Komplolar...Gerçekler... Duruşlar...

Fikret GÜLTEKİN

Türkiye’de mütedeyyin insanlara yönelik karalama ve ‘çamur at, tutmazsa izi kalır’ cinsinden komplolar kurulmaya devam ediliyor. Bir erkeğe çarşaf giydirilerek malum bir grubun dersanesi taratıldı. Çarşaflı görüntüleriyle saldırı dakikalarca ekranlarda gösterildi. Sonra belki tevafuktur ama aynı dönemde iki çarşaflı şahıs bir müstehcen reklamın afişini yırtarken görüntülendi. Bununla ilgili görüşlerimi sona bırakacağım.

Son olarak da bir Sivil Toplum Kuruluşu yetkilisi komplo ile yüz kızartıcı bir suç işlemiş gibi basına lanse edildi. Çamur atıldı…

Çarşafla dersaneye saldıranın kim olduğunu ne maksatla bunu yaptığını bilmiyoruz. Ancak her kim böyle bir olay yapmışsa da asıl maksadının çarşaf gibi bir tesettür giysisini tartışılır hale getirmek istediğinden şüphe duymuyoruz. O dersaneye saldırıdan sonuç almak gibi bir maksadın olmadığına inanıyoruz. Amaç çarşaflıları töhmet altında bırakmak, çarşafı tartışılır hale getirmektir.

Adana’da İslami hassasiyeti ile bilinen bir dernek yöneticisi açık bir komplo ile karalanmaya çalışıldı. Derin ihbar çetesi iş başına geçip, sözde bu kardeşin bulunduğu yerde uyuşturucu, fuhuş yapıldığı yönünde ihbarda bulunuyor da, o kardeş içeri girdikten sonra eve polis baskın düzenliyor ve kardeşi diğer zanlılarla birlikte gözaltına alıyor. Sonrasında da hemen derin ihbar çetesinin planlanmış borazanları araştırmadan, soruşturmadan bir Müslüman’a yapılabilecek en büyük kötülüğü sergileyerek onu bir yerlere bağlamaya çalıştılar. Sonrasını bakın olayın mağduru şahıs nasıl anlatıyor:

“Polisler sorgulamada bana ‘senin bu eve 150 kilo esrar götürdüğün şeklinde ihbar aldık’ gibi asılsız suçlamalar yönelttiler. Bu şekilde şahsım üzerinden STK’ların töhmet altında bırakılmak istendiğine inanıyorum. Ayrıca ben ve evde gözaltına alınan kişileri sağlık kontrolüne götürürken basın çağrılmıştı. Bizi, basına; sanki büyük bir narkotik ve fuhuş operasyonunda yakalanmışız izlenimini verme çabası gördüm. Onlar bir komplo ve tuzak kurmak istedi, Allah da onların tuzağını boşa çıkardı. Hamd olsun iddiaların asılsız olduğu ortaya çıktı. Savcılığa bile çıkartılmama gerek kalmadan serbest bırakıldım.”

Aldığımız bir ayrıntı da bu kardeş normalde narkotik polislerince gözaltına alınmışken, terörle mücadele ekipleri tarafından evi aranıyor. Bu da tezgâhın kimler tarafından kurulduğunu da gösteriyor aslında.

Evet, tıpkı 28 Şubat sürecinde olduğu gibi, dindar insanlar karalanmak, gözden düşürülmek, toplumdan soyutlanmak isteniyor. Sık sık rastlanan ve bir parça kolluğun da içinde olduğu derin ihbar ve mail çetelerinin attığı mailler ve yaptıkları ihbarlar Müslümanların çalışmalarından rahatsızlık duyanlar için saldırı malzemesi haline gelmiş bulunmaktadır.  ‘İhbar geldi, mail geldi, biz de gereğini yapmak zorunda kaldık’ bahanesiyle Müslümanlar mahkûm edilmek, toplumdan soyutlanmak isteniyor. Evet, her ne kadar bu kardeş veya başkalarının suçsuzluğu sabit görülmüş ve bırakılmışsa da olayın haberinin sitelere, kimi televizyon kanallarına düşmesi olayı organize edenlerin amaçlarına kavuştuklarını gösteriyor. Bir tek insanı bile buna inandırabilmişlerse bu onlar için bir kazanım olmuştur.

Bu yaşanan olaydan şüphesiz dava sahibi tüm Müslümanların çıkarması gereken dersler vardır. İslami hizmetlerden ve Müslümanlardan rahatsız olanların her an düzenleyebilecekleri bir komplo ile karşı karşıyayız. Buna göre de sürekli uyanık olunmalı, duygusal davranılmamalı, İslami şahsiyetin muhafazasına çalışılmalıdır. Tabi en önemlisi de Allah’tan bu tip komplolara karşı bizi muhafaza etmesi için dua talep etmeliyiz.

Tam da bu dönemde iki çarşaflı bayanın hayasız bir reklam afişini yırtması olayına gelince… Şimdilik bu olayın da çarşaflıları ‘çarşaf’ etmenin bir parçası olduğu teorisinden uzaklaşarak deriz ki, onlar aslında belki, halkın inanç değerlerine, geleneğine savaş açanların yüzlerine bir tokat indirmiş, milyonların tercümanı olmuşlardır.

Sokaklarda, caddelerde zaten bir mümin başını, hayâsızca dolaşanlardan dolayı yerden kaldıramıyorken, gözünü bu kötülüklerden kaçırayım derken kişi bu kez de caddelerde bilbordlarda hayâsızca basılan reklam afişlerinden kendini kurtaramıyor. Bir anda Müslüman bir memlekette olduğunuzu unutuyor, kim bilir hangi gavur memleketin paçavralarının mide bulandıran görüntüleriyle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Bir Müslüman coğrafyasında bu denli cüretkar davranılıyorsa bunun bir sebebi de Müslümanların bizzat kendisidir. Toplumsal duyarsızlıklar, sivil toplum kuruluşlarının değerlerimizi muhafazaya yönelik ciddi projelerinin olmayışı, kimi odakları harekete geçirmiş ve toplumu hayâsızlıklara alıştırmanın yollarını adım adım hayata koymuşlardır. Evet, belki bu iki çarşaflının yaptığına ‘başka bir şekilde tepki ortaya konamaz mıydı, mesela toplum ahlakını muhafaza mitingi adı altında topluma şuur kazandırmaya yönelik bir girişim olamaz mıydı?’ şeklinde düşünceler dile getirilse de, esasta bu olayda basının kirli yüzü bir kez daha sergilenmiş oldu. Lakin aynı boyalı basın Batman’da ve Diyarbakır’da Kutlu Doğumun kutlanması için milyonları aşan çarşaflı ve tesettürlü bacının bir araya geldiğini görmedi, görmezlikten geldi.

Hülasa Rabbimizin tavsiyelerini adım adım uygulayarak onun bayrağı altında toplanmakla kurtuluşu arayanlardan olalım. İşte o aşamalar: “Ey îmân edenler! Sabredin! Sabırda (düşmanlarınıza) üstün gelin! Hazırlıklı olun ve Allah’dan sakının! Tâ ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-î İmran, 200)

Doğruhaber Gazetesi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.