Korku mu ikiyüzlülük mü?

Hasan SABAZ

Çözüm süreci adı altında devlet ile aralarında çatışmasızlık durumu devam ederken, PKK çeteleri Kürdistan coğrafyasının her yerinde terör estiriyorlar.

Suriye’de muhalif gruplara hayat hakkı tanımayan çeteler, Baas istihbaratıyla işbirliği içinde öldürme ve kaçırma eylemlerinde bulunuyorlar.

Kendi yaptıkları tahribattan söz etmeden, Barzani’nin gösterdiği tepkiyi yansıtarak karşı propaganda yapıyorlar. Barzani de eylemlerinin önüne geçmek için onlara karşı operasyon yapıyor.

Türkiye sınırları içerisinde adam kaçırma, araç yakma ve tehditlerle muhaliflere hayat hakkı tanımamaya çalışıyorlar.

Hükümetin “Çözüm süreci zarar görmesin” hassasiyetinden faydalanıyor ve her türlü insanlık dışı eyleme imza atıyorlar.

Ama buna karşılık…

Garip, anlaşılması zor ve çelişkilerle dolu bir sessizlik var.

Tek tük sesini çıkaranlar olsa da bu yeterli olmuyor.

Çocuklar kaçırılıyor, kadınlar kurşunlanıyor ama liberaller bile konuşmuyor.

Kurtuluş Tayiz, bu çelişkileri Akşam gazetesinde yazdı:

“Yakın günlerde yaşanan bir olay, buna iyi bir örnek sunuyor. PKK, 18 Mayıs’ta Diyarbakır’ın Lice İlçesi’nde Hüda-Par’lı Mükail Ayık’ı kaçırmaya kalktığı sırada bir çocuk annesi olan Nesrin Ayık’ı da kurşunlayarak yaraladı. Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisi süren Nesrin Ayık’ın durumunun ağır olduğu söyleniyor. PKK susarak olayı unutturmaya çalışırken Kürt medyası da Mükail Ayık’ın kaçırılma girişimini “köylüler arasındaki çatışma” diyerek örtmeye çalıştı. Merkez medya da haberi, “kimliği belirsiz kişiler arasında çıkan çatışma” olarak duyurdu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan ve yoğun bakımda yaşam savaşı veren Nesrin Ayık’ın adını anan bile yok. Kocasını savunduğu için kurşunlanan bir anneye hiçbir kadın örgütü sahip çıkmadı. BDP’nin kadın kolları örgütü de dâhil Güneydoğu’daki hiçbir kadın kuruluşu, Nesrin Ayık’ı ziyaret etmediği gibi basit bir basın bildirisi bile yayımlama gereği duymadı. Kadın cinayetlerini ve çocuk ölümlerini gündeminden düşürmeyen kadın örgütlerinin ve merkez medyanın, Nesrin Ayık’ın kurşunlanmasını görmemesi biraz tuhaf değil mi?”

Elbette tuhaf, ama tuhaflıklar bununla da sınırlı değil.

Ağır aksak da olsa işleyen bir çözüm süreci var ve bu sürecin en önemli ayağı PKK’nin silah bırakması.

Ama PKK durmadan dağa eleman götürüyor.

Bazıları bunun büyük bir savaşın hazırlığı olduğunu düşünüyor. Bazıları da PKK içerisinde Öcalan’ın etkisizleşmesini isteyenlerin olduğunu ve onların bu tip davranışlarla süreci baltalamak istediğini söylüyor.

Suriye’de Kürt gençleri, halen Baas ordusuna asker olarak veriliyor. PYD’nin güçlü olduğu Kamışlı’da, Baas’a destek gösterileri düzenleniyor. Bunlar hepsi bir yana PYD yöneticileri, Suriye politikasını Baas karşıtlığı üzerine bina eden T.C. Hükümetini eleştiriyor.

Tuhaflıklar o kadar çok ki.

Son birkaç ay içerisinde yüzlerce çocuk Pkk tarafından kaçırılıyor.

18 yaşından küçük evliliklere itiraz eden PKK’ye yakın kuruluşlar, 15 yaşındaki çocukların kendi iradeleri ve istekleri ile PKK’ye katıldıklarını iddia edip tüm toplumun zekâsıyla alay edebiliyorlar.

Dünya basını Nijerya’da kime hizmet ettiği belli olmayan Boko Haram örgütünden ve örgütün kaçırdığı kızlardan söz ederek önlem alınması gerektiğinden söz ediyor.

Türkiye’deki solcu ve liberaller de Boko Haram’ı fırsat bilerek İslam’a olan kinlerini kusuyor.

İlginç olan ise PKK’ye yakın çevrelerin de Boko Haram’ın eylemlerine tepki göstermesi.

Bakın bir ara BDP’de yöneticilik de yapan Filiz Koçali’nin yazdıklarına:

“Allah adına boğaz kesen, Allah adına darbe yapan, Allah adına sivilleri katleden, Allah adına kadın taşlayan, muhalif idam eden, kız çocuk satan, zorla baş örten devletlere de, devletçi örgütlere de yüz bin kere lanetler olsun!”

Peki, Boko Haram’a kızları kaçırmış diye lanet eden Koçali, (kız-erkek) çocukları kaçıran, köyde bir çocuk annesi kadını kurşunlayan Pkk’ye de lanet edebilecek mi?

Tabii ki lanet edemez.

Bu çelişkinin, bu ikiyüzlü politikanın izahı var mı?

Boko Haram elindeki silaha güveniyor da Pkk ideolojisine mi güveniyor?

Silahı bırakıp Kürt halkının karşısına çıkmaya cesareti var mı Pkk’nin?

Yoksa silahı bıraktığında korku imparatorluğunun çökeceğinden, rant tezgahının bozulacağından mı korkuyor?

İnsanları korkutarak siyaset yapmanın Nazilerin, Baas’ın, Enver Hocacıların mirası olduğu bilinen bir şey.

Hadi bazıları korkudan dolayı seslerini çıkarmıyor, onları anlayabiliyoruz da, ikiyüzlülükten dolayı böyle davrananlara ne demeli?

Adları liberal de olsa sosyal demokrat da olsa kürt milliyetçisi de olsa fark etmez.

Lice’de Pkk’nin iğrenç yüzü ortaya çıktığı gibi ikiyüzlülerin de maskesi düşmüştür.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.