz umut tacirliği ve meta gibi kullandıktan sonra işlevsizleşince çöpe atma emeli. Yöntem de bir o kadar basit. Özel hayat, özgürlük, birey olma gibi janjanlı laflar ve kirletilen genç dimağlar” dedi.

BAŞBAKAN BİR BABA REFLEKSİYLE HAREKET EDİYOR
Karma eğitime karşı çıkan Başbakan ve ona destek olanlar çocuklarımızı koruma refleksi ile bunu yaparken buna karşı çıkanların tam tersi bir şekilde hareket ettiğini dile getiren Yıldız, “Karşı olanlar kimler? Eğitimciler, ebeveynler ve yine birtakım akademisyenler.


Karşı olma gerekçeleri, insani duruş, koruma güdüsü ve ‘yaratılanı yaratandan ötürü sevme’ gerekçesi. Başbakanın her önerisine şartlı refleksle tepki gösterenleri düşünmeye davet ediyorum. Başbakanın endişesini de bir babanın bataklığa giden çocuğunu koruma güdüsü olarak görmek gerekir” diye konuştu.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.