Kim kime gülüyor?

Mehmet Ali GÖNÜL

ABD Başkanı Trump, ilk yurt dışı gezisinde bulunuyor. Bu gezi sırayla israil, Filistin, Brüksel, Vatikan ve Sicilya temaslarıyla bitecek. Ziyaret yerlerine bakıldığında üç büyük dinin merkezleri ilk göze çarpıyor. Bu ziyarette dinlere ve dünyaya bir mesaj mı var acaba diye düşünemeden edemiyor insan. Fakat biraz daha Kapital düşünüldüğünde işin iç yüzünün hiç de öyle olmadığı daha çok öne çıkıyor. Mesela Obama döneminde Suudi Arabistanla durma noktasına gelen ekonomik ilişkilerin canlandırılması, aynı zamanda Körfez ülkeleri ile ABD arasında birçok silah anlaşmasının imzalanacağı düşünülürse vahşi kapitalizmin önemi(!) daha çok belirginleşmiyor mu?

Trump'un bir iş adamı gibi devleti idare etme girişimi seçim kampanyalarında da ön plandaydı. Bu vesileyle kılıç dansını değil; daha fazlasını dahi yapması söz konusu olabilirdi. 110 milyar dolarlık kısmı hemen yürürlüğe girecek olan askeri anlaşmanın 350 milyar dolarlık bir paket olduğunu söylersek dansın ve daha fazlasının sebebi açığa çıkar.

Peki, Trump bu seyahatiyle Vatikan'dan başlayıp tersine bir rota çizebilir miydi? Olabilirdi denilirse de pek zannetmiyorum. Düşünsenize işin ucunda kendini yani iş adamlığını, inandığı değerleri yani kapitalizmi inkar var. Bir iş adamı bunu yapamaz. 350 milyar dolarlık askeri anlaşma işin içinde olmasaydı belki olabilirdi. Aksi muhal. Para insana hem dans ettirir, hem de oynatır.

ABD; Suudi Arabistan'dan 350 milyarlık bir kazanım ve Obama dönemi kaybedilen prestij, israil ve Filistin arasında arabulucu görünümüyle karizma yenileme, Bürükseldeki Nato zirvesiyle kendini kabul ettirme, Vatikan ile Hirıstiyan alemine birlik mesajı verme ve sicilyada G7 zirvesi görüşmelerinin artıları gibi ekonomik, siyasi ve dini kazançlara imza atacak. Gideceği güzergahlarda başka danslarda bulunur mu bilemeyiz. Fakat siyasi kazanımlarda kartal, dini kazanımlarda mütevazı(!) olan Trump, ekonomik kazanımlarda ise takla üstüne takla atmakta üstüne olmadığını ıspatladı. Eh, ne diyelim.

Buna karşılık Arabistan'ın bu silahları Yemen'de özellikle ve başka bölgelerde kullanmayacağının garantisini elbette kimse veremez. Herkes bu gerçeğin farkındayken susmak ve bu kadar silahın neden alındığını dile getirme gerçeğini örtmek, kime ne kazandırır. ABD'yi dansettirmek iyi, güzel de dansından sonra bu silahların Müslümanlara ve Müslüman halka karşı kullanılması sonrası kıs kıs gülen, onlar olacaktır. ABD, fitne ve fesat için hem ceplerdeki parayı alıyor hem de bölgede kan dökmeyi zevkle izliyor. Tarih boyu bu tür fitnelerin değişen, sadece şeklidir. Muhtevası zımnında tüm hasaretiyle gizlidir. Kim kime gülüyor, görüyorsunuz.

ÜÇTE ÜÇ

Türkiye- Almanya arasında incirlik üssü hakkında kullanıma dayalı bir sorun gittikçe gün yüzüne çıktı. Almanya'nın İncirlik üssünden yaptığı uçuşlar hakkında Türkiye ile istibarat paylaşımı yapmaması bu sorunun temel gerekçesi oldu. Yine Almanya'nın bu süre içinde kükremesi, Ürdün'e yönelme teşebbüsü ve benzeri girişimleri olsa da pek para etmedi. Bir heyet Almanya'dan tekrar bazı görüşmelerde bulunmak maksadıyla gelecekmiş. Yani U dönüşü…

Avusturya ise Nato üyesi olmamasına ragmen partnerlik yaparak Nato ülkeleriyle beraber askeri tatbikatlar ve ilişkiler geliştiriyormuş. Türkiye'ye silah satışını yasaklaması, AB'ne alınmaması için açık çağrıda bulunması ve referandum boyunca kinini hep kusması sürekli gündemdeydi. Türkiyenin Nato üyesi olması dolayısıyla Nato ülkelerinin Avusturya ile bu tür ilişkilere girmeyi veto etmesi yankı buldu. Yani Avusturya terliyor.

Uluslararası siyasette haksızca efelenmenin bir gün karşılığının olmayacağı anlamına gelmez. Tıpkı Türkiye'nin Washington Büyükelçisinin ABD Dışişlerine çağırmasına karşılık ABD Büyükelçisi John Bass'ın da Dışişlerine çağrılıp sözlü ve yazılı protesto alması gibi. Üçte üç…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.